Çarşamba , Şubat 1 2023
Home / Güncel / TERÖRIST TÜRK DEVLETİNİN ROJAVA’YA HAYDUTÇA SALDIRISI ve PKK YÜRÜTME KONSEYİ’NİN ULUSAL KONFERANS ÇAĞRISI HAKKINDA KKP MK AÇIKLAMASI

TERÖRIST TÜRK DEVLETİNİN ROJAVA’YA HAYDUTÇA SALDIRISI ve PKK YÜRÜTME KONSEYİ’NİN ULUSAL KONFERANS ÇAĞRISI HAKKINDA KKP MK AÇIKLAMASI

Haydut Türk devletinin Rojava’ya karşı emperyalist işgal ve ilhak saldırısı azgınca devam ediyor. Kuduz köpekler gibi saldıran hunhar işgalciler kentleri ve köyleri yakıp yıkıyor, ulusumuzu katlediyor, masum sivilleri öldürüyor. Halkımız bir kez daha sırtlan sürülerinin önünden kaçıp göç yollarına düşüyor. Daha şimdiden BM açıklamasına göre 190 bin, Rojava yetkililerine göre 70 bini çocuk 275 bin insanımız yerlerini – yurtlarını terk etmiş bulunuyor.

İşgal tezkereleri Türk meclisinde ‘’milli mutabakat’’ halinde kabul edildi. Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na, Bahçeli’den Akşener’e, Karamollaoğlu’ndan Perinçek’e kadar bütün karşıt burjuva partileri ‘’vatan sözkonusuysa gerisi teferruattır’’ anlayışıyla ‘’Mehmetçik’’in zaferi için dualar ettiler. Rojavayê Kurdistan’ın işgali için ‘’Türkiye İttifakı’’ kuruldu. Camilerde Fetih sureleri okunuyor. Sokaklar mehter marşları, cenk naralarıyla inliyor. Yazılı ve görsel basında milli seferberlik kampanyası yürütülüyor. Futbol takımları maç zaferlerini Türk işgal ordularını asker selamıyla selamlayarak kutluyorlar. Türk dışişleri bakanı asker üniformasıyla pozlar çektiriyor. Türk muhabirleri işgal saldırılarını maç spikerlerinin coşku ve heyecanıyla televizyonlarda sunuyor.

Kahraman Rojava kadın – erkek savaşçıları Türk taşeronu İŞİD canilerini binlerce şehit vererek yenilgiye uğratmış, hepsini derdest edip hapse atmıştı. Tayyip ve çetesi şimdi onları kurtarmak ve çeşitli selefi çeteleri birleştirerek kurduğu kukla Suriye Milli Ordusu’na katmak; yerlerinden süreceği halkımızın yerine bunları, İdlip’te sıkışıp kalmış öteki cihadçıları, Türkiye’de misafir ettiği selefi Suriyelileri ve ailelerini yerleştirmek istiyor. Üç buçuk milyon insanı yerleştirmek ve bu amaçla yeni köyler ilçeler kurmak için gereken bütün hazırlıkları yaptıklarını, milyonlarca liralık ‘’yatırım planı’’ hazırladıklarını söylüyor. Böylece Rojava’ya bir daha geri çıkmamak üzere girmek istediğini açıkça ilan ediyor. Türk inşaat firmaları daha şimdiden ihaleler peşinde koşuyor. Türk sermayesinin sözcüleri ‘’ekonomimiz için yeni alanlar, muazzam imkanlar açılacak’’ şeklinde açıklamalar yapıyor; saldırıyı hararetle destekliyorlar.

Rojava’ya saldıran Türk devleti, Kuzey Kürdistan’daki baskı ve saldırılarını da aralıksız sürdürüyor. Belediye başkanlarımızı, HDP üye ve yöneticilerini, sosyal medyada eleştirel paylaşım yapan insanlarımızı tutukluyor. Aynı baskıları Türk emperyalist saldırılarına onay vermeyen Türk aydınlarına, gençlerine, kadınlarına da yapıyor. İşgal uğruna esen milli birlik beraberlik kasırgası Türkiye’yi baştan başa dolaşıyor. Türk şehirlerinde Kürtçe konuşan insanlar öldürülüyor.

