Cumartesi , Ocak 28 2023
Home / Güncel / KKP EYLÜL PLENUMU SONUÇLARI

KKP EYLÜL PLENUMU SONUÇLARI

KKP Merkez Örgütler Plenumu
KKP Merkez Komitesi, KKP Merkez Disiplin Kurulu, KKP Merkez Yayın Kurulu üyeleri ve yedek üyelerinin katıldığı plenum 16 Eylül tarihinde aşağıdaki gündemle toplandı.
Gündem:
1. Bir önceki toplantıdan bu yana yürütülen pratik faaliyetlerin değerlendirilmesi
2. Siyasal durum ve yönelişlerimiz
3. Örgütlenme, ülkedeki ilişkilerin durumu
4. Yayın ve WEB siteleri
5. Uluslararası Örgütlerle İlişkiler
6. Kürdistanlı ve Türkiyeli Örgütlerle İlişkiler
7. Kadın örgütlenmesi
8. Yapılacak etkinlikler
Gündemindeki konuları tartışan Plenum aşağıdaki sonuçları kamuoyuna açıklamaya karar verdi:
1. Ulusal özgürlük mücadelesi Kürdistan’ın bütün parçalarında ve diasporadaki halkımız arasında daha da büyümeye devam ediyor
Halihazırda siyasal gelişmelerin odağında Güney Kürdistan Bağımsızlık Referandumu yer alıyor. Referandum hazırlıkları tüm dünyadaki Kürtler arasında coşku, sevinç ve heyecan yarattı. Her tarafta halkımız meydanlara çıktı, bağımsızlık talebini dünyaya haykırdı. Bağımsız Kürdistan konusu, başta Ortadoğu olmak üzere, uluslararası politika ve diplomasinin odağına oturdu. KKP olarak bağımsızlık referandumunu tereddütsüz destekliyoruz. Bulunduğumuz her alanda Parti olarak bütün eylemlere en önde katıldık, halkımızın coşkusunu paylaştık, görüş ve düşüncelerimizi dile getirdik.
Güney Kürdistan’da edinilmiş kazanımlardan geriye dönüş kolay kolay mümkün değildir; referandumun geniş katılımla yapılması ve bağımsızlık lehine yüksek oy oranı elde edilmesi şimdiye kadar edinilmiş kazanımları pekiştirecek ve ileri adımların atılmasını kolaylaştıracaktır. Referandumun yapılmaması halinde ise referandumu erteletmek isteyenlerin bazı taahhütler altına girmesi gerekecektir.
Her ne olursa olsun biz güney halkımızın arkasındayız. Güneydeki partiler arasındaki görüş farklılıklarının referandum oylamasında sandıklara yansımayacağını umuyor; onları, sorunları diyalogla çözümlemeye ve aralarında uzlaşmaya çağırıyoruz.

