Pazartesi , Haziran 14 2021
Home / Güncel / KKP GENEL SEKRETERİ KASİM HESİNKER YOLDAŞIN 1 EYLÜL BARIŞ MESAJI

KKP GENEL SEKRETERİ KASİM HESİNKER YOLDAŞIN 1 EYLÜL BARIŞ MESAJI

Bu gün 1 Eylül Dünya Barış Günü. 1939’da bu gün İkinci Emperyalist Haydutluk Savaşının baş sorumlusu Hitler faşizmi Polonya’ya saldırarak dünyanın en kanlı savaşını başlattı. Savaşın en büyük kayıplarını 20 milyondan fazla insanını yitiren Sovyet halkları verdi. Sovyet Kızıl Ordusu dünyanın başına bela olan Hitler faşizmini mezara gömdü. Sovyetler Birliği ve öteki sosyalist ülkeler dünya halkları bir kez daha faşizmin ve savaşın acılarını yaşamasınlar diye halkların barış ve özgürlük davasını başa aldılar. Ezilen sömürge halkların ulusal özgürlük mücadelelerine destek, emperyalist işgal ve faşist diktatörlük girişimlerine bariyer oldular. Sosyalist sistemin ayakta olduğu yıllarda emperyalist güçler sosyalist ülkelere ve sömürgecilik zincirini kırmış genç Bağlantısız Ülkelere karşı Soğuk Savaş’ın ve lokal savaşların ötesinde yeni bir dünya savaşı çıkarmaya cüret edemedi. Ancak silahlanma yarışını ve bir dünya savaşı tehdidini hep canlı tuttu.

Geçen yüzyılın 90’lı yıllarında sosyalist sistem çöktü; emperyalistler yeni bir çağ başladığını, ebedi barış, özgürlük, demokrasi ve insan hakları çağı başladığını ilan ettiler. Onlara göre sosyalizm tarihte bir parantez, bir yol sapması idi. Artık sınıflar mücadelesi sona eriyordu. Kapitalizm üstünlüğünü ve ebediliğini kanıtlamıştı. Hristiyan inancının İsa’nın yeryüzüne inip bütün acılara son vererek, yeryüzünde krallığını ve ebedi saadet düzenini kuracağı ‘’Tarihin Sonu’’ motifi bir kez daha burjuva ideologların dillerinde slogan oldu. Fukuyama diye bir Amerikan emperyalist ideoloğu ‘’Tarihin Sonu’’nu ilan etti.

Ancak ‘’Tarihin Sonu’’ ne ezenlerin sömürü ve zulmüne; ne ezilenlerin baskı, sömürü ve zulümden kurtuluşlarına yol açmadı. Savaşların sonu gelmedi. Çılgınca silahlanma yarışı durmadı; tam tersine daha fazla sayıda ülke bu yarışta maratona katıldı. Az sayıda uluslararası silah tekelleri ve dünyanın en çok silah satan beş emperyalist ülkesi bu yarıştan kasalarına milyarlar doldurdular. Silah sanayii ve ticareti dünya kapitalist sisteminin motoru haline geldi. Bu motorun aksamaması için dünyanın dört bir yanında lokal savaşlar, iç savaşlar çıkartıldı, emperyalist işgaller ve müdahaleler rutin hale geldi. Burjuva dünyası vaktiyle kendilerinin koyduğu ‘’devlet sınırlarının dokunulmazlığı’’ ilkesini zayıf devletlerin aleyhine rafa attılar. Savaş çıkarmak için bahaneler ileri sürmeye artık gerek bile duymuyorlar. Canları istediğinde ‘’Önleyici savaş doktrini’’ ile istedikleri yerleri işgal ediyorlar. Kendileri savaşa doğrudan katılmadığı zaman ‘’vekalet savaşı’’ çıkarıyorlar. NATO dünya jandarması rolünü halen sürdürüyor. Almanya, Fransa, İngiltere, Türkiye gibi NATO müttefikleri, ittifakın halen başı durumunda olan Amerika’nın olası bir çöküşüne ve ittifakın dağılması ihtimaline karşı askeri güçlerini yeniden düzenliyorlar. Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, İran, Suudi Arabistan, İsrail ve daha bir dizi devlet silahlanmakta ve askeri güçlerini artırmakta azami çaba sarf ediyorlar. Bütün bu devletler bir yandan da fiili işgaller gerçekleştiriyorlar; ya da kışkırttıkları bir lokal savaşın sponsorluğunu yapıyorlar.

Savaş alevlerinin eski Yugoslavya’yı parçalamak için körüklendiği ve hedefine ulaştıktan sonra söndürüldüğü 90’lı yıllar dışında Batı, Orta ve Güneydoğu Avrupa coğrafyasında, çok ciddi bir savaş olmadı. Eski Sovyet cumhuriyetlerinin bulunduğu Rusya, Kafkasya, Doğu Avrupa topraklarında ise aynı yıllarda Rusya – Çeçenistan, Rusya – Gürcistan, Ermenistan – Azerbaycan, Gürcistan – Abazya – Adige – Osetya, Rusya – Ukrayna arasında savaş ya da gerilimler dinmedi. Orta Asya cumhuriyetleri turuncu darbelerle, saray darbeleriyle çalkalandı. Asyanın geri kalanı ise başta Afganistan olmak üzere ya dinmeyen savaş yangınlarında harabeye döndü; ya da sürekli istimi tüten gerilimlerle dalgalandı.

