Home / Makaleler / LİDERLİK YADA YÖNETİCİLİK / B. Nehir

LİDERLİK YADA YÖNETİCİLİK / B. Nehir

LİDERLİK YADA YÖNETİCİLİK

Yaşanılan dünyamızda, ciddi bir liderlik yada önderlik – yöneticilik sıkıntısı var. Gerek ülkelerin başında ve ya devlet yönetimlerinde kalipresi yüksek ve yeteneklerle donanımlı idareciler kıtlığı, gerekse de dünyanın şu anki içinden geçtiği değişim süreci, kaoslarla dolu bir zamanı yaşatıyor bizlere. Kapitalizmin her on yılda bir yaşadığı krizleri aşma ve kendini yeniden üretme geleneği sona yaklaşıyor gibi. Ya kapitalizm kendini yeniden üretmede zorlanıyor ya da bu yeniden üretim ve yaşamını sürdürebilme kabiliyetini yakalayabilmesi için dünya da çok çok büyük karmaşa ve kaos yaratması kaçınılmaz. Önümüzdeki on yıllar içinde, dünya nizamı ve pazar işleyişi, mevcut halinden alabildiğine farklılıklara dönüşecektir. Bu dönüşümlerin sancısız ve çatışmasız bir şekilde geçmesi düşünülemez. İnsanlık aleminin bu süreci daha az hasarla ve daha az savaş ve çatışmasızlıkla atlatabilmesinin önemli bir noktasını, dünya lideri vasıflarını taşıyabilecek yöneticileri ortaya çıkarabilmesi oluştumaktadır. Geriye doğru bakarsak, Dünya’ya yön verecek liderler, 1950’lerden buyana pek de ortaya çıkmıyor. Her şey bir ihtiyaçlar zincirinin sonucunda ortaya çıkar. Dünya’daki kurulu nizam gereği kapitalizim, bu güne kadar az sorunlu haliyle yaşamını sürdürebildi. Bundan sonrası ufak tefek badirelerle atlatılabilecek gibi görünmüyor. Bundandır ki değişik ülkelerde, deyim yerindeyse, popülist ve magazinel denecek ve ya şizofrenik – agrasif tipler ülkelerin başına gelebiliyor. Dünya halkları, ruh halleri bozuk yöneticilerin ve onların kararlarının insafına kalmış bir kaderi yaşama durumuyla yüz yüze.

Esas konumuz bu değil. Ama, üzerinde duracağımız, sorun bir yanıylada bu vaziyetle direkt ilintili. Kapitalist sistemin yaşadığı çıkışsızlık ve koas etraflıca incelemeye – analizlere muhtac… Bizim, yani sosyalist ve komünist idealler peşinde koşanlar açısından da sorunların anasını sağlıklı bir yönetme ve idare etme konusu oluşturuyor. Burjuva yönetim ve idare sistemleri, biz sosyalistleri de etkileyerek kendilerine benzetiyorlar. Yani, 1800’den 1900’lü yıların ilk yarısına kadar olduğu gibi, dünyaya yön veren kömünist ideloglar ve liderler yok. Bundandır ki, sosyalist hareketler hemen hemen tüm ülkelerde kan kaybediyor. Sorunlara çözüm üretemiyor, öncülük yapamıyorlar. Derlenip toparlanma bir yana, ufala ufala yokoluşa gidiyorlar. Sadece bizde değil, dünya genelinde ideoloji-politik üretimlerde bir kısırlaşma, öncülükte bir geriye gidiş sözkonusudur. Düşünsel üretim ve dönemsel sağlıklı politikalar oluşturmanın yol ve yöntemlerini bulabilmek en acil görevlerimizdendir. Bunun için ise, ilk elden yapılacaklar, üretken ve sağlıklı düşünen kadrolar yetiştirmektir. Donanımlı kadrolar ve gerçekten üreten, yönlendiren, idarecilik yapabilen liderler ortaya çıkarabilmeliyiz. Burjuva sistemine entekre olmuş, ona her yönüyle benzeşmiş, egoist, idarei-maslahatcı, sosyalizm derdi olmayanlardan arınmalıyız. Kokuşmuş burjuva parti ve yönetim anlayışlarını temizlemeli, geçmiş sosyalist sistem ve haraketlerin kronikleşmiş hastalıkları ile güne uymayan her türlü yöntemlerini bir yana iterek, komünist ideoloji ve komünal yönetişim tarzlarını geliştirmemiz gerekir.