2. Rojava’da PYD ve YPG öncülüğünde İŞİD ve öteki çeteleri geriletmeye ve onların ellerindeki son bölgeleri ele geçirmeye devam eden demokratik güçler kurtardıkları yerlerde özerk demokratik idareler kuruyor. Rojava’daki gelişmelerden tedirgin olan Türk devleti Rojava sınırına sürekli askeri yığınak yapıyor ve Afrin üzerinden Rojavaya saldırmak için fırsat kolluyor. Sömürgeci Faşist Türk devletinin Rojava halklarına karşı her türden saldırısı karşısında yine her ne olursa olsun Rojava halklarının ve halkımızın arkasında olacağız.
3. Rojhılatta Komala ve İran KDP peşmerge mücadelesini yeniden başlatıyor. Urmiye, Sine, Mahabad gibi kentler başta olmak üzere Kürdistan’ın bir çok şehrinde halkımız çeşitli vesilelerle toplumsal gösterilerle ayağa kalkıyor. En son iki Kürt kolber’in sınırda İran kuvvetlerince öldürülmesinden sonra bir çok kentte patlak veren gösteriler; ülkemizin Doğu parçasındaki ulusal dinamizm potansiyelini bir kez daha sergiledi. Kürt gençlerini zindanlara dolduran ve meydanlarda asan islamo – faşist mollalar rejimi; bu gelişmeler karşısında bir yandan da Kürt dostu maskesini takıyor. Biz Küdistanın diğer parçalarında oldugu Rojhilatta da islamo – faşist mollalar rejimi karşısında mazlum halkımızın ve onun ulusal kurtuluşçu ve sosyalist devrimci örgütlerinin sonuna kadar yanındayız.
4. Bakur’da saldırılarının sivri okunu HDP ve BDP parti örgütlerine, Kürt milletvekilleri, belediyeleri, medyası, kültür kurumları, kırsaldaki ve şehirlerdeki duyarlı yerleşim birimleri üzerinde yoğunlaştıran TC devletinin tüm çabalarına rağmen halkımızın direniş geleneği kırılmadı. TC devletinin saldırıları son derece sistematik, kesiksiz ve vahşidir. Hasankeyf’i, Sur’u yerle bir eden devlet, Dersim’de dağları, ormanları ateşe veriyor. ‘Kürt anasını görmesin’ zihniyetini ‘Kürt anasını gömmesin’ seviyesine getiren TC devletinin Hatun Tuğluk’un cenazesine gösterdiği saygısızlık varılan noktanın vahametini gösteriyor.
5. Türkiye iç siyaseti AKP’ye kilitlenmiştir. Burjuvazi önüne başka seçenek koyamıyor. faşist MHP ‘’sağ’’dan AKP’ye koltuk değneği olmaktan öte bir işlev görmüyor. Burjuvazinin 5 Haziran seçimlerinden sonra Ak-Saray’da sağladığı ve Yenikapı’da tazelediği ‘’milli mutabakat’’ özünde devam ediyor. Toplumsal tepkilerin düzeni tehlikeye düşürecek ölçüde büyümemesine özen gösteren burjuvazi zaman zaman CHP’ye çizmeden yukarıya fazla çıkmayan Showlar yaptırıyor. Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü gibi Showlar baskı ve zulüm siyasetini temel alan rejime asma yaprağı işlevi sağlamaktan öteye gitmiyor. CHP temel meselelerde ‘’Türk milli mutabakatı’’ndan milim sapmıyor. Tekelci burjuvazinin halen tek alternatifi olan Tayyip rejimi her türlü demokratik muhalefeti bir parmak bal ve bin kırbaç dayakla hizada tutmaya gayret ediyor.
KKP 7. ve 8. Kongrelerinin Türkiye’deki rejimin gün geçtikçe daha otoriter ve islamo – faşist yönde ilerleyeceğine ve bu koşullarda illegal partinin fesh edilip legalleştirilemeyeceğine dair saptamalarının doğruluğu ortaya çıkmıştır. OHAL ve KHK düzeni kemikleşiyor; ‘’Başkanlık Sistemi’’ ile hukukileştirilen ‘’Yeni Türkiye’’ rejimi yerleşiyor. Bu bağlamda devletlerini bu yönde yapılandırmaya devam ediyorlar. Bu rejimi demokratik yol ve araçlarla devirmek olanaksızlaşıyor. Rejim başta toplumsal ve ulusal sorunlar olmak üzere bütün çelişkileri şiddetlendiriyor. Bu durum ‘’Yeni Türkiye’’nin efendilerini daha faşist ve saldırgan politikalar izlemeye sevk ediyor.
6. Buna rağmen toplumun çeşitli kesimlerinin tepki ve mücadeleleri büyümeye devam ediyor. İşlerinden atılan işçiler, kamu emekçileri, öğretmenler ve akademisyenler değişik mücadele biçimleri ve araçlarıyla rejime karşı direnmeye devam ediyorlar. Kürtlerin, Alevilerin ve gayri Müslimlerin kitlesel tepki ve mücadeleleri daha da yükseliyor. Rejimi güvende hissetmeyen Tayyip ve şürekası kendilerini bir ‘’iç savaş’’ ihtimaline göre hazırlıyor; açıkça ‘’iç savaş tehlikesi’’nden ve onu ‘’ezip geçmek’’ten söz ediyorlar.
Bu düzenin daha fazla yürüyemeyeceği bellidir. Sorun biz bunu yıkmaya aday olacak mıyız sorunudur.

