Perşembe , Aralık 1 2022
Home / Güncel / STÊRKA BOLŞEVİK Tarafından KKP Program Taslağına Yapılan Eleştiri ve Öneriler

STÊRKA BOLŞEVİK Tarafından KKP Program Taslağına Yapılan Eleştiri ve Öneriler

Stêrka Bolşevik tarafından KKP Program Taslağına ilişkin yapılan eleştiri ve önerileri sunuyoruz. Kalın harflerle yansıltılmış yerler Stêrka Bolşevik’in sorunlu olarak gördüğü yerler. Öneri ve eleştiriler ise parantez içinde ve italik halinde işaretlendi. Stêrka Bolşevik’ten yoldaşlara teşekkür ediyor ve görüşlerini yayınlıyoruz.

1. GEREKÇE

Ülkemiz Kürdistan’dır; ulusumuz Kürt Ulusu’dur; dilimiz Kürtçe’dir; partimiz KKP’dir.

Kürdistan dünya devletler haritasına dâhil olması engellenmiş, bütünlüğü parçalanmış, esaret altındaki sömürge bir ülkedir. (Tekrar, aşağıda var)

Kürt milleti dünya milletleri arasında kendi bağımsız devletini kurması zorla engellenmiş olan, milli zulüm altında 40 milyonluk ezilen bir milletdir. Toprakları dört egemen inkârcı devlet tarafından bölünmüş, paylaşılmış, işgal ve ilhak edilmiştir. Kürdistan özgün bir sömürge haline getirilmiştir. Dörde bölünmüş Kürdistan parçaları arasındaki ekonomik, sosyal ve siyasi süreçler parçalanmıştır.

Ülkemizin kaynakları yağmalanmış; sömürgeci devletler tarafından milletimiz üzerinde kanlı milli kıyımlar – soykırımlar uygulanmış, halkımızın milli varlığı ve milli hakları yok sayılmış; ulusal, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesi engellenmiştir.

Bu durum işgalci, ilhakçı – sömürgeci Türk, Arap ve Fars devletlerinin halkımızın boynuna geçirdiği milli boyunduruğu kırma, milletimizin kendi özgür ve bağımsız devletini kurma ve dünya devletler alanına kendi devletiyle girme sorununu meşru, tarihsel ve ivedi bir sorun olarak ortaya koymuştur. Kürdistan’ın tarihsel trajedisini değiştirmek için ülkemizin her parçasında milli demokratik halk devrimlerini milli devletle taçlandırmak zorunlu hale gelmiştir.

Ülkemiz geçen yüzyıllarda bir yandan sömürgecilerin kanlı kıyımlarına maruz kaldığı; öte yandan dinsel, aşiretsel, mezhepsel çelişkiler milli bütünlüğün sağlanmasını zorlaştırdığı için özgürlüğünü elde edememiştir. Milli kurtuluş mücadelelerimizin bu evresinde emperyalist güçler ve ilhakçı – sömürgeci devletler bütün milli ayaklanmaları kan ve terörle ezmede daima birlikte davranmış; aralarında dayanışma sağlamışlardır. Milli ayaklanmalarımızın yenilgiyle ya da kısa ömürlü başarılarla sonuçlanmasının temel nedeni budur. Bu arada büyük emperyalist güçler Kürdistan’ın paylaşılmasını öngören devletler arası antlaşmalara iştirak etmiş, ülkemizin sömürgeleştirilmesini meşrulaştırmışlardır. Bu durum, 19. ve 20. Yüzyıl boyunca tekrar tekrar yinelenmiş; ancak 20. Yüzyıl’ın son iki on yılından itibaren yavaş yavaş, ama önlenemez biçimde milli kurtuluş mücadelemizde adeta bir yeniden doğuş dönemi ortaya çıkmış; küllendi sanılan özgürlük ateşi gür ve gürbüz biçimde tekrar canlanmıştır.

(Burada büyük emperyalist güçlerin rolü .. “iştirak” etme, “meşrulaştırma” .. olarak görülüyor. Bu yanlış. Sömürgeleştirme, Kürdistan’ı ulusallaşma aşamasında devletler arasında parçalama işi bizzat emperyalist büyük güçler tarafından yapılmıştır.)

Ülkemizin Kuzey Kürdistan parçasında ulusal – toplumsal hayatı biçimlendiren ve geleceği belirlemekte olan en temel olgular: milli kurtuluş mücadelesi ve proletarya ile burjuvazi arasındaki sınıf mücadelesidir. Kürdistan’ın makus talihini kökten değiştirecek olan devrim bir ulusal ve toplumsal kurtuluş devrimidir. Ülkemizde ulusal ve sınıfsal çelişkiler, artık geri döndürülemez bir biçimde şiddetlenmektedir. Kuzey Kürdistan proletaryasının hem ulusal, hem toplumsal mücadelesine kılavuzluk etmek amacıyla mücadele eden tek devrimci komünist partisi KKP’dir.

