Home / Güncel / SON SİYASAL SÜRECE İLKESEL YAKLAŞIMLARIMIZ!

SON SİYASAL SÜRECE İLKESEL YAKLAŞIMLARIMIZ!

KİMİ İLKESEL YAKLAŞIMLARIMIZ

Osmanlı İmparatorluğunun sınırları içerisinde kalan Ülkemiz topraklarının tamamı yeniden TC. Emperyalizmi tarafından işgal edilmek isteniyor. Bu amaçla;- Afrin işgal edildi ve oraya Türkiye idari sistemi yerleştirilmeye çalışılıyor.- Fırat’ın doğusunda Rojava ve Arap topraklarının birkısmına el konuldu. IŞID belasını bölge ve dünya insanlığının başından def eden Rojavalı kardeşlerimizin onca şehitleri pahasına elde ettikleri ulusal kazanımları ellerinden alınmak isteniyor.- Hiçbir uluslararası hukiki dayanağı olmamasına rağmen Güney Kürdistan Federe Devleti toprakları aralıksız bir biçimde Türk uçakları tarafından bombalanıyor.-Irak’taki iç istikrarsızlıktan da yararlanan TC faşizmi askeri, ekonomik ve diplomatik saldırılarla Kürdistan Federe Devleti’nin varlığını sonlandırmaya çalışıyor.-Kuzeydeki TC saldırıları soykırım düzeyine doğru yol alıyor. Milyonlarca insanımız fiziken var olma derdine düşürüldü. Hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi insanlığın ortak yaratımları bizim topraklarımıza TC engeli nedeniyle giremiyor. Hukuk ve yargı Kürtsen eğer, senin için geçerli değil; bunu herkes biliyor. Şehirlerimiz sömürge valileri ve kayyumlarıyla yönetiliyor. Seçme ve seçilme haklarımız ayaklar altında süründürülüyor. HDP milletvekillerinin kürsü dokunulmazlı dahi ellerinden alındı. TC emperyalizminin “En iyi Kürt ölü Kürttür” siyaseti gereği tüm siyasi parti ve örgütlerimize yönelik çökertme ve yok etme saldırıları aralıksız sürdürülüyor. Yukarıdaki özetleme Ülkemizin ve halkımızın güncel, acil, yakıcı ve gerçek durumudur. Bunu az/ çok bilen Türkiye ve Ortadoğu ilerici kamuoyuna özel olarak sesleniyoruz: Hayali ve soyut ABD karşıtlığı anti- emperyalizm değildir. Mali, askeri, diplomatik vd. gücünü kullanarak başkalarının topraklarını işgal ve ilhak edip sömürgeleştiren, başkalarının her türlü zenginlik kaynaklarına ve pazarlarına el koyandır emperyalist. Tıpkı TC gibi. Tıpkı İsrail gibi. Kaldı ki, ABD emperyalizmi çoktandır bölgemizdeki en etkin ve belirleyici güç olmaktan çıktı. Türkiye, İran ve Rusya emperyalist ittifakı bölgedeki asıl belirleyici güç durumunda. Somut durum, somut şartlar bunlar. Biz emperyalizme karşıyız. Bizim halkımızın varlığını tehlikeye sokan, ülkemizi kan gölüne çeviren birinci elden TC emperyalizmidir. Doğaldır ki, başat karşıtlığımız da bu baş düşmanımıza karşı olacaktır. Bunda anlaşılmayacak bir yan ve yön yoktur. Biz ilhak ve işgallere Kürt ve Kürdistani olduğumuz kadar marksist olduğumuz için de karşıyız. İlhak ve işgallere karşı olunmadan marksist olunmayacağını az buçuk bilgi birikimine sahip olan her devrimci bilir. Bölgemizdeki en büyük işgalcinin TC devleti olduğunu bir kez daha herkeslere hatırlatırız. Her işgal ve ilhak sömürge amaçlıdır. O nedenle her tutarlı komünist ve devrimcinin anti sömürgeci olmak gibi bir temel yükümlülüğü vardır. Bundandır ki, her “ amalı- fakatlı” TC devletini mazur gösteren savunuları red