İlk elden ne ve nasıl olmamamız gerekire bakmalıyız: Bizde ve bölgemiz halklarında yada ülkelerinde kronikleşmiş parti – ülke yönetim tarzları ortadadır. En gerici burjuva partilerinden, sosyal demokrat partilerine kadar yapılanma şoblonları ve idari şekilleri aynıdır. Parti organları, her partide hemen hemen aynıdır. Parti işleyişleri de benzerdir. Ve sonuçta hepside klikleşen bir yönetimin denetiminde, tek adam-liderin tümüyle hakimiyeti altında tek elden yönetilirler. Parti liderleri, istisnalar hariç, emekli olana kadar o erki terk etmez. Tersinden, sosyalist-komünist partilerde de vaziyet farklı değildir. Otoriter, despot, anti-demokratik ve tek merkezli-tek adamlı bir yapılanma ve yönetişim mekanizması işlemektedir. Bu düzen değişmelidir. Değişmeli çünkü, bu kısır döngü ve anti demokratik hal, siyasal yapıları üretimden ve yaratıcılıktan uzaklaştırıyor; tek adam diktasına dönüştürüyor; giderek yapıları bitiriyor.

Olması gereken ne, yada ne olmalı? Ki çözüm üreten, kendini hep yenileyebilen, çağa kendini adapte ederek cevablar ortaya koyabilen bir mekanizma yaratabilelim? Bilinir, milenyum çağındayız. Çağa uygun liderler yetiştirmek gerekir. Lider değil sadece, liderler yetişmeli. Teknolojiden anlayan, analitik düşünce sistematiğine sahip, kollektiviteyi ve birlikte üretmeyi başat edinmiş genç liderlere ihtiyaç var. Buraya varışta, genç liderlerin önleri açılmalı ve öncülük onlara devredilmeli. Genç ve dinamik öncülerin yaratıcılığında, deyim yerinde ise, ‘’bir agaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine’’ anlayışında kolektif üreten ve kolektif yöneten yapılanmaları örmek zorundayız. Sözde değil, gerçekten demokrasiyi işleten; komünal değerleri şiar edinmiş ve toplumu da bu yönde değişime yönlendiren bir yapılanmanın, başarılı olmaması imkansızdır. Her toplumsal yapı öncüsü olan partilere veya liderlere göre de kendini konumlandırıp şekillendirdiğine göre, bizlerin ilk elden liderler ve yöneticiler yetiştirme çabası içine girmemiz gerekir. Aşağıda bir Lider nasıl olmalıdır ve yöneticilerimizi hangi kıstaslara göre belirlemeliyiz sorularını, liderlere ve yöneticilere diye okumalıyız.

