Home / Güncel / KÜRDİSTAN KOMÜNİST PARTİSİ – KKP T.C.´nin AFRİN İŞGALİNE KARŞI HALKLARIMIZI DİRENİŞE ÇAĞIRIYOR

KÜRDİSTAN KOMÜNİST PARTİSİ – KKP T.C.´nin AFRİN İŞGALİNE KARŞI HALKLARIMIZI DİRENİŞE ÇAĞIRIYOR

YİĞİT KÜRT HALKI

Barbar Türkiye devleti günlerdir Afrin’i vuruyor. Karakış ortasında yoksul halkımızın evlerini başlarına yıkıyor. Savunmasız sivil halk, kadınlar, çocuklar öldürülüyor. Suriye iç savaşının başından itibaren Kürt kuvvetlerinin sağladığı barış ve düzen içinde emniyetle yaşayan Kürtler, Süryaniler, Araplar, Ezidiler, Aleviler ve buraya sığınan mülteciler Türk uçaklarının bombaları altında can veriyor…

Düşman hain, düşman merhametsiz, sinsi ve ahlâksız. Afrin’e yağdırdıkları bombalara, roketlere ve top güllelerine arsızca ”Zeytin dalı” diyorlar!

Türkiye devleti hayduttan dahi beter; haydutlar bile kadın ve çocuklara, savunmasız insanlara silah sıkmaz. TC devleti ise onların üzerine havadan uçaklarla, karadan top, obüs, tank ve roketatarlarla bomba ve gülle yağdırıyor.

YİĞİT HALKIMIZ

Türkiye Cumhuriyeti devletini tam manasıyla ilkel ve vahşi insanlar yönetiyor. Bunlar haydutlukla caniliğin, sahtekârlıkla barbarlığın bileşkesi bir acaip yaratıklar. Yalan, dolan, hile, fitne kısacası her türlü melanet ve her türlü alçaklık bunların tabiatında var. Bunlar modern silahları, modern medyayı, para ve güç kaynaklarını ellerinde tutan Ortaçağ artığı barbar fatihler, korsanlar ve haydutlar… Saldırıyı başlatır başlatmaz 90 bin camiden her sabah ve yatsı namazı öncesi ve sonrasında ‘Fetih duası’ okutuyorlar.

TC devletinin başında düpedüz psikopat bir manyak, Tayyip Erdoğan bulunuyor. Bu serseri kendisi gibi psikopat bir manyak olan Bahçeliyi de yanına alarak AKP – MHP faşizmini kurdu. Bu, zincirli tımarhanelik yaratıklar ve bunlara Allah gibi tapan suç ortaklarının nerde, ne zaman, ne yapacağı hiç belli değildir. Daha önce İŞİD’i Kobane’ye Şengal’e saldırtıyorlardı; dün Sur, Cizre, Gever, Şırnak’ı yıktılar; bu gün Afrin’e saldırıyorlar.

Bunlar her seferinde emirlerine amade mehmetçik medyanın tam desteğini arkalarına aldılar ve sahte ‘Adalet’ arayıcısı şaklaban Kılıçdaroğlu gibilerinin de tam desteğini aldılar. Türkiye’nin bomba ve güllelerle Afrin’e yağdırdığı kanlı Zeytin Dalı kapitalist sömürücülerden siyaset cambazlarına, din tüccarlarından üniformalı katillere, sokak serserilerinden sözde Türk aydınlarına kadar geniş bir ‘Milli mutabakat’ın birlikte işlediği alçakca bir cürümdür.

Ancak Türk halkının hepsinin bu şerefsizler güruhunu onayladığı, desteklediği doğru değildir. Sağduyulu, barışsever Türk işçi, emekçi ve aydınları bu kaatiller sürüsünü desteklemiyor. Onlara karşı şu ya da bu şekilde tepki gösteriyor. Afrin şahsında halkımızın yürüttüğü kutsal direnişi destekliyor. Afrin’i ve Rojavayı zapt etmeye yeltenen fetih sevdalıları, direnen halkımızın yanısıra, Türk halkı arasındaki işgal ve fetih karşıtlarını da şiddetle bastırıyor.