ederiz. Bunu yapanları bilmeyerek de olsa yanlış yapanlar ve sömürgecilere hizmet edenler olarak değerlendirir ve eleştiririz. Sömürgecilerin ağzıyla Ulusumuza, halkımıza ve onun yalnızca sol örgütlü güçlerine değil, ulusal parti ve örgütlerine de eleştiri adı altında söz söyleyenlere en hafif deyimiyle “beyaz kirlenmişliğinizden arının” deriz. Emperyalizmin simgelerine sahiplenmek, özellikle Türkiye, İran ve İsrail gibi ülkelerde bunu yapmak halklar arası güvenin (varsa eğer) dinamitlenmesi demektir. Hiç kimse unutmasın; unutanlara hatırlatırız; 1980’lerden beri işkence altında pelteleşmiş gövdelerimizle biz devrimciler; biz Kürtler; Türk bayrağı önünde fotoğraflandık ve basına servis edildik. Dağlarımızın tüm görünür yüzlerindeki “Ne mutlu Türküm diyene” yazısının üstünde ay/ yıldız çizilidir. Roboski’de çocuklarımızı param parça eden bombaları atan uçakların alnının çatında da TC’nin bayrağının çıkartması vardır. Karakolları, kalekolları, askeri kışlaları ve resmi binaları saymayın; PKK gerillalarını öldürüldükleri her bir tepeye Türk bayrağı diker Türk askeri. İşgal ve ilhakçıların, sömürgeci emperyalistlerin her türlü simge ve işareti her Kürdün, Ermeni, Rum ve Süryani’nin canını acıtır. Bu asla unutulmaya. Egemen olanla egemen olmayanı, mazlumla zalimi, haklıyla haksızı ayırt edemeyen bir düşünsel zavallılığı kimseler kendilerine layık görmemelidir. Özetlediğimiz ve herkeslerce de bilinen bu somut hal ve ahval içerisinde halkımız varoluş kavgası vermekte; onbinlece şehit vererek kazandığı kimi hak kırıntılarını korumaya çalışmaktadır. İçinde bulunduğumuz anın bir adım değil, bir milim ilerisine ulaşmayı dahi kazanım saydığımız dar günlerden geçmekteyiz. Ortadoğunun kaygan ve kaypak siyasal ikliminde ve bunca çok düşman saldırısı altında;- Güney Kürdistan’daki Federe yapıyı korumak ve yaşatmak zorundayız. Federe Devlete yöneltilen her saldırı Ulusumuza yöneltilmiş saldırının bir parçasıdır. “Mollalar, aşiret reyisleri” gibi Türk devleti ağzı söylemleri şu andaki en ileri kazanımımıza (Federe Devlet) yöneltenleri anlayışla karşılamamız beklenmemelidir. Güney parçamızdaki kardeşlerimizin kendilerini ve kazanımlarını korumak için gösterdikleri çabalar, izledikleri yol ve yöntemler ola ki yanlış ola; onları uyarmak ve eleştirmek (şimdi) bizim hakkımız ve görevimizdir. Yeri ve zamanı geldikçe biz bu hakkımızı kullanır, görevimizi yaparız. Emperyalist saldırganlığı değil de varlık yokluk kavgası içerisinde olanları eleştirenleri/ suçlayanları aklı selime davet ediyoruz.- Rojavalı kardeşlerimiz dişleri ve tırnaklarıyla direndiler. Kendilerine özerk bir ortam yarattılar. Bu kazanımları, TC. Devletinin saldırıları ve emperyalistlerin tepişmeleri arasında ezilmekten korumalıyız. Fillerin durmadan tepiştiği Suriye coğrafyasında ezilmemeyi başarmanın hiç mi hiç kolay olmadığını herkeslere hatırlatırız. Elde kalan kazanımları korumak için gösterilen çabaları biz destekliyor ve savunuyoruz. Sayın Mesut Barzani ve sayın Mazlum Kobani’nin ulusal birlik çabalarını çok çok önemsiyoruz. Rojavalı kardeşlerimizin aralarında birlik sağlamalarını ileriye atılmış ciddi bir adım sayıyoruz.