‘’Her at sahibine göre kişner’’ özdeyişinde olduğu gibi, tüm toplumsal yapılar küçüğünden büyüğüne, aileden başla siyasi partisine, derneğinden başla sendikasına, muhtarından başla cumhurbaşkanına kadar, o toplumsal yapıyı temsil eden ‘’sahip’’e, yani başındaki yönetime – lidere göre şekillenir. Şekillenmenin ötesinde onu taklit eder, onu yansıtır. Kabaca bir benzeşme oluşur. Bakın Tayyip’e… Dönüp bakın birde AKP tabanına… Aradaki farklı parti organlarında yer alan yöneticilerin ve ya sıradan AKP’lilerin, nasıl da Tayyip’i taklit ettiklerini görürsünüz. En tabanda bile Tayyip’in fotokopilerini bulabilirsiniz. 15 Temmuz da sokağa çıkan Tayyip’in kitlesi, sanmayın ki demokrasi savunusuna yürüdü… Sokağa çıkma gayelerinde Tayyip’de kendilerini bulmaları vardır ve Tayyip’in bir çağırısı yetmiştir. Tüm AKP kitlesi, Tayyip olarak sokağa inerek tankların karşısında durmuştur, Tayyip olmuştur. Bu, bir toplumun liderine göre şekillenme gerçeğidir. Bunu sağlayan ise liderdir. Bundandır ki, Tayyip, kadrolarını ve tabanını konsolide ederek istediği an harakete geçirebilmektedir.
Lider, tüm yapıya nüfus eder. Lider, tüm yapıyı şekillendirir. Lider, tüm yapıyı benzeştirir. Lider, tüm yapıyı aynı şeyleri düşünen, ayni tepkileri dillendiren, aynı zamanda harekete geçiren bir değerler manzumesine dönüştürendir. Lider, yapıyı bir makine gibi harekete geçirerek zaferden zafere koşturandır. Lider, yapıdaki her bireyi olmasada, yönetim ve öncü kademelerdekilerle ahenk içeriside ve yapıyı tutukluluk yapmayan bir makine gibi çalıştırandır. Kimin ne olduğunu, neler yapabileceğini bilendir. Kimin enerjisi ne kadardır, kapasitesi nedir, kırılganlıkları-zaafları nelerdiri görebilendir. Lider, her bir bireyin ne düşündüğünü, neler yapabileceğini, neler yaratabileceğini hissedendir. Lider bir bakışıyla, ( sözüyle değil ) organizma olan partiyi harekete geçirebilendir. Lider emreden değil; düşüncesiyle, pratiğiyle, duruşuyla, karizmasıyla örnek ve önder olandır. Lider iyi bir dinleyendir. Lider, anlayandır. Lider, iyi bir gazeteci gibi gözlemleyendir. Lider, iyi bir bilim adamı gibi analiz yapandır. Lider, bir pisikiyatır gibi sentezleyendir. Lider, bir mimar bir mühendis kadar projeler yapandır. Lider, bir müzik topluluğunu idare eden şef kadar partiyi uyumlu ve ahenk içinde yönetebilendir. Lider, yapıdaki her dişlinin zaaflarını gideren, boşlukları doldurup yürüyüşü sürdürebilendir. Lider, gerektiğinde bir çocuk kadar saf ve hisli düşünendir. Bir delikanlı kadar enerjik ve fokur fokur kaynayıp kabuğuna sığmayandır. Lider, bir köylü kadar toprakla yoğrulmalı, bir işci kadar ilmik ilmik üretebilmelidir. Lider, bir aydın kadar detaylı analizler yapabilmeli, bir mühendis gibi planlı programlı projelerle pratiğe damgasını vurabilmelidir. Mesala, kadınların nasıl özgürleşebileceğini icraatlarıyla ortaya koyabilmeli… Örneğin, farklı cinsel kimliklere ilişkin pürüzsüz fikir sahibi olabilmeli… Doğayı dinlemeli bazen, anlamalı… İnsanla doğayı nasıl barışık ve ahenkli bir yaşam içine sokabilirize, cevap verebilmeli. Sözün özü, lider; kum tanesinden su zerreciğine, bebekten insana, köyden ülkeye, ülkeden dünyaya, dünyadan evrene söyleyecek sözü olandır. Tüm bunlara ilişkin sözü olmalıdır ki, başında bulunduğu yapıyı sağa sola toslatmadan sevk ve idare edebilsin ve zafere taşıyabilsin.

Evet, Lider bilgili ve birikimli olmalı. Sorgulayan, analitik düşünen, sentezleyerek projeler üretebilen vizyoner biri olmalı. Söylediğiyle, yaptığıyla, kararlarıyla güven abidesi olmalı. Liderin ağzından çıkan her söz sağlam temellere dayanmalı, yalancı durumuna düşmemeli. Evet, lider güven vermeli. Lider güven veremiyorsa, liderin şahsında, yapıya yönelik güvensizlik, kuşkulu bakışlar başlar. Bu eğilim her gün büyümeye devam eder ve güven bunalımı oluşur. Lidere güvensizlik, harekete güvensizliğe evrilir ve vucudu sarmalayan kangrene dönüşür. Ki, buda, yapısal dejenerasyona ve dağılmaya kadar işi götürür. ‘’Güvenmek iyidir ama güvenmemek esastır’’ diye bir söz vardır, güven önemlidir. Sonsuz güven itikatcılığa ve giderek itiatcılığa yol açar. Her söze ve söz sahibine eleştirel bakmak, sorular sormak analitik bakışı güçlendirir. Hataları, yanlışları, zaafları daha çabuk ortaya çıkarmaya yardımcı olur. Bundandır ki, lider ve etrafındaki yönetici kademesindekilerin duruşları, kuşkuya yer vermeyecek ölçüde arı ve net olmalıdır.