Tayyip rejimi yalnızca halkımıza karşı değil; Türkiye’deki devrimci, demokratik, muhalif dinamiklere, emek hareketine karşı da vahşice saldırıyor. Bütün bunlar halkımızın ve Türkiye devrimci demokratik dinamiklerinin anti – faşist mücadelelerini tek bir demokratik cephede örgütlemeyi acil bir görev olarak dayatıyor. HDK bu görevi yerine getiremiyor. Kurulan çeşitli demokratik platform ve güç birlikleri yetersiz kalıyor. Bundan ötürü partimiz tüm Kürdistan ve Türkiye devrimci, demokratik güçlerini birleşik demokratik cephede bir araya gelmek için acilen harekete geçmeye çağırıyor.
7. Tayyip rejimini hiçbir biçimde tehdit etmeyen, onu devirmeyi hedeflemeyen, bu maksatla yığınları kışkırtmayan ve kavgaya sevk etmeyen her tür ılımlı ve “makul” muhalefet rejimin şimdilik müsamahasına mazhar oluyor. Bunların konferans salonlarından dışarıya çıkmayan en ‘’sert’’, en ‘’keskin’’ eylem ve söylemleri bile artık devletle örtüşmüş bulunan AKP rejimini rahatsız etmiyor. Pragmatik davranan AKP ‘’bağımsızlık, federasyon’’ vb. türünden söylemlerle salonlarda gürültü yapıp PKK ve HDP’ye taş atmayı ihmal etmeyenlere zorluk çıkarmıyor; arada hükümete de bir iki laf ederlerse buna aldırış etmiyor. Tayyip rejimi AKP’yi direkt karşıya almayan, dostlar alışverişte görsün türünden muhalefet edip, kaş altında hükümete göz kırpan; ‘’siyasete alan açın; yoksa işler kötü olur’’ diyerek legal muhalefete daha fazla tolerans gösterilmesi için rejime mesajlar verenleri kendi hallerine bırakırken; böyle davranmayanları ezmek, onlara göz açtırmamak için ne gerekirse onu yapıyor. Hükümet ‘’Yetmez ama Evet’’ diyebilenlerin ne kadar işe yarar olduklarını artık kavramış durumdadır. İç ya da dış savaş gibi daha tehlikeli bir durum ortaya çıkmadığı sürece bunları tolere etmeye devam edecektir.
Öte yandan ‘’dik duruş’’ gösterenlere aman vermemek hükümetin şaşmaz politikasıdır. Hükümet söylemde keskin ya da sert olmaya değil; kendisini zor duruma düşürüp düşürmemeye dikkat ediyor.
8. Günümüz koşullarında rejim karşıtı küçük burjuva muhalefet iki ana çizgide saflaşıyor:
Biri rejim karşısında eğilip bükülen, rejimi incitmeyen ılımlı, entegre muhalefet; öbürü rejime karşı dik duran radikal muhalefet. Entegre muhalefet Kürt hareketi için en büyük tehlikenin TC devletinden değil; ‘’esas şii İran’dan’’ geldiğini söyleyecek kadar şaşırmış; TC rejimini mücadelenin esas hedefi göstermekten sakınacak ve TC devleti tarafından en çok saldırılara maruz kalan güçlerle bu devleti neredeyse aynı çuvala sokacak derecede ‘yumuşak’ hale gelmiştir. Tayyip ve şürekasının ‘’düşük yoğunluklu demokrasi’’nin icazetiyle kurulmuş partilerin halkımıza sunacakları hiçbir şey yoktur.
KKP halkımızla sömürgeci TC devleti ve tüm emekçilerle faşist Erdoğan rejimi arasındaki mücadelede dost ve düşman ayrımı yapıyor. Bu mücadelede arada duran, düşmana karşı dik duruş sergilemeyen ‘yumuşak’ muhalefet güçlerinin özünde karşı saflarda yer aldığını düşünüyor. Bu kesimlerin ne şiş yansın, ne kebap yansın oportünizmlerini teşhir etmenin onları net biçimde rejim safında mı yoksa anti – faşist mücadele saflarında mı yer almaya zorlayacağına inanıyor.
9. THKO MB’nden beri KKP’nin temel ilke olarak gözettiği burjuvaziye ve onun legalitesine güvenmeme anlayışı ve leninist parti ilkeleri temelinde partiyi reorganize etme görevi doğrultusunda atılan ilk adımlar henüz bir başlangıçtır. KKP’ye gönül vermiş tüm yoldaşların önündeki en temel görev, bulundukları alanlarda hızla parti örgütlerinin temellerini atmak, parti komite ve hücreleri kurmak ve parti merkez komitesine bağlanmaktır. Parti örgütlerinin kendi yetki ve sorumluluk alanlarında özerk olmaları; onların KKP program ve tüzüğünü aşacakları ve kongre ve MK karar ve talimatları dışında davranacakları anlamına gelmez.