Türk devleti peşine taktığı bütün bu güruhla halkımızı terörist ve düşman ilan ediyor. Karşımıza amansız bir kudurmuş düşman olarak çıkıyor. Saldırganlıkta hiçbir kural, ahlak, değer tanımıyor. Yalan söylüyor, iftira atıyor, kara çalıyor, kendi tertiplediği provokatif cürümleri bizim üstümüze atıyor.

200 yıldır milletimize karşı defalarca fetih, tenkil, tedip vs. saldırıları yapan bu düşmanımızın Rojava halkımıza karşı yapılan son işgal saldırısının amaçları ve hedefleri korkunçtur. Türk işgalcilerinin elebaşı daha saldırıya başlamadan evvel BM Genel Kurulu’nda işgal – ilhak haritalarını dünyaya pervasızca ilan etmiş; Kürdistan’ın bir kısmını daha zaptetme savaşına tüm Türk burjuva partilerin desteğini; Rusya ve Amerika’nın da icazetini almıştı.

Bu vahşi saldırı sömürgeci Türk, Fars, Arap devletlerinin ulusumuza karşı defalarca giriştiği saldırıların hepsinden nitelikçe farklıdır. Parçalanmış sömürge ülkemizin her bir parçasına karşı yapılan saldırılar bugüne kadar hep o parçanın kendi egemen devleti tarafından yapıldı. Bu kez Kürdistan sömürgecilerinden birisi kendi egemenlik sahası dışındaki bir Kürdistan parçasını fetih ve ilhak etmek için saldırıyor. Böylece Kürt milletinin tümüne, bütün sömürge Kürdistan parçalarındaki halkımıza karşı cihad ilan etmiş oluyor. Rojhılat’tan Rojava’ya, Bakur’dan Başur’a kadar bütün Kürtlerin şeref, haysiyet ve namuslarına hakaret ediyor.

Öteki sömürgeciler Türk emrivakisine kısmen karşı çıksalar da özünde bu durumdan kendi lehlerine faydalanmak için fırsat kolluyor. Suriye rejimi halkımızın uğradığı felaketten yararlanarak tek kurşun atmadan Rojava’yı yeniden teslim almaya hazırlanıyor. İran, Türk saldırısıyla aynı gün Urmiye bölgesinde askeri tatbikat başlatıyor. Irak devleti Rojava ile olan sınırlarında ciddi tedbirler alarak bu sınırları muhtemel Kürt göçüne karşı tahkim ediyor.

Rojava’da halkımız ve savunma kuvvetlerimiz canlarını dişlerine takmış olarak Türk işgalcilere ve onların beslemeleri cihatçılara karşı kahramanca direniyorlar. Bu direniş işgalcilerin ilerleyişini zorlaştırıyor, haydutlara ağır kayıplar verdiriyor.

Dünya halkları İŞİD canilerini yenen halkımızın muazzam kuvvetlerle havadan ve karadan saldıran Türk işgalcilerine karşı da cesurca direndiğini görüyor; halkımızın yurtsever direnişinin haklı olduğunu anlıyor ve direnişimize destek oluyor. Protesto eylemlerimize katılıyor, kendi hükümetlerini, parlamentolarını tavır almaya zorluyor. Kamuoylarının baskısı altında kalan hükümetler Türk saldırısına karşı çıkmak zorunda kalıyor, yaptırım kararları alıyor, kınama açıklamaları yapıyorlar. Türk işgalcilerine açıktan destek olan ülke sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Hükümetlerin aldıkları yaptırım kararlarının çoğu semboliktir; pratikte fazla değer taşımıyor. Fakat yine de önemlidir. Rojava halkımızın direnişi başarıyla sürdükçe ve düşman saldırıları püskürtüldükçe dünyanın bize desteği daha da artacaktır. Rojava’ya işgal saldırısı daha şimdiden bir dünya meselesine dönüşmüş ve düşman kendi eliyle ulusal davamızın haklılığını dünyanın gözleri önüne sergilemiştir. Kürt ulusal kurtuluş sorunu artık kimsenin görmezden gelemeyeceği bir sorun olarak bir kez daha dünyanın karşısına çıkmıştır.