FEDAKAR KÜRT HALKI

Bunlar daha önce TBMM denen soytarılar meclisinde Rojavayı ve Başur’u hedef alarak ”sınır ötesi saldırı” kararı çıkardılar. Bu saldırıya hazırlık için ”cephe gerisini temizleme harekatı”na giriştiler. Türk devletinin orduları kanlı ”Zeytin dalı” harekatlarıyla önce Cizre, Şırnak, Batman, Sur ve daha bir çok il ve ilçeyi tank, top, roket ateşleriyle enkaza çevirdiler. Ardından HDP’ye saldırılar geldi. Partinin eş başkanları, milletvekilleri, il ve ilçe yöneticileri, belediye başkanları hapse atıldı. Belediyelerin başına kayyumlar atandı. Nihayet Rusya, Suriye ve İran’la kirli pazarlıklar yaparak önce El Bab’ı işgal etti; orada kendilerine bağlı bir idare kurdular; şimdi de Afrin’i ele geçirmeye çalışıyorlar. Afrin’i düşürürlerse sıra Rojava’nın geri kalanına gelecektir.

AVRUPA, AMERİKA, RUSYA ve DİASPORADA YAŞAYAN YİĞİT HALKIMIZ

Büyük emperyalist devletlerin onay ve rızaları olmadan Türk devleti Afrin’i işgal ve ilhak etmek için saldırmaya cesaret edemezdi. Başta Amerika ve Rusya olmak üzere bu devletler son derece ahlâksız bir tavır takındılar. Bazı tavizler karşılığında bu saldırıya göz yumdu ya da kayıtsız kaldılar. Halen şiddetli tepki sergileyen tek bir devlet bile yok. Biz Kürtler uluslararası alanda bir kez daha ‘avukatsız’ kaldık. TC devletine verilen Alman Leopard tankları, Amerikan ve NATO savaş uçakları merhametsizce Afrin kantonu ve köyleri üzerine bomba yağdırıyor. Bundan dolayı başta kendi öz gücümüze güvenerek bu devletlerin rezilliğini ve ahlâksızlığını teşhir etmek şimdi bizlerin baş görevimizdir. Bu ülkeler halklarının duyarlı, insaflı kesimleri, işçi ve emekçileri bize mutlaka destek verecek, sesimize ses, gücümüze güç katacaktır. Alanlara çıkmalıyız. Bu devletlerin parlamentoları, konsoloslukları önlerinde faşist TC saldırganlığını ve kirli çıkarları için Afrin’i alçakça kurban eden emperyalistleri protesto etmeliyiz. Sesimiz her gün, her gece caddelerde yankılanmalı, emperyalistlerin sözde demokrat politikacıları ve hükümet üyelerini rahatsız etmelidir. Sağırlara duyuracak, körlere gösterecek, dilsizleri konuşturacak olan şey bizlerin kararlı yürüyüşü olacaktır.

KUZEY KÜRDİSTAN’DAKİ YİĞİT HALKIMIZ

Her şeye rağmen bunların hiç bir geleceği yoktur. Bunların bizi ”yıkmak, yok etmek” hayali, boş hayaldir. Bizler binlerce yıldır bu topraklardayız. Kürdistan topraklarından eli kanlı nice şahlar, padişahlar geçtiler. Ne İskender, ne Hülagu, ne Yavuz, ne Mustafa Kemal’ler bizi Kürdistan topraklarından, dağlarından sökemediler. Kürdistan’a binlerce yıldırma seferi oldu. Her kanlı seferde binlerce kayıp verdik. Ama hiç kimse kalıcı zafer kazanamadı. Bu son seferleri de Çiyaye Kürt (Cebel-i Etrak, Kürt Dağı) yamaçlarında cesetleri leş kargalarına yem olacak TC askerlerinin rezil hezimetleriyle son bulacaktır.

Biz Afrinli ve Rojavalı kardeşlerimizin barbar haydutlara ömürlerinde unutamayacakları bir ders vereceklerinden eminiz. Düşmanın bütün teknik, askeri, mali üstünlüklerine rağmen; halkımızın binlerce yıllık inatçı var olma azmi, özgür – baş eğmez ruhu Afrin’i onlara mezar edecektir. Türk askerlerinin kuzgunlardan arta kalan cenazeleri geri döndükçe evlatlarını kafadan kontak devletluların sorumsuz kararlarıyla beyhude yere zayi eden Türk analar onlara karşı çıkacaktır. Bugün ne olup bittiğini tam anlamayan, aldatılmış kimseler yarın bu sahtekâr saldırganların peşini bırakacak; onlara cephe alacaktır.