Ardı arkası kesilmeyen savaşların, iç savaşların, işgallerin, saray darbelerinin, diktatörlüklerin halklara zulüm ve ölüm yağdırdığı ezeli cehennem alanı Afrika ve Ortadoğu topraklarıysa Batı emperyalizminin Yeni Dünya Düzeni’nin asıl savaş laboratuvarı oldu. Dünya haritasının sakin, hatta şenlikli bölgeleri ile savaş bombalarının patladığı alev alev yanan yerlerini gösteren bir haritaya bakacak olsak göreceğimiz manzara az sayıda emperyalist ülkenin SEFAHAT, BARIŞ ve REFAH; başta ORTADOĞU ve AFRİKA olmak üzere dünyanın geri kalan ülkelerinin SEFALET, SAVAŞ ve CEHENNEM hayatı tablosudur.

Bu kahırlı tablonun savaşlardan, işgallerden ve soykırımlardan geçirilen en kahredilmiş, en lanetlenmiş, en felaketli halk ve ülkesi Kürtler ve Kürdistan’dır.

Ülkemiz Kürdistan yıllardır kanlı, yıkıcı bir sömürge savaşının cehennemine direniyor. Tüm dizginleri tamamen eline geçirinceye kadar suret-i haktan görünen, solcuların bir kısmının bile ‘’Yetmez ama Evet’’ desteğini alan, ‘’biz bu yola baş koyduk; barış olmazsa baldıran zehiri içerim’’ deyip sahte ‘’çözüm ve barış süreci’’ ile halklarımızı aldatan, ama 2014 Ekim’inde Milli Güvenlik Konseyi’nde alınan ‘’çökertme kararı’’ ile halkımıza karşı topyekun imha savaşını üst seviyelere tırmandıran ‘’Yeni Türkiye’’nin şefi Tayyip ve şürekası halkımızı ve ülkemizi dize getirmek için canavarca saldırıyor. Sömürgeci – faşist Türk devleti halkımıza karşı yürüttüğü savaşı Kuzey Kürdistan’ın dışına da taşırıyor; Rojava’da Cerabalus, El – Bab’ı işgal ettikten sonra Afrin’de de işgal yönetimini kurdu; Kobane ve diğer bölgelerei sürekli taciz ve tehdit ediyor. Şengal’i, Kandil’i bombalıyor; Güney Kürdistan’da yeni yeni askeri üsler kuruyor. Bu savaş hükümetiyle, muhalefetiyle, sermaye çevreleriyle Türk devletinin ve egemen güçlerinin ‘’milli mutabakat’’ halinde yürüttüğü ‘’TC’nin ölüm kalım savaşı’’ olarak görülüyor. Halen muamma olan 15 Temmuz Saray Darbesi teşebbüsünden bu yana uygulanan ve güya kaldırılmasına rağmen pratikte yürürlükte olan OHAL ve KHK rejimi şartları bu kanlı savaşı daha da ağırlaştırıyor.

– Türk devleti Kürdistan’da kadın, çocuk, yaşlı sivil insanları katlediyor
– Dersim’de, Şırnak’ta, Hakkari de ormanlarımızı yakıyor
– Hasankeyf dinamitlerle yerle bir ediliyor
– Kürt basın kuruluşları kapatılıyor
– HDP Eşbaşkanları, milletvekilleri, belediye başkanları hala içeride..

Ülkemiz Kürdistan 24 Aralık 1978 Maraş katliamından sonra ilan edilen sıkıyönetim, onu takibeden 12 Eylül darbesi, peşinden gelen Özallı, Demirelli, Çillerli yıllar boyunca hep sıkıyönetimler ve olağanüstü hal idareleri altında devlet terörünün en ağırını yaşadı. PKK gerillalarının özgürlük için savaşı başlattığı 1984’ten bu yana halkımızın en az yüz bin evladı katl edildi. Kürdistan’daki sömürge savaşını kazanmak için gencecik askerlerini halkımızın katili ve celladı gibi savaş yerlerine süren Türk devleti bu savaşta binlerce emekçi çocuğunun zayiat istatistiklerine girmesine neden oldu. Savaşın Türk halkına maddi – manevi maliyeti ölçülemeyecek kadar ağırdır.

– Gencecik halk çocukları savaşa cellat ve kurban olarak sürülüyor; hayatta kalan Kürt kanına girmiş cani olarak ruhu kirlenmiş, kalbi yaralı, vücudu sakat geri dönüyor; can veren pis savaşa kurban oluyor
– Savaşın ve onun tüm sonuçlarının mali faturası yoksulların alın terinden göz nurundan kırpılıyor
– Savaş Türk halkının bilincini kirletiyor, şövenizmi ve faşizmi besliyor
– Savaş Tayyip ve şürekasının tek iktidar dayanağı haline geliyor
– Savaş yalnızca barışı değil tüm hak ve özgürlükleri, barış ve demokrasiyi, adalet ve insanlığı öldürüyor
– İşçi ve diğer ücretlilerin son hak kırıntıları yok ediliyor
– Ağzını açan ya hapse tıkılıyor, ya işinden – ekmeğinden ediliyor…

Bütün bu nedenlerle Kürdistan’da sömürge savaşına ve sömürge barışına karşı çıkmak; halkımızın ulusal demokratik mücadelesi ile dayanışma içinde olmak Türk emekçileri için vazgeçilmezdir.

Unutmayalım ‘’Başka bir ulusu ezen bir ulus özgür olamaz!’’

1 EYLÜL 2018

Partiya Kominista Kurdistan – KKP
Merkez Komitesi adına
Genel Sekreter
Kasim Hesinker

Bölüme ait diğer yazılardan!

ULUSAL TAVIR!

Ulusal Tavır Türkiye Devletinin Saldırı ve İşgaline Karşı Ulusal ve Yurtsever Tavır Kürdistan Ulusal Kongresi- …