Yukardaki yazılanlardan hareketle, lider ve liderliği çevreleyen yönetici kademelerinden aşağıya doğru, yönetici ve idarecileri seçerken-oluştururken hareket tarzı, bakış açısı ve dikkat edilmesi gereken ana hususları, yaklaşımları kabaca özetlemek gerekirse: Lider, etrafındaki yönetim kademesinde yer alanları, tüm yönleriyle tanıyabiliyorsa onlara liderlik edebilir. Liderlik, öncelikle çevresindekiler olmak üzere, yönetim kademelerinde yer alanları ve hatta çeperde bulunan yönetim kademelerine gelmeye aday olan bireylere ilişkin dahi, bilgi birikimine sahip olmalıdır. Bunun için lider, çeperde yer alan vasıflı şahsiyetlerle birebir görüşmeler yapmalı. Görüşmeler sadece politik ve faaliyetlerle sınırlı olmamalı. Daha basit ve temel olan, o kişi veya kişilerin insani yapıları, aile yapısı ve ilişkileri gözlemlenmeli. Toplumdaki yerleri ve konumlarına ilişkin bilgiler toparlamalı, irdelenmelidir. Gerekirse kişilerin çocukluklarına kadar inilmeli, aile bireyleri irdelenmeli vs. Ki, ilgilenilen zatın gelişim ve kişilik oluşumuna etki eden faktör ve dinamikleri ortaya çıkarabilelim ve onunla ilgili geleceğe yönelik tasarruf ve değerlendirmelerde sağlam zemilerden hareket edebilelim.

Tekrara kaçsa da, konuyu biraz daha basitleştirerek özetlersek; lider ve liderliğe aday olan yöneticilerin, yapısal çark içinde yer alacaklara ilişkin basit ama etkili sonuç elde edebilmek için, tanıma ve tespit yöntemlerinde izlenecek yol, kişilerle yakın diyaloglar kurmaktan geçer. Etrafımızdaki kişilerin aile durumlarını gözlemlemeli. Çevresiyle diyalogları irdelenmeli. Çalışma yaşamları sorgulanmalı. Ve şu sorulara cevap aranmalı: Sağlıklı aile bağlarına sahipler mi? Çevreleriyle ilişkileri seviyeli mi? İş yaşamlarında üreten, yaratan ve istikrar temsili var mı? Bu kişilerin duruşları sağlam mı? Travmaları var mı? Çocukluğunda travmatik herhangi bir vaka yaşamış mı? Aile içi paylaşımları düzeyli mi, sevgi bağları güçlü ve daimi mi? Çevresiyle iletişimi rahat kurabiliyor ve bunu kalıcı kılabiliyor mu? Siyasal ilişkilerinin ötesinde her türlü insani bağları sağlam tutabiliyor mu? İş yaşamında kalıcı mı, üretici- iş erbabı mı, özverili ve dürüst mü, işten zaman çalıyormu ve iş sorumluluğunu taşıyabiliyormu? Siyasal yaşamında özü-sözü bir mi? Özgüveni varmı? Tutarlı ve kararlımı? Hedef ve vizyon sahibi mi?
Kabaca bu söylenenlerden çıkarılacak sonuç; lider ve yöneticiler eleminize edilirken, yukarda izaha çalışılan süzgeçlerden geçirilmelidir. Geçirilmelidir çünkü, kadro yapılanmasının büyük bir ciddiyetle ele alınması şarttır. Yapının tıkır tıkır ve düzenli işlemesi başta buna bağlıdır. Kadro oluşumu baştan yanlışlarla oluşmaya başlamışsa o yapı işlemez, tekler ve giderek yokoluşa evrilir.