Bu gerçeğin lokal, bölgesel bir ‘’istikrarsızlık’’ meselesi olmayıp Kürtlere karşı kurulmuş adaletsiz Ortadoğu sisteminin bir kangreni olduğunu bilmeyen yoktur. Fakat Kürtler sömürgeci düşmanları tarafından bastırıldıkça, Kürt ulusuna karşı kurulmuş uluslararası haksızlık düzeni sorunsuz işledikçe hiç kimse sesini çıkarmamakta, harekete geçmemekteydi. Özellikle bu düzenin mimarları olan büyük emperyalist devletler, kendi kurdukları devletler sisteminde statükonun bozulmaması, Kürtlere karşı suç ortaklığı içinde oldukları devletlerin destabilize olmaması için ellerinden geleni yapmaktaydı. Batılı emperyalist devletler ve uluslararası kurumlar sömürgecilerin Kürtleri sessiz sedasız boğazlamalarına itiraz etmemekteydi.

Fakat halkımız artık her parçada direniyor, örgütleniyor, birleşiyor, sesini yükseltiyor. Dünyanın kapalı gözlerini, sağır kulaklarını açıyor. Kürtler birleştikçe, kendi ulusal davalarına yekvücut halde sahip çıktıkça üçüncü taraflar da kendi tutumlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor.

Halkımızın can ve mal varlığına, yurduna, ulusal kimliğine, özgürlüğüne ve öteki en doğal haklarına karşı Türk devletinin yürüttüğü düşmanca saldırganlığın karşısında ulusal birlik halinde yekvücut olmak zorunludur. Horasan’dan, Urmiye’ye, Süleymaniye’den Hewler’e, Amed’den Diaspora’da yaşayan Kürtlere kadar tüm halkımızın tabanda sergilediği tavır da zaten budur. Halkımız sömürgeci düşmanca yasakların karşısına çıkmadığı her yerde alanlara Alarengin’lerle çıkıyor, başta Ey Reqip milli marşımız olmak üzere kendi ulusal marşlarımızla, stranlarımızla, zılgıtlarımızla düşmana karşı öfkesini ve tepkisini tek ruhla ve tek yürekle haykırıyor. Başka zamanlarda biraraya gelmekte ve ortak tavır oluşturmakta zorlanan örgütlerimizin taraftarları şimdi yan yana mücadele ediyor. Rojava’da her partiden Kürtler ortak düşmana karşı birlikte direniyor. Çünkü düşmanın kurşun ve bombaları Kürtler arasında fark gözetmiyor, seçme yapmıyor. Çünkü Erdoğan tarafından kelle koparmaya gönderilen selefi Suriye Milli Ordusu çeteleri yakaladıkları Kürtlerin kafalarını ayrım yapmadan kesiyor.

Rojhılat’lı partiler Rojava’da kahramanca yurdunu, şeref ve namusunu savunan kardeşlerimizin yanında olduklarını, Rojava’ya peşmergelerini yollayacaklarını açıkladılar. Başure Kürdistan’da 14 parti bir araya gelerek Rojava’ya nasıl yardımcı olacaklarını görüştüler.

Emperyalist Türk çakallarının Rojava’ya karşı saldırısı tüm Kürtlerin şeref, haysiyet ve namusuna tecavüzdür. Düşmanlarımızın buna cüret etmesinin nedeni aramızda birleşip bağımsız ve özgür bir devletimizi kurma iradesi koymamamızdır.

Bu iradeyi koyamadığımız dönemlerde sadece düşmanları cüretlendirmekle kalmaz; halkımıza yardıma hazır olan kimseleri de hayal kırıklığına uğratırız.

Bu iradeyi dosta – düşmana göstermek için dört parçadan Kürdistan partilerinin katılacağı bir ulusal konferans toplanması yönünde PKK Yürütme Kurulu’nca yapılan çağrı yerinde ve zamanındadır. Bu çağrıyı destekliyoruz; tüm Kürdistan partilerini ulusal konferansı acilen toplamaya çağırıyoruz.

15. 09. 2019

PARTIYA KOMINISTA KURDISTAN
KKP
MERKEZ KOMİTESİ

Bölüme ait diğer yazılardan!

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM !

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM ! Sömürgeci Türk devletinin …