Bunu çabuklaştırmak ellerimizdedir. Her türlü yol ve araçla Türk devletinin savaş arabasının tekerleklerini çelmelemeliyiz, bu tekerlerin çarklarına çomak sokmalı, önlerine çukurlar açmalı, taş koymalıyız. Kürdistan’daki azgın baskı ortamını kader gibi görüp, buna teslim olmamalıyız. Her fırsatta sokağa çıkmalı, Türk ordusu ve polisini Kürdistan sokaklarında yora yora takatsiz hale getirmeliyiz. Okulları boykot etmeli, kepenkleri kapatmalı, işleri yavaşlatmalı, trafikte asker, polis araçlarının yolunu tıkamalı, TC’nin asker, memur, polis ve öteki görevlilerine hiç bir şey satmamalı, ev vermemeliyiz.

FEDAKÂR KÜRT – TÜRK ANALARI, BACILARI

Çocuklarınızı ve kardeşlerinizi Türk ordusuna askerlik yapmaya göndermeyin. TC devleti Kürtlere karşı savaşta en ön cepheye fakir Türk ve Kürt gençlerini sürüyor. Kürt kardeşlerine kurşun sıkmaya karşı çıkan bir çok Kürt ve Türk genci nöbet yerinde, yatakhanede, eğitim sahasında, kışlada şüpheli biçimde öldürülüyor.

YİĞİT KÜRT VE MERT TÜRK GENÇLERİ

Türk ordusuna askerlik yapmayın. Firar edin. Gerektiğinde silahlarınızı komutanlarınıza doğrultun; Kürt kardeşlerinize kurşun sıkmayı reddedin. Türk ordusunun geçtiği yollara tuzaklar kurun, çiviler döşeyin; yollarına ulaşımı engelleyecek kayalar devirin… Gücünüzün yettiği her türlü sabotajla askeri ulaşım, iletişim ve benzerini baltalayın. Türkiye kentlerinde sivillere zarar vermeyecek türden eylemlerle TC ayısını yorun, taciz edin. Enerji hatlarını, trafoları baltalayın, TC devletinin, bankaların, büyük tekel gruplarının siber ağlarına saldırın. Bunları yapmak için hiç kimseden emir, talimat beklemeyin. Mücadelemizin yüksek ahlâki ilkelerine ters düşmeyecek yol, yöntem ve araçlarla, sivillere zarar vermeyecek, ancak kapitalist sömürü ağlarına, faşist devlet mekanizmasına ve her türlü militarist düşman güçlerine en az kayıpla en fazla zararı verin. Ezilen ulusumuzun haklı devrimci zorunu yerinde ve zamanında akıllıca ve ustaca uygulamanın yaratıcı yol ve yöntemlerini bulun.

TÜM KÜRDİSTAN PARÇALARINDAKİ VE DÜNYANIN HER YERİNDEKİ KÜRTLER

Biz Kürtler Türkiye, İran, Suriye, Irak gibi sömürgeci, faşist, yobaz devletlerin boyunduruğu altında inim inim inlemeye, katledilmeye, aşağılanmaya müstahak değiliz. Fakat, özgürlük uğruna nice canlar ve bedeller ödense de, uluslararası sömürgeciliğin halen boyunduruğu altındayız. Ancak sömürgeciler bizden korkuyor, ulusal esaretimizi devam ettirmek için bize daha fazla baskı, daha fazla şiddet, terör, zulüm uyguluyorlar. Nerede biraz zincirleri gevşetsek, prangaları kırmaya yönelsek derhal saldırıya geçiyorlar. Artık buna son vermenin zamanı gelmiştir. Bizi ezen devletler haksızlık ve adaletsizlik üzerine kurulular; zulüm ve ahlâksızlık üzerine temellenmişler. Bu temeller çürüktür, yeterince şiddetli bir sarsıntı bunları yıkmaya yeter. Gelecek bizimdir.

Tek bir amaç, tek bir dava, tek bir ülkü biz Kürtlerin ortak davasıdır: Eğer dünya tarihinde yok olmak istemiyorsak, eğer ilelebet boyunduruk altında yaşamak ve efendilerin canları istediğinde bize ölüm yağdırmalarını istemiyorsak Özgür ve Bağımsız Kürdistan uğruna canımızı dişimize takmak zorundayız. Bu uğurda uğrayacağımız kayıplar, bizi esaret altında tutmak uğruna bize uygulanan zulüm ve katliamlarda uğrayacaklarımızdan daha fazla olmayacaktır. Şerefimizle yürtttüğümüz ve yürüteceğimiz mücadele bize hem zaferi kazandıracak; hem de kayıplarımızın daha az olmasını sağlayacaktır.