Ne kadar mükemmel proğramın ve tüzüğün olursa olsun, organizmanın beyni olan yönetimdeki şahsiyetlerde eksik- gediklikler var ise, bu yapı halk nezdinde etki yaratamaz, itibar göremez. Çünkü, güvenilir kadrolardan oluşan bir organizma topluma umut olur, mücadele ruhu katar, direngen hareket kabiliyeti oluşturur. Anında ve zamanında kararlar alıp uygular. Diri ve iri olur. Dinamik ve kitlelerin çekim merkezi olur. ’’Gözünün üzerinde kaşın var’’diyen olmaz. Yanyana yürüdüklerinin kuyusu kazılmaz. Üretici olur. Demem o ki, sırtını dayayabileceğin ve inanabileceğin, gücünden güç alabileceğin, bir orman misali büyüyebilen, toplumun her hücresine nüfus edebilen bir hareket, ancak ve ancak kalifiye ve azimli kadrolarla mümkündür. Yada, tersinden bakacak olursak, travmalarla dolu, işinin ehli olmayan bir yönetim yapısıyla, bir hareketin toplumsallaşamayacağını, dağılıp yok olacağını, böylesi bir yapının giderek bireylerin-bireyin partisi olacağını görmek gerekir.

Her birey değerlidir. Değeri ölçüsünde, donanım derecesinde yükümlülükler almalıdır. Bireylere süreçte değerler manzumelerini çoğaltması yolunda destek olunmalı. Eğitilmeli, pişirilmeli… Üretici, artı-değer katıcı şahsiyetler haline getirilmeli. Yol gidilirken, yol arkadaşların sağlam donanımlara haiz kişilerden olmalı. Kararlı, azimli ve arzulu olmalı. Yolun sonuna ulaşmak düşüncede sağlamlık, yürüyüşte kararlılık gerektirir. Kimlerle yola çıktığın çok önemlidir. ’’Arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim’’ derler. Çeperindekiler sağlam olmadığında kayadan da uçabilirsin, derelere de yuvarlanabilirsin. Zirvelere gözünü dikenlerle yoldaş olunmalı, köhnemiş fikri olanlarla yada fikirsizlerle değil. Eleştiren, sorgulayan, hesap soranlarla yürünmeli. Emredersincilerle, diklenmeyenlerle, küçücük dünyalara hapsolmuşlarla yola gidilmemeli.
Tüm bunların toplamından hareketle liderlik ve lider olacaklara dair saptamaları tane tane sıralamak gerekir. Tekrara kaçsa da, iyi kavranılması ve anlaşılması için, bu zorunlu. Çünkü her yapı, liderler – önderler yaratmalı. Lidersiz, kadrosuz komplike bir hareket yaratılamaz. Politika üretilemez. Topluma öncülük önderlik yapılamaz. Bir parti faaliyeti için gerekli olan siyaset üretimi, örgütsel mekanizmalar, çalışmalar için gereken mali üretimler, niteliği zayıf kadrolarla mümkün olamaz… Lider, bireyleri ortak hedeflere yönelten, hedefleri benimseten, kadrolar arasındaki köprüleri oluşturan, dağınık güç ve bilgiyi bir araya getirip sinerji yaratan kişidir. Liderlik görüşleri, eylemleri, eğilimleri etkileme – yönlendirme ve yönetme sanatıdır. Liderlik genelde sonradan kazanılan bir yetenek değildir, doğuştan var olacağı söylenir. İdareciler veya yöneticiler sonradan aldıkları eğitim ve yeteneklerinin birleşmesiyle yönetici olabilirler. Liderlik, bundandır ki çok önemlidir, zor bulunur, zor olunur. Bundandır ki, lider ve yönetici vasıflarını ayrı ayrı sıralayacağım: Ayrımı, sıfatlamayı ve değerlendirmeleri rahatca yapabilelim diye. Bu belirlemeleri şöyle bir internette gezinti yaparak bile gözlemleyebiliriz.