-Ağır bedeller ödenerek kazanılmış Kuzeydeki en küçük bir hak kırıntısını bizden kaynaklı nedenlerle heba etmemeliyiz. Şu an elde tutulan hiç bir mevzi kazanımdan geri adım atmamalıyız.”Çökertme ve yok etme” politikalarını boşa çıkartmanın yol ve yöntemlerini aramalı, bulmalı ve hayata geçirmeliyiz. Bunun için siyasi partilerimiz ve her düzeydeki örgütlerimiz arasında mutlaka birlik sağlanmalıdır. Halkımıza yeniden güven vermeliyiz. Mevcut suskunluğu ve morel düşüşü tersine çevirmek hepimizin ortak görevidir. Kendimize, halkımıza ve dostlarımızın desteğine güvenmekten başka çıkış yolumuz yoktur. Büyük parça büyüklüğünü bilmek zorundadır. Ulusal birliğin sağlanması gerçekleştirilmiyorsa eğer – ki ortada ulusal birliğin yalnızca tartışması var- bunun en büyük sorumlusu biz Kuzeyli güçlerizdir. Önce bunu kabul etmeliyiz. Ülkemizin diğer parçalarındaki kardeşlerimize net bir ulusal birlik proğramı taslağı sunmalıyız. Onların makul / haklı önerilerini kabule hazır olmalıyız. “Osmanlı bakiyesi” Ülkemizin diğer parçalarındaki kardeşlerimize ulusal birliğin şartı olarak dayatılamaz. Hiçbir Kürdistani güç “ Misaki milli” savunusu içerisinde olamaz. Zorunlu nedenlerle Türk devletine verilen tavizlerin yüzde biri diğer parçalardaki kardeş örgütlü güçlere verilirse eğer, biz eminiz ki, tek seçeneğimiz olan ULUSAL BİRLİK sorunumuz uzun bir geleceğin sorunu olmaktan çıkacaktır. Ulusal birliğimizi sağlayarak halkımıza umut olacacağımız gibi, tüm dünya insanlığına da, “Kürtler birlik olabilirler ve kendi kendilerini yönetebilirler” dedirteceğiz. Tek seçeneğimiz, denenmemiş yolumuz ulusal birliğimizdir. Sonuç olarak ve vurgulayarak belirtmek istiyoruz ki: Biz halkımızın ve hakkımızın düşmalarına asla güvenmeyiz. Muhattap ister devletler olsun, ister hükümet etmekte olan güçler; isterse de ulusumuzu, Ülkemizi ve temel haklarıızı yok sayan muhalif partiler olsunlar; farketmez. Görüşmeler, pazarlıklar ve taviz vermeler elbette olacaktır. Bunun yadırganacak bir yanı yoktur. Gücümüzün yettiğine, koşulların elverdiğine “evet “ demek doğal bir sonuçtur. Fakat açıklık esas olmak zorundadır. Halkımızdan hiç bir gerçek gizlenemez. Örneğin, belediyelerimize kayyum atanmasına, milletvekili ve belediye başkanlarının tutuklanmasına, savaş teskeresine vb. karşı çıkmayan, hatta savunan CHP ve İyi Parti gibi partilerle ittifak asla ve asla bizim işimiz olamaz. Kaldı ki, CHP’nin Ergenekon üzerinden iktidarın üçüncü ortağı olduğunu da dünya alem biliyor. Biz başta ulusal güçler olmak üzere tüm devrimci, ilerici güçlerle birliği savunuyoruz. Proğramlı ve tüzüklü bir birliktelik yaratamıyorsak eğer, başarabildiğimiz kadarına da biz varız. Yeterki ortak amacımızın ne olduğunu, birlikte ne yaptığımızı, neler yarattığımızı ve neler yapacağımızı bilelim.
Partiya Komünist a Kurdistan
Merkez Komitesi
17 Temmuz 2020

Bölüme ait diğer yazılardan!

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM !

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM ! Sömürgeci Türk devletinin …