Şunu hiç bir zaman unutmayalım: Zalimler katliama giriştiğinde ilk önce en savunmasız, en masum insanları hedef alırlar. Onlar direnen, kavga eden, militanca karşı koyanlar karşısında her zaman daha az başarılı olmuşlar; direnenler, yenildiklerinde dahi, direnmeyenlerden daha az kayıp vermişlerdir.

Bu ruh ve kararlılıkla düşmana direnmeliyiz. Ama yalnızca direnmek, zafer getirmez. Direnmek sadece savunma yapmaktır. En iyi savunma dahi zafer kazandırmaz. Zafer kazandıracak olan şey saldırmaktır. Bugün güçlerimizi ve kazanımlarımızı korumak için savunma yapmak, yani direnmek zorundayız. Fakat yarın Özgür ve Demokratik Kürdistan uğruna saldırmak gerekecektir.

Özgür ve Demokratik Kürdistanı kurmak , bizim en doğal, en meşru hakkımızdır. Sadece meşru hak değil; sömürgeci faşist devletler boyunduruğu altında günden güne yok olmaktan kurtulmanın tek yoludur. Bizler Özgür ve Demokratik Kürdistan’ın halkımızın var olma, özgür yaşama, kendini yönetme hakkını sağlamaktan öte; dünya tarihsel bir anlam taşıdığına inanıyoruz. Özgür ve Demokratik Kürdistan, halihazırdaki emperyalist dünya sistemini çözecek anahtardır. Özgür ve Demokratik Kürdistan, Kürdistan parçalarını boyunduruk altında tutmak için kendi halklarını da aptal ve uysal köleler haline getirenlerin korkulu rüyasıdır. Şu halde Özgür ve Demokratik Kürdistan mücadelesi sadece Kürtleri ilgilendiren basit bir haklar mücadelesi, etnik talepler meselesi değildir. Kürdistanı ve Kürt ulusunu ezen uluslar, eşit derecede olmasa, kölelik skalasında bir üst seviyede olsalar dahi, özünde kendi egemen sınıfları tarafından tecavüze uğrayan kölelerdirler. Bir kademe üstte olmaları, en alttaki ezilen ulus ve azınlıkların maruz kaldıkları pek çok zulümden azade olmaları onların özgür olduğu anlamına gelmez. Onlar hapishanede hapishane idaresi tarafından öteki mahkumlar üzerinde kontrol sağlamak üzere bazı avantajlara kavuşturulmuş ‘torpilli’ mahkumlardır; ama neticede mahkum… Kurtuluşları tüm mahkumların kaderine bağlıdır… Bu nedenle ezen ulus emekçileri ezilen ulusun devrimci demokratik mücadelesi ile el ele, omuz omuza, yan yana olmalıdır. Kürtlerin ulusal mücadelesi meşru, haklıdır. Kürt mücadelesini şu ya da bu emperyalistlerle ilişkili gösteren sahtekarların utanmaz yalanları bunların kendi şövenizm ve ahlaksızlıklarını gizleyen pis maskedir. ”Amerika ikinci İsrail kuruyor, Rusya Kürtleri destekliyor, Avrupa Kürtleri kullanıyor” diye sahtekarca balonlar uçuranların balonları gün geçtikçe birer birer patlıyor. Amerika ve Rusya, Avrupa ve başka güçler, TC ile hırlaşıp gürleşen ya da onunla oynaşıp sırnaşan her devlet Kürt meselesi ciddi bir noktaya eriştiğinde İran’ın, Irak’ın, Suriye’nin ve Türkiye’nin suçlarına sessizce veya açıktan ortak oluyorlar. Elbette karşılığında yağlı ihaleler, önemli tavizler koparmaktan geri durmuyorlar.

ÇİLEKEŞ TÜRKİYE İŞÇİ VE EMEKÇİLERİ

Türk devletinin ”zeytin dalı”, ”barış harekatı” ve benzeri adlarla utanmazca perdelediği her kanlı sefer, her lanetli işgal, her kirli savaş sizlerin kan ve canınızı, hayatınızı mahvediyor. Yemen türkülerini, Fizan çöllerinde heder edilenleri, Allahüekber dağlarında beyhude yere zayedilenleri unuttunuz mu?