10. Ülkede yeniden yapılanırken MESOP – ÖSP süreci boyunca geliştirilen oportünist, revizyonist tezleri, bu süreç içinde edinilen davranış ve alışkanlıkları bir kenara atmakla işe başlamalıyız. MESOP – ÖSP süreci boyunca sınanan ve oportünizm batağına iyice saplanmakla sonuçlanan politikalar esasen komünizmden ve onun kurucularının temel doğrularından sapmaktan başka anlam taşımıyorlar. ‘’Yenilenme’’ adına ortaya çıkan bütün hareketlerin sonuçta vardıkları durak burjuvazinin istasyonu olmuştur.
11. KKP 8. Kongresi yasadışı parti – yasal çalışma prensibi temelinde mücadele etmeyi ve örgütlenmeyi kabul etmiştir. Bu çerçevede Plenum, ülkedeki yoldaşlarımızın bir yasal yayın çıkarma projelerini incelemiş ; ortaya konan projelerin parti eksenli olması ; odağına partiyi yerleştirmesi ; partinin yasal mücadele aracı olarak düşünülmesi gereğine vurgu yapmıştır. Buna özen gösterilmelidir. MESOP – ÖSP oportünizminin türettiği anti komünist örgütlenme modellerini reddediyoruz. Deyim yerindeyse ‘’fabrika ayarlarına’’ geri dönüyoruz. Marx, Engels, Lenin tarafından kurulan ve geliştirilen bilimsel komünizmin temel görüşlerini saptırarak 21. Yüzyıl Komünizminin Manifestosunu yazma adına teorinin ırzına geçenleri marxizm – leninizmin en sinsi düşmanları olarak görüyoruz. Yoldaşlarımız kongremizin perspektifleri temelinde hareket etmelidirler.
‘’21. Yüzyılın parti örgütlenmesini yaratmak’’ isteyenler bolşevizmden, bolşevikleşmeden yola çıkmalıdırlar. Ne parti örgütümüz, ne de yaratacağımız öteki araçlar (basın – yayın, dernek, vakıf) kapısından herkesin içeri girdiği Mevlana dergahı olamazlar. Bunlar yüzde yüz partili olmak zorundadır. İlk görev parti çekirdekleri kurmak, bunları bir yerde merkezileştirmek ve bu tek merkez vasıtasıyla parti merkez komitesiyle bağ kurmaktır.
12. Bununla birlikte en geniş kesimlerle ayrıca parti-dışı örgütler, kurumlar, sözgelimi dernekler, vakıflar, yayın organları oluşturabilir; parti çizgisi dahilinde var olanların içinde çalışabiliriz. Ancak öncelik parti kurumları yaratmaktır; parti komiteleri, hücreleri kurmaktır.
13. Bu bağlamda çıkarılması düşünülen yayın parti eksenli olmalıdır. Parti eksenli legal yayın yayınlandıktan sonra onun etrafında daha geniş kesimlere seslenen İşçi, Kadın, Kültür – Sanat, Gençlik, Politika dergileri yayınlanabilir; bu dergiler legal yayının ekleri olarak Periyodik olarak belirli aralıklarla çıkarılabilir, anlaşabildiğimiz başka kesimler de bu ek yayınların yayın kurullarında görev alabilir; çıkarılan ortak yayınların üzerinde hem tam hak eşitliği hem de aynı sorumluluk ve yükümlülükleri, masrafları ve emekleri paylaşabilirler.
14. Yayın ismi konusunda önerimiz partimizin gelenekle bağını ve emekçi karakterini yansıtan ……. ……. ismininin kullanılmasıdır. Ancak bu konuda kararı ülkedeki yoldaşlarla istişare ederek ortak almalıyız.
15. Denge Kurdistan’ın basılı ve dijital yayınına önem veriyoruz. Denge Kurdistan partimizin merkez yayın organıdır. Okunması, okutulması, başka insanlara iletilmesi ve yazı, haber, yorum katkıları sunulması büyük önem taşıyor.
Aynı şekilde parti sitesi de önemlidir. Site, parti kararlarına, parti içi tartışmalara vb. yer verecektir. Her iki site de henüz başlanıç aşamasındadır; bir çok eksiklik ve yetersizlikleri var. Zamanla daha etkili ve işlevsel hale getireceğiz.
15. Kürdistan’ın bütün parçalarında meydana gelen gelişmeler ve bizzat TC devleti sınırları içinde kızışan çelişkiler devrimci güçlere yeni olanaklar getiriyor. Bu olanakları değerlendirebilmek kaypak, kaygan, her yana çekilebilir oportünist politikalardan arınmak; net, sağlam Bolşevik tutumdan sapmamakla mümkündür.