(Burada bu kesinlikte bir iddia doğru değildir. Bunun yerine KKP, şöyle bir partidir denmesi daha doğru olur.)

II- DÜNYA DURUMU

Kapitalizmin bağrında ilk ciddi gediği açan büyük Ekim Devrimi’nden sonra proleter devrimler ve ulusal kurtuluş hareketleri evresi açıldı. Kapitalizmden sosyalizme geçiş çağı başladı. (İkinci Dünya Savaşı ertesinde bir sosyalist/demokratik dünya sistemi) Sosyalist bir dünya sistemi oluştu. Ulusal kurtuluş hareketleri sosyalist sistemin desteğinde emperyalist sömürgecilik zincirlerini parçalayarak bağımsız ulusal devletlerin kurulmasına yol açtı. Bağlantısızlar Hareketi doğdu. Dünya tarihinde ilk kez ezilen sınıflar ve ezilen uluslar kendi kaderlerini tayin için gerçekleştirdikleri başkaldırıların başarısına tanık oldular. Dünyanın ezen – sömüren sınıfları ve emperyalist devletleri kendi egemenliklerini ilk kez ciddi olarak tehdit altında hissettiler ve düzenlerini korumak üzere kendi aralarında çeşitli düzeylerde organize oldular.

Kapitalistlerin ve emperyalistlerin yüreklerine dehşet, emekçilere ve ezilen halklara umut veren sosyalist/demokratik sistem ve ulusal kurtuluş devrimleri dünya yüzünde önemli değişikliklere yol açtıktan sonra tarih sahnesinden çekildiler. 20. Yüzyılın sonunda (aslında en geç 1960’ların başlarında sosyalizmle adları dışında bağ kalmayan) ”reel sosyalizm”in çöküşüne tanık olduk. Sosyalizm tarihinin bir dönemi kapandı. Bağlantısız ülkeler hareketi dağıldı. Emperyalist – kapitalist sistem yeniden dünyanın tek egemen sistemi haline geldi.

Günümüz dünyasının hükümranları emperyalist devletler, uluslararası tekeller, IMF, Dünya Bankası gibi dev küresel kuruluşlardır. Bunun adına ”küreselleşme” denmiştir. İlk dalgaları geçtikten sonra ”küreselleşme” gitgide dağılmaya, çözülmeye başlamış; yerini başıbozukluk düzenine bırakmıştır. Giderek çok kutuplu bir emperyalist sistem oluşmuştur. (Başlangıçta ABD emperyalizminin kesin egemenliği altındaki “küreselleşmiş ” dünyada, giderek emperyalistler arasındaki güç dengeleri belirleyici ölçüde değişmiş, ortaya çok kutuplu bir emperyalist dünyada, yeniden denge arayan bir kaos ortamı çıkmıştır.)

KAPİTALİZMİN ÇELİŞKİLERİ ŞİDDETLENİYOR

Dünya, emek – sermaye çelişkisi ekseninde bir dizi çelişkiler yumağı halindedir. Emek – sermaye çelişkisinin bir türevi olan emperyalizm ile ezilen halklar arasındaki çelişki ve emperyalist güçlerin kendi aralarındaki çelişkiler süreci belirlemektedir.

Sistemin bütün çelişkileri günden güne şiddetlenmektedir. Bunlar ekonomik krizlere, sosyal patlamalara, savaşlara, iç savaşlara yol açmaktadır. Bütün alanlarda kıyasıya rekabet eden emperyalistler arasında ”eşitsiz gelişim kanunu” çerçevesinde meydana gelen güç oynamaları ve kamplaşmalar dünyanın geleceğini tehlikeye atmaktadır.

Emperyalist aşamayla birlikte kapitalizmin ömrü dolmuştu; şimdi artık insanlığın ayaklarını tamamen sıkan paslı bir zincir haline geldi. Bu paslı zinciri en zayıf halkalarından başlayarak koparmak olanaklıdır. Kapitalizmin bugün eskisinden daha derin, daha şiddetli seyreden iç çelişki ve açmazlarında devrim tohumları saklıdır.

III- TÜRKİYE

Sosyalist sistemin dağılıp, kapitalizmin yeniden dünya sistemi haline gelmesinden sonra dünya devletler sistemi içerisinde bazı devletler fırsattan yararlanarak ”Cihan Devleti” olma yoluna girdi. Bu devletlerden biri Türkiye’dir. Türkiye, dışta saldırgan, emperyalist yayılma politikası izliyor. Kendisine yeni ”hayat sahaları” arıyor. ”Osmanlı emperyalizmini” diriltmeye çalışıyor. (Sömürgeci Osmanlı imparatorluğuna öykünerek emperyalistleşme yönünde ilerliyor.) Bu emperyalist politikaların baş hedefinde ülkemiz yer alıyor. Batı ve Güney Kürdistan’ı mümkünse tümden, değilse becerebildiği oranda yutmak için çabalıyor. Bu nedenle Kürdistan’da Türk emperyalizmine karşı mücadele genel antiemperyalist mücadele ile içiçe geçiyor.