Şimdiye kadar başınıza ne geldiyse hep böyle maceracı, serseri, manyak devlet yöneticilerinizden geldi. Bunlara dur deyin. Bunları başınızdan atın, alaşağı edin, taçlarını ve tahtlarını başlarına yıkın, kendilerini kuracağınız halk mahkemelerinin ve işinin ehli dürüst hekimlerin karşısına çıkarın. Zır delileri tımarhaneye, bilerek suç işleyenleri hak ettikleri yerlere, zindanlara tıkayın.

TÜRKİYE VE KÜRDİSTAN HALKLARI

Tayyip Erdoğan ve çetesinin bu günlere ulaşmasında liberal akıl hocalarının, oportünist ve reformist solcuların, sözde solcu CHP’nin izledikleri kaypak, kararsız, sapkın politikaların büyük payı var. O CHP ki hiç bir zaman ciddi bir muhalefet seçeneği sunmadı; kritik anlarda hep Erdoğan’ın arkasında durdu, ya da ‘dostlar alış verişte görsün’ türünden kayıkçı döğüşleriyle yetindi. Liberal kalemşörler ve onların peşine takılan sözde solcu Kürt ve Türk politikacıları Erdoğan şahsında ‘90 yıllık Kemalist statükonun yıkıldığı’, ‘vesayet rejiminden gedikler açıldığı’, ‘barış ve çözüm sürecine girildiği’ türünden ahmakça hayallerle halklarımızı aldattılar. Bazıları Erdoğan’a ‘Yetmez ama Evet’ diyebildiler. Sonuç ortadadır: Erdoğan – Bahçeli – Genelkurmay – MİT müşterek faşist diktatörlüğü!.. Bu diktatörlük 15 Temmuz’dan bu yana tüm Türkiye’de OHAL ve KHK rejimi uyguluyor. Kürdistan’da ise Olağanüstü Hal rejimine ilaveten ‘Savaş Hali’ rejimi uygulanıyor. Şimdi Afrin saldırısıyla birlikte bu Savaş Hali rejimi daha da yayılacak, tüm Türkiye’yi kapsamına alacaktır.

DÜNYANIN İŞÇİLERİ, EMEKÇİLERİ, EZİLEN HALKLARI

Erdoğan diktatörlüğü yalnızca özgürlük ve demokrasi düşmanı bir faşist diktatörlük değildir; o aynı zamanda başta Ortadoğu olmak üzere, dünya barışını da tehdit eden bir savaş rejimidir. Yıllardır İŞİD ve öteki çeteleri destekleyerek Suriye’yi harab eden baş aktörlerden biri Erdoğan Türkiyesidir. Bu savaşın Suriye’den kaçmak zorunda bıraktığı mülteciler yüzünden Avrupa sınırlarında, Akdeniz sularında yaşanan insanlık dramları halen devam etmektedir.

Afrin halkı bu haydutlara karşı özgürlük ve barışı savunmak için direniyor. Halkımızı Türk emperyalizminin pençelerine terk eden Amerika, Avrupa ve Rusya emperyalistlerinin ahlaksız kayıtsızlığına rağmen halkımız sınırlı imkanlarla devasa düşman güçleriyle kahramanca çarpışıyor. Halkımıza destek verin. Kürdistan’a destek olun. Afrin insanlık için, adalet için, barış, özgürlük için direniyor. Hükümetlerinize baskı yapın; onların iki yüzlü, alçakça politikalarla hak ve adaleti, gerçek ve doğruluğu katletmesine fırsat vermeyin.

Kahrolsun Faşist İşgalci TC devleti

Türkiye boyunduruğunu kıracak, sömürgeci faşist TC devletini yıkacağız

Kanlı ‘’Zeytin Dalları’’nı ahlaksız TC elebaşılarının beyninde parçalayacağız

Türkiye emperyalizmini ve faşizmini yıkmak, yok etmek için bütün halklar el ele, omuz omuza!

Bıji berxwedana Efrine

Bıji Kürdistana Azad u Demokratik

23 OCAK 2018

PARTİYA KOMİNİSTA KURDISTAN – KKP

MERKEZ KOMİTESİ

Bölüme ait diğer yazılardan!

KÖRÜKLENEN IRKÇI VE FAŞİST ATEŞ YAKMAYA DEVAM EDİYOR!

Partiya Komunist a Kurdistan (KKP) Merkez Komitesi Sekreteri Xalil HAZAR ‘ın Konya’nın Meram ilçesindeki DEDEOĞLU …