16. Ülkedeki yoldaşlarla ön bağlantılar kurulmuştur. Ulaşamadığımız pek çok yoldaş bizzat kendisi partiyi aramış ve ilişki kurmuştur. KKP’nin devrimci değerlerinin halen canlı olduğunu gösteren bu olgu başlangıç için önemlidir. Ancak yalnızca geleneksel ilişkilerimize değil; yeni güçlere, Kürdistan’ın genç, dinamik güçlerine de erişmek zorundayız. Bu erişimin ilk adımı onlara politikalarımızı, duruşumuzu ve eylemlerimizi yansıtabilmektir. Yürüdüğümüz, eylem ve hareket halinde olduğumuz, yol aldığımız sürece yol arkadaşları edinebilecek, kimileriyle bir süre, kimileriyle bütün Yol boyunca yoldaş olabileceğiz. Önemli olan Yol’da yürümek, Yol’dan sapmamak, tüm engellere, zorluklara, geçici duraklamalara rağmen önümüzü aça aça; engelleri yıka yıka Yol’da ileri doğru yürümektir.
17. Kadın yoldaşlarımız kısa sürede önemli görevler üstlendi ve değerli ilişkiler geliştirdiler. Herşeyden önce katıldıkları parti organlarına kadın bakışını, kadın perspektivini taşıdılar ve ataerkil erkek zihniyetinin aşılması ve partinin ‘’kadınlaşması’’ doğrultusunda etkili basınç yaptılar. Bunun yanısıra gerek çeşitli uluslardan kadın örgütleri ve sivil toplum örgütleriyle, gerekse siyasi örgütlerle ilişkiler kurma ve geliştirmede öncü rol üstlendiler. Eylemlere KKP adıyla aktif katılım sağladılar. Türkiyeli devrimcilerin kadın örgütleriyle dostluklar geliştirdiler ve önlerine ileri hedefler koydular. Çeşitli platformlarda ve bir çok eylemin organizasyonunda aktif rol alan kadın yoldaşlarımız plenumda kısa vadeli eylem takvimleri konusunda bilgi verdiler. Kadın yoldaşlarımız önlerine ‘’Emekçi Kadın Örgütlenmesi ve Emekçi Kadınların Siyasal, Toplumsal Mücadeleye Katılımı’’ konusunda bir etkinlik düzenlemeyi koydular.
18. 8. Kongrede ilk iki oylamada azınlığa düşünce ‘’bu kongre bizi yansıtmıyor; alınacak kararlar bizi yansıtmayacak’’ diyerek kongreyi terk eden likidatörlerin KKP ile ilişkileri tamamen bitmiştir. Buna rağmen Avrupa’da KKP adına toplantılar düzenlemekte ve ‘’KKP komiteleri’’ kurmaktadırlar. Bu toplantılar ve kurulan komitelerin KKP ile alakası yoktur. Bunlar kendilerini ‘’KKPli sayma’’nın KKPli olmaya yeteceğini sanıyor; partimizin ismini ve sembollerini sorumsuzca kullanıyor; topladıkları partisiz insanlarla parti merkez komitesine, parti örgütümüze bağlı olmayan sözde ‘’parti örgütleri’’ kuruyorlar. Toplanan bu kimselerin ezici çoğunluğu hiçbir zaman KKP üyesi olmamış; çok çok sempatizan ve taraftar düzeyindeki insanlardır. Bunların bir kısmı ya akraba, ya ahbaplık bağıyla birbirine bağlı kimsalerdir. Aralarında yer alan birkaç eski parti üyesi ise partiyi likide etmek isteyen ÖSP başkanının kuyruğuna takılıp parti aleyhinde hizip çalışmaları yapan ve son kongrede kongreyi yarıda terk eden kimselerdir.
Kimi zaman KKP-ÖSP, kimi zaman ÖSP-KKP, kimi zaman sadece KKP, kimi zaman KKP-Bakur ve çoğunlukla ÖSP ismini kullanarak kamuoyunun karşısına çeşit çeşit kılıklarda çıkan ÖSP grubunu KKP adını sorumsuzca kullanmaması konusunda dostça uyarıyoruz.
19. Tüm yoldaşlarımızı 8. Kongre Kararları ve plenum sonuçları doğrultusunda örgütlenmeye, faaliyetleri ve mücadeleyi geliştirmeye çağırıyoruz.
20. Dört parçadan bütün halkımızı Güney Referandumunun başarısı için elinden geleni yapmaya çağırıyoruz.

16 Eylül 2017

KKP Merkez Örgütler Plenumu

Bölüme ait diğer yazılardan!

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM !

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM ! Sömürgeci Türk devletinin …