IV- KUZEY KÜRDİSTAN’IN GENEL YAPISI

A- KÜRDİSTAN’DA TÜRK SÖMÜRGECİLİĞİ

Halkımızın milli özgürlük ve egemenlik hakkını zorla gasp eden TC devleti, (Kuzey) Kürdistan’da askeri, siyasi, idari, hukuki düzeni ve yapısıyla kendi sömürgeci egemenliğini kurmuştur. Yönetim hukuken ve fiilen Türk devlet mekanizmasının elindedir. Türk ordu, polis, idare, adalet ve eğitim teşkilatları başta gelmek üzere, hayatın her alanındaki devlet teşkilatlanması (Kuzey) Kürdistan’ın milli boyunduruk altında tutulması esasına dayanmaktadır. Kürdistan’da sömürgeci TC egemenliği milli gelişmemizin önünü her yönden kapatmıştır. Bu yüzden halkımızın en ivedi, en temel sorunu bağımsızlık ve egemenlik sorunudur.

(Kuzey) Kürdistan’daki TC egemenliğinin temel siyasi, idari – hukuki dayanağı onun entegre sömürgecilik aygıtı olan TC devlet teşkilatlanmasıdır. Diğer dayanağı ise onun iktisadi hâkimiyetidir. Kürdistan’ın bağımsız ekonomik dokusu daha baştan tahrip edilmiş, (Kuzey) Kürdistan ekonomisi tamamen TC ekonomisiyle bütünleştirilmiş; ülkemiz ekonomik olarak da ilhak edilmiş ve sömürgeleştirilmiştir. Ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları yağmalanmış; Türkiye’ye bağımlı, çarpık, geri bir ekonomik yapı yaratılmıştır.

Halkımızın Türk devletinin ulusal boyunduruğu altında yaşaması, ülkemizin TC sömürgesi olması Türk tekelci kapitalizminin var olan çelişki, bunalım ve sorunlarının ülkemiz ve halkımıza daha şiddetli yansımasına yol açıyor.

Ulusal kurtuluş davası, milletimizin kendi iradesi dışında boyunduruğu altına girdiği TC’nin emperyalist-kapitalist sistemine ve onunla işbirliği halindeki öteki emperyalistlere karşı da bir mücadeledir.

B- KÜRDİSTAN’DA SÖMÜRGE SAVAŞI

a- Kürdistan’ın ”mükerrer” Fethi ve Sömürgeciliğin Derinleştirilmesi

Kürdistan’da Türk, Fars ve Arap sömürgeciliklerinin temel dayanağı devlet terörü ve savaştır. Egemen devletler Kürdistan’da halkımıza karşı sürekli bir fetih ve sömürge savaşı yürütmektedirler. Bu fetih ve sömürge savaşı askeri, siyasi, ekonomik, ideolojik, kültürel, psikolojik topyekun savaştır. Sömürgeci güçlerin hepsi de bazen örtülü, ”düşük yoğunluklu”, bazen de açık ve kıyıcı hal alan sömürge savaşını milletimizi tarihten silme projesiyle sürdürmektedirler. Bu projede orduları, polisleri, gizli – açık öteki militarist kuvvetleri kadar; okulları, camileri, tarikatları, medyaları ve öteki güç ve etkinlik aygıtlarını da silah olarak kullanıyorlar. Herşeye rağmen Fars ve Arap sömürgeciler ülkemizin diğer parçalarında Kürt milli kimliğini sarsmayı, Kürdistan gerçeğini kafalardan silmeyi, hür ve müstakil Kürdistan fikrini milletimizin zihninde yok etmeyi başaramadılar. Oysa Kuzey parçamızdaki Türk egemenliği öteki sömürgecilerle kıyaslanmayacak tahribat yaratmış; Kürt milletini neredeyse yok olmanın eşiğine getirmiştir. Türk devleti bunu başarmak için bazen örtük, bazen açık sömürge savaşını sürekli hale getirmiş; temel yöntem olarak benimsemiştir.

(Burada problem var. Suriye’de örneğin iç savaşın belli bir aşamasına gelene dek Kürtlerin vatandaşlık hakkı bile yoktu.)

TC devleti Kürdistan’da halkımıza karşı sürdürdüğü uzatmalı özel savaşı hem Kürdistan’ı Kürtsüzleştirmek, demografik yapısını bozmak; hem de ülkemizde kendine bağımlı çarpık kapitalizmi hızlı ve vahşice yerleştirmek, entegre sömürgecilik sistemini derinleştirmek yönünde kullanıyor. Milyonlarca köylü, hatta kent nüfusumuzu yerlerinden zorla sürerek Türkiye metropollerine yöneltiyor; Kürdistan’da daha katmerli olan ve gitgide daha da yükselme eğilimi gösteren kronik işsizlik ve bunun beslediği göç de Türk tekelci sermayesine dış sermayeye karşı daha rahat rekabet etmek, dışa açılmak ve ”bölgesel güç olmak” için son derece elverişli imkanlar sunuyor. TC devletinin tekelci sermayeye özelleştirme, kentsel dönüşüm, TOKİ vs. projeleriyle sunduğu yağma olanakları yanında hediye ettiği en değerli kaynak Kürdistanlı ucuz işgücüdür.

Ülkemiz Kürdistan, Türk tekelci burjuvazisinin doymak bilmez kar hırsı uğruna yakılıp yıkılmakta; her tarafına karakollar, kalekollar, garnizonlar dikilmektedir. Ülkemiz TC devleti tarafından Kafkasya, İran ya da Ortadoğu’yu hedefleyecek bir emperyalist savaş hazırlıkları için iki büyük ordu, binlerce polis, özel harekatçı, korucu vb ile adeta bir ordugah haline getirilmiştir. Bu ordugahı sürekli talim ve manevra halinde tutmak için Kürdistan’da savaş politikalarında ısrar edilmektedir. Halkımız bu sömürge savaşının kurbanı yapılmaktadır.

Ülkemiz Kürdistan’ın ekonomik, sosyal potansiyellerini, doğal zenginlik kaynaklarını daha yoğun kullanmaya ve onu kendi emperyalistleşme projesinde bir sıçrama tahtası olarak değerlendirmeye TC tekelci sermayesi asıl şimdi başlıyor. Bu tekelci sermayenin dini, imanı, ideolojisi, bayrağı yoktur. Türk, Kürt vs. tüm TC sermayesi uluslararası sermaye ve Batı emperyalizmi ile el ele halkımıza ve ülkemize ait herşeyi soyma savaşını birlikte yürütüyor. Afrin’in işgal ve ilhak edilmesi; Rojava’nın tümden zaptedilmesi çabaları bunun somut ve güncel göstergesidir.

b- Türk ve İran devletlerinin Kürdistan’ın Öteki Parçalarını Zaptetme Çabaları, Amerika’nın ”Bölgeyi Dizayn” Edeceği İddiaları

Türk ve İran devletlerinin bölgesel yayılmacılık ve hakimiyet girişimlerinin odağında ilk etapta Rojava ve Başur yer alıyor. Türk devleti Rojava’yı ve Başur’u kendi arka bahçesi olarak görüyor. Musul – Kekük’ten Şengal’e, Kobani’den Afrin’e kadar olan koridoru zaptetmek için girişimlerde bulunuyor.

Öte yandan kurduğu yakın siyasi ilişkiler ve yaptığı ekonomik yatırımlarla ve Kürdistan petrollerinin Batı’ya taşınmasında işlev gören petrol boru hatlarını kontrol imkanlarıyla Başur üzerinde vesayet kuruyor; Başur’u vasalı haline getirmeye çalışıyor. Bu çabalarını Güney’de kurduğu çok sayıda kalıcı askeri üsle ve artık süreklilik kazanmış ”sınır ötesi harekat”larla askeri olarak destekliyor.

Öte yandan İran da Güney’de politik nüfuzunu derinleştiriyor ve bu kargaşada bazı bölgeleri zaptetmeye çalışıyor. Türk ve İran emperyalistlerinin Kürdistan’ın yeniden paylaşımı konusunda aralarında hem rekabet hem gizli bir anlaşmanın varlığı seziliyor. Büyük emperyalist devletler ise Kürdistan’ın Türk ve İran devletleri arasında paylaşılması çabaları karşısında kayıtsız görünüyor. Fakat bölgedeki haritaları değiştirecek, sonu belirsiz siyasi sonuçlara yol açacak, dengeleri altüst edecek ”Bağımsız, Birleşik Kürdistan” emperyalist devletlerin ajandasında yoktur.

(Tespit doğru. Fakat eksik. Bölgede emperyalist güçlerden hareket etmek isteyen bölgesel güçleri hizaya çekmek için “Kürt kartı” kullanılmaya çalışılıyor. Bunun açık örneği Rojava’da yaşananlar)

V- ULUSAL ve TOPLUMSAL KURTULUŞ YOLU: ULUSAL DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ

Ülkemizde ulusal ve toplumsal kurtuluş sıkı sıkıya birbirine bağlanmıştır. Kuzey Kürdistan’da Bağımsız Kürdistan Halk Cumhuriyeti’ni kurmayı yakın politik hedef olarak belirleyen Partîya Komunîsta Kurdîstan – KKP, Kürdistan’da ulusal demokratik halk devrimini zafere götürmeyle yetinmez; bu devrimi sosyalist devrimle taçlandırmak ve onu nihai amacı olan sınıfsız sömürüsüz komünist düzene götürmek için çaba harcar.

KKP, sömürgeci Türk hakimiyetinin ortadan kaldırıldığı tamamen özgür ortamda, kapitalizmi yıkmış sosyalist Türkiye’den ayrılma ya da birlikte kalmanın belirlenmesi için, Kuzey Kürdistan’da referanduma başvurmayı reddetmez. Referandum sonucunda eşit haklara sahip iki cumhuriyetli federasyon ya da bağımsız devlet olmaktan hangisi belirlenirse belirlensin KKP, Kürdistan Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin bağımsızlık ve egemenlik haklarını titizce savunur. Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel her bakımdan ulusal temelde gelişmesi için çalışır. Federal sosyalist birlik koşullarında merkezi yönetime eşit katılım ve merkezi yönetimin olanaklarını ülkemizin kalkınıp gelişmesi lehine daha fazla kullanmayı savunur.

(Buradaki temel mesele şu: Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da ortak, eş zamanlı bir devrim olmaksızın, yanlızca Kürdistan’da bir ayaklanma ve devrim ile Türk sömürgeciliğinin hâkimiyetini ortadan kaldırmak mümkün mü? Bu bize andaki durumda mümkün görünmüyor. Böyle bir ortak devrim savunusu bizce öncelikle Kürt komünistlerine düşüyor. Bunu Türk komünistlerinin yapması “birlikte devrimi” onların savunması, bugünkü zoraki birliğin savunulması anlamında yorumlanabilir.)

Partîya Komunîsta Kurdîstan – KKP, parça parça bölünmüş olan ülkemizin ve ulusumuzun birliği ve egemenliği için mücadele eder. KKP, Kürdistan’ı çevreleyen Ortadoğu halklarının ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal işbirliği yoluyla yakınlaşması politikasını Kürdistan Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin temel bir dış politikası olarak yaşama geçirmeyi savunur.

KKP, koşulların ya da devrimin proletarya iktidarına yol açmaması halinde de ulusal egemenliğin proletarya iktidarına geçmesi için mücadele eder. Proletaryanın iktidarı en geniş halk sınıfları için demokrasi, burjuvazi ve destekçileri için kısıtlama ve yaptırım uygulama anlamını zorunlu olarak içerir. Koşullar proletarya iktidarının kurulmasına elvermez; sadece ulusal devletin kurulmasına imkan verirse bu devletin emperyalizmden ve sömürgeci devletlerden tam bağımsız ve demokratik olması için çalışır.

Partîya Komunîsta Kurdîstan – KKP, Kürdistan’da proletaryanın öncülüğünde işçi – yoksul köylü temel ittifakı etrafında kent ve kır küçük burjuvazisini, aydınları, devrimci ulusal güçleri temsil eden partileri, kitle örgütlerini, kadın ve gençlik örgütlerini, Kürdistanlı bütün halkları, alevileri ve gayrı müslimleri Ulusal Demokratik Halk Cephesinde birleştirmek için çalışır.

Kürdistan’da geniş Ulusal Demokratik Halk Cephesi oluşturmayı hedefleyen KKP, Türkiye ve Kürdistan halklarının anti – faşist, anti- emperyalist, anti – sömürgeci, anti – kapitalist Birleşik Halklar Cephesini oluşturmak için mücadele eder. Partimiz bu oluşumları gerçekleştirme yolunda atılacak adımların art sıralı ya da eş zamanlı olmasını zorunlu saymaz; birini diğerinin ön ya da zorunlu koşulu olarak görmez; olanaklı olanı gerçekleştirir; bu konuda esnek davranır.

VI- KUZEY KÜRDİSTAN’DA AZINLIK HALKLAR, DİLLER, İNANÇLAR, KÜLTÜRLER

Kuzey Kürdistan, üzerinde tarihsel medeniyetlerin kurulduğu, Alevi, Hanefi, Hıristiyan, Şafii, Yezidi ve daha pek çok inanç ya da dünya görüşünden insanların, milletimizin Kurmanci ve Zazaki ana gruplarının, Kürt milletinden başka Türk, Arap, Ermeni, Asuri, Azeri, Laz vb. çeşitli milliyetlerden halkların yanyana iç içe yaşadıkları bir halklar, inançlar, kültürler mozaiğidir. Kürdistan ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesi bütün bu halk ve grupların meşru hak ve taleplerini kapsayan, onların özgürlük ve özerklik istemlerini karşılayan bir mahiyet taşımaktadır. Partimiz ulusların kaderlerini tayin hakkı ilkesini ülkemizin TC boyunduruğu ve sömürgeciliğinden kurtarılması anlamında aldığı kadar, ülkemizdeki öteki halk ve grupların ulusal demokratik haklarının teminat altına alınması anlamında da savunur.

Ülkemiz Kürdistan’daki tüm halkların kaderi, halkımızın kaderiyle içiçedir. Ülkemiz topraklarında yaşayan bütün milliyetlerden halkların proleterleri Kürdistan proletaryasının bileşenleridir; kaderleri Kürt proleterlerinin kaderleriyle ortaktır. Bundan ötürü ülkemizdeki tüm halklardan proleterler Kürdistan proletaryasının komünist partisi çatısı altında örgütlenmek, Kürdistan Ulusal Demokratik Halk Devrimi süreci ve mücadelesinde tek yumruk halinde birleşmek durumundadırlar. Ulusal toplulukların kurtuluşları, özgür ve demokratik Kürdistan Halk Cumhuriyeti ile gerçekleşecektir.

Ülkemizde gerek halkımızın Yezidi inancı ve Zazaki kolu, gerek Aleviler, gerekse Ermeni ve Süryaniler gibi soykırımlarla sayıları iyice azalan ve gitgide yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan grupların pozitif ayrımcılıkla desteklenmesi özel önem taşıyor. Partimiz şimdiden bu uğurda kararlıca mücadele edecek, bunu güncel mücadelesinin daimi bir parçası olarak ele alacaktır.

Partimiz Türk devleti tarafından bilinçli olarak Kürdistan’a yerleştirilen Suriyeli, Afgan, Ahıskalı vb. göçmenlerin ırkçılığa, ayrımcılığa, ağır sömürü ve tacize maruz kalmalarına karşı mücadele eder; onların ulusal demokratik mücadelemize karşı TC devleti tarafından kullanılması girişimlerine karşı politikalar geliştirir; kendi iradeleri dışında ülkelerine zorla gönderilmelerine; Türk devleti tarafından zapt edilen ya da işgal edilmesi için uğraşılan Rojava, Şengal ve öteki bölgelerimize tampon güç olarak yerleştirilmelerine karşı çıkar.

VII- ÜLKEMİZİN DİĞER PARÇALARI VE DÜNYA’YA DAĞILMIŞ KÜRTLER

(Burada ülkemiz denen yer Kürdistan mı/Kuzey Kürdistan mı? sorusuna aslında Kuzey Kürdistan olarak cevap var. Ve bu doğru. Fakat diğer maddelerde bu konuda epey karışıklık var.)

A- Partimiz Kürdistan’ın diğer parçalarında yürütülen ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesini esasta her parçanın kendi görevi olarak görür; buralardaki mücadele ile işbirliği ve dayanışma içinde hareket eder; komunist güçlerle özel ilişki geliştirir; onlarla dayanışma ve işbirliğine özel önem verir.

B- Ülkemizin sömürgeci boyunduruk altında yaşayan ya da yeni yeni bu boyunduruktan kurtulmaya başlayan Kurdîstana Rojhılat, Kurdîstana Başur ve Kurdîstana Rojava parçaları yanısıra sömürgeci İran, Irak, Suriye’nin büyük metropollerinde; özellikle Tahran, Bağdat, Şam ve Halep gibi yerlerde; Horasan’da yoğun Kürt yerleşim bölgeleri vardır. Bunlar senelerden beri ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesine her bakımdan katkı sunmakta, katılmakta ve mücadele etmektedirler. Partimiz bunların yaşadıkları alanlarda özerklik hakları için mücadele etmelerini destekler; ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesi içinde daha örgütlü yer almalarını teşvik eder.

C- Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Kürtlerin yerleştikleri alanlarda ulusal – kültürel gelişmeleri, ulusal demokratik hak ve özgürlükleri için mücadele eder; bulundukları ülkelerdeki proletaryanın devrimci mücadelesine entegrasyonlarını teşvik eder. Aralarında örgütlenir, örgütlü diğer Kürdistan partileri ve onlara bağlı demokratik kitle örgütleriyle ilkeli bir şekilde iş ve eylem birlikleri, cephe örgütlenmeleri oluşturmaya gayret eder.

D- KKP; Kürdistan’ın bütün parçalarında mücadele eden ve Kürdistan dışındaki Kürt ve Kürdistanlılar arasında faaliyet yürüten yurtsever, demokrat, halkçı, devrimci ve komünist güçlerin eylem birliğini önemser. Kürt örgütlerinin ve halkımızın farklı kesimlerinin birbirine karşı savaştırılmasını, diğer bir deyişle ”bırakuji”yi engellemek için sorumlu ve ilkeli davranır.

E- KKP; Kürdistan genelinde Ulusal Kongre ya da başka bir ad altında bir Ulusal Dayanışma Cephesi yaratılması için elinden gelen çabayı sarf eder.

F- KKP; uzun vadede bütün parçalarıyla Kürdistan’da birleşik, bağımsız Kürdistan’ın gerçekleştirilmesi için birden fazla parçada halk iktidarının kurulmasını gerekli görür. Bağımsız, Birleşik, Demokratik, Federatif Kürdistan Halk Cumhuriyeti’ni amaçlarından biri olarak belirler.

VIII- TÜRKİYE KESİMİNDE YAŞAYAN KÜRTLER

A- Türkiye’de yaşayan Kürtlerin bir kısmı Osmanlılar zamanında Orta ve Batı Anadolu’ya tehcir edilen ve oralarda yerleşim yerleri kuran Kürtlerden; bir kısmı ise Türk cumhuriyet tarihi boyunca ekonomik nedenlerle Türkiye’ye göçmek zorunda kalan, yahut göçmeye zorlanan, özellikle de son kırk yılda zorla göçertilen Kürtlerden oluşuyor.

Partimiz Orta Anadolu Kürtlerinin yaşadıkları yerlerin özerkliği için mücadele eder; yarattıkları özgün örgütlenmeleri destekler ve aralarında parti faaliyeti yürüterek onların bütün Kürdistan ulusal toplumsal kurtuluş mücadelesine bağlanması için çaba sarf eder.

B- Ülkemizde TC devleti terör ve katliamlarla, zoraki nüfus boşaltmalarla, uyguladığı baraj inşaatları ve ekonomik politikalarla Kürt çoğunluğa dayalı nüfus bileşimini halkımız aleyhine değiştirme doğrultusunda bilinçli politika izliyor. Milyonlarca emekçimiz Türkiye metropollerine, sanayi ve tarım bölgelerine akıyor. Oralarda her türlü sosyal güvenceden yoksun olarak ve en ucuz, en sefil, en elverişsiz koşullarda amelelik, ırgatlık, hamallık yapıyor. Aynı nüfus akışı Kürdistan’ın aydınlarını da etkiliyor; TC devletinin sürekli tacizine uğrayan yurtsever aydınlar Türk metropollerine veya Avrupa’ya göçüyor. Türk cumhuriyet tarihi boyunca baskılar ve ekonomik nedenler yüzünden Türkiye’ye göç edenlerin üzerine eklenen bu kitle ile birlikte Türkiye’de yaşayan Kürt ve Kürdistanlıların sayısı neredeyse Kürdistan’daki kadar bir sayıya ulaşıyor. Bu durum Kürt ve Kürdistan sorununu Türkiye’ye de taşıyor. Öte yandan Türkiye kesiminde yaşayan Kürtler günden güne tehlikeli hal alan ırkçı, şövenist saldırıların, linç girişimlerinin hedefi haline geliyor.

Türkiye kesiminde yaşayan Kürt ve Kürdistanlıların ezici çoğunluğu tarım, sanayi, hizmet sektörlerinde çalışan proleterlerdir. Türkiye proletaryasının bileşiminde Kürdistanlılar oldukça önemli yer tutmaktadır. Bu durumu dikkate alan KKP anayurt toprakları dışında yaşayan halkımızın sorunlarının çözümü; bulundukları alanlarda sosyal, ekonomik, siyasi ve idari yaşamda kendi ulusal – kültürel haklarına kavuşması, ulusal kimliğiyle yer edinmesi için mücadele eder; bu alanda var olan girişim ve örgütlenmeleri destekler; onlara öncülük eder; Türkiye’de yaşayan işçi, aydın, genç ve kadınlarımızın orada yaşayan diğer halklardan emekçilerle dayanışması ve birlikte mücadele etmesi için elinden geleni yapar. Buralarda yaşayan halkımız arasında özel parti faaliyeti yürütür ve özgün örgütlülükler yaratır. Partimizin iktidara gelmesi halinde isteyenlerin Kürdistan’a dönebilmeleri için gereken koşulları hazırlar.

IX- ULUSAL KURUCULUK VE SOSYALİZMİN İNŞASI

KKP, barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik ilkeleri temelinde kurulacak olan Kuzey?? Kürdistan Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin ulusal kuruculuk ve sosyalizme yönelmesi; ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmesi için aşağıdaki tedbirlerin yerine getirilmesini öngörür:

A- Politik ve İdari Alanda Ulusal Kuruculuk

1- TC devletinin Kürdistan’daki tüm idari, siyasi, askeri, kültürel kurum ve mekanizmaları kaldırılacaktır. Valilik, kaymakamlık, muhtarlık gibi TC idari kurumları lağvedilecek; bu kurumlara ait herşeye el konulacak; bunların yerine Kürdistan devlet kurumları kurulacaktır. Türk ordusu, polisi, adliyesi vb. diğer sömürgecilik kurumları dağıtılacak, mallarına Kürdistan adına el konulacak; ulusal demokratik halk devletinin mülkiyetine geçirilecektir. Aynı işlem Kürdistan petrolleri, meraları, ırmakları, barajları vs. gibi zenginlik kaynakları; demiryolları, karayolları, havayolları, hava alanları, uçaklar ve trenler gibi TC devleti mülkiyetinde olan işletmeler, mallar için de uygulanacaktır.

2- İlk etapta Kürdistan devrim ve Ulusal Demokratik Cephe Güçleri’nce oluşturulacak olan bir Kurucu Meclis vasıtasıyla Kürdistan Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin Anayasası hazırlanacak ve Kürdistan halklarının oyuna sunulacaktır.

Ulusal Anayasa, halk iktidarının niteliğini belirleyecek; halk egemenliğinin yasama, yürütme, denetleme ve yargı organlarının oluşturulmasını sağlayacak; dil, din, cinsiyet, milliyet farkını gözetmeden tüm Kürdistan vatandaşlarının insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alacaktır.

Anayasa oylamasında sosyalist Türkiye ile veya Kürdistan’ın başka bir parçasıyla federasyon konusu da oylanacak; oylama sonucunda federasyon lehinde sonuç çıkarsa; kendisiyle federasyon kurulacak olan devletle oluşturulacak Birleşik Federal Meclis’in Kuzey Kürdistanlı üyeleri de Kuzey Kürdistan Ulusal Meclis seçimleri esnasında seçilecektir. Federasyon seçeneğinin kabul edilmesi halinde Birleşik Federal Meclisin hazırlayacağı Federal Anayasa da ayrıca referanduma sunulacaktır.

3- Kuzey Kürdistan Kurucu Meclisi tarafından bir Geçici Devrim Hükümeti oluşturulacak ve Kürdistan Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin inşası için acil devrim programı derhal uygulamaya konacaktır:

a- Partimizin Kongre ve Merkez Komitesi düzeyinde merkez organlarınca belirlenecek ve zamana ve koşullara göre güncellenecek olan asgari demokratik program çerçevesindeki halkımızın ivedi taleplerini içeren demokratik reformların henüz tamamlanmayanları derhal yerine getirilecektir.

b- 18 yaşındaki her Kürdistan yurttaşının ulusal meclise ve yerel yönetimlere seçme ve 21 yaşındaki her Kürdistan yurttaşının seçilme hakkına sahip olması sağlanacaktır.

c- Kürdistan yurttaşı olan herkese ırk, cins, dil, din ayrımı yapılmaksızın düşünce, inanç, söz, basın, örgütlenme, gösteri, seyahat ve ikamet özgürlüğü tam olarak sağlanacaktır.

d- Halkın kendi insiyatifi ile kurulan Devrim Komiteleri işçi ve halk meclislerine dönüştürülecek ve Kürdistan Birleşik Ulusal Devrim Konseyi’nin çatısı altında toplanacaktır.

e- Tüm yerleşim birimlerinde yerel seçmenlerce ayrıca belirlenecek olan belediye örgütleri kurulacak; nüfus, evlenme – boşanma işlemleri ve belediyelere özgü öteki işlevler bunların bünyesinde çözümlenecektir; yerel yönetimlere mümkün olan en geniş özerklik tanınacaktır.

f- İdari sistemin tümünde yazılı arşivin yanısıra bilgisayar sistemi kurulacak; idari işlemlerin en kısa sürede yapılması sağlanacaktır.

g- TC devletinin bütün yasa, yönetmelik ve kararnameleri kaldırılacak; Kürdistan anayasası temelinde yeni yasalar oluşturuluncaya kadar ulusun ve emekçilerin çıkarlarına uygun devrim yasaları derhal yürürlüğe konacaktır.

h- İç ve dış güvenliğin sağlanması için Kürdistan Halk Milisleri ve Halk Ordusu oluşturulacaktır. Var olanlar bunların bünyesine katılacaktır. TC devleti ve emperyalist devletlere ait olup derhal el konulan askeri üs, tesis, karargah, garnizon, ordugah, jandarma ve polis karakolu ve kalekollarından sağlanacak olan donatım Halk Ordusu ve Milisine devredilecektir.

ı- BM gibi kurumlara üyelik başvurusu yapılacak; insan hakları, çevrenin korunması vb. gibi uluslararası sözleşme ve antlaşmaların ilke ve kurallarına riayet edilecektir.

i- TC devleti ve diğer devletlerin halkımız ve ülkemiz aleyhine imzaladığı tüm antlaşmalar, yaptığı taahhüt ve borçlanmalar derhal geçersiz ilan edilecektir. Kürdistan Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni tanımak koşuluyla bu antlaşmaların yeniden gözden geçirilebileceği; uygun olanların Halk Meclisi kararıyla yürürlükte kalabileceği bildirilecektir. Gizli antlaşmalar ilke olarak reddedilecek; hepsi kamuoyuna açıklanacaktır.

j- Ulusal Kurucu Meclis’in kabul edeceği bir Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu çerçevesinde Kürdistan’daki tüm ulusal – yurtsever veya TC’den bağımsız partilerin, kitle örgütlerinin, devrim komitelerinin ve azınlıklar temsilcilerinin katılabileceği eşit, genel, gizli oy – açık sayım yöntemi ve barajsız, tek dereceli seçim ilkeleri temelinde Ulusal Meclis (Halk Meclisi) seçimleri yapılacak ve Ulusal Meclis (Halk