Bir Lider de olması gereken başlıca özellikleri dillendirirsek:
-Lider, içinden çıktığı topluma bağlı olmalıdır.
-Lider cesur ve korkusuz olmalıdır. Gerektiğinde risk alarak cesaretle görevlerini ifa etmelidir. Geniş zamanlarda olduğu gibi zor anlarda da, kararlılıkla hareket etmelidir.
-Lider, güçlü duygular ve arzularla dolu olmalıdır.
-Lider, duygusal çöküntülere karşı dirençli, her şartlarda azimle çıkış yolları bulabilendir.
-Lider, güçlü önsezilerle dolu olmalı ve farklı değerleri takdir edebilmelidir.
-Lider, neyin nereden nasıl gelebileceğini ve buna karşı pratik tutumları nasıl alabileceğini bilebilmelidir.
-Lider kararlı olandır, ne zaman hareket edeceğini, nerede durabileceğini iyi becerendir.
-Lider, harekete geçtiğinde zamanlamayı ayarlayandır.
-Lider, neyle mücadele ettiğini, nasıl başarılı olacağını bilendir.
-Lider özgüvenli, bilgi ve eğitimle donanımlı olandır.
-Lider, başta kendisine, etrafındaki yönetici kadroya, hareketine ve ötesi, içinden çıktığı topluma karşı tükenmez sorumluluk taşıyandır.
-Lider, inanılır ve güvenilir olandır. Öyle ki, düşmanları bile onun güvenilir olduğunu söylemelidir.
-Lider, hedeflerine ulaşma yolunda ortaya koyduğu perspektifleri inat ve inançla hayata geçirendir.
-Lider, koruyucu kolayıcıdır. Mahiyetindekilere karşı kol kanat geren, onların eksikliklerini yanlışlarını güvenle çözmelerinde yardımcı olandır.

-Lider, yöneticilere yol gösteren, eğiten, yetiştirendir, öğretendir
-Lideri başarıya taşıyacak olan etrafındaki kadrolardır. Lider başarıya koşan kadroları oluşturmayı becerendir.
-Çağımızda bireysel başarı zordur. Hele siyaset sağlam ekip işidir. Ekip ise alanlarında uzmanlaşmış nitelikli kadrolardan meydana gelir. Lider, bu uzmanlar bütününü yaratandır.
-Lider, sağlam bir ahlaki yapıya sahip olan, adil ve adaletli özelliklere haiz olandır.
-Lider, kibirden uzak, mütavazi karekterde ve etrafına samimiyeti, içtenliği aktarabilendir.
-Lider, her zaman yeniliklere açık olandır, her daim etrafındakileri bu yönde eğitendir.
-Lider, iyi bir dinleyici ve alıcı özellikleri güçlü olandır.
-Lider, öfkeyle hareket etmeyen, hoşgörülü ve sorun çözme de uzmandır.
-Lider, toplum tarafından örnek alınan, sayılan ve model olarak görülendir.
-Lider öncüdür, önderdir. Kaptandır gemisinin başında. Takımının başında bir koçtur. O, sürekli bakış açılarını geniş tutan, yenileyebilen, hedefler koymada mahir, çevresine ilham ve heyecan katan bir motivasyon ustasıdır.

Bütün bu özelliklere önemli oranda sahip olan kişi, iyi bir liderdir… Lakin, liderin iyi olması tek başına yeterli değildir. Lideri iyi veya kötü yapan, liderin etrafındakileri iyi seçip seçmemesine de bağlıdır. İşinin ehli, çalışkan, azimli ve kolektif çalışmayı içselleştirmiş kadrolardan oluşan bir yapı, liderin mükemmele varan performans sergilemesini sağlar. Nasıl ki askersiz komutan düşünülemez ise, komutanları olmayan general de düşünülemez. Bundandır ki, çeperde yer alan kadro ve yöneticilerinde, bir liderde olması gereken asgari vasıflara haiz olmaları, bir siyasal hareketin başarısı için zorunludur. 29.12.2017

Bölüme ait diğer yazılardan!

KÜBA YALNIZ DEĞİLDİR!

Küba Yalnız Deĝildir! Moncada Kışlası baskınında esir düşen Fidel Castro, mahkeme karşısında yaptıĝı savunmayı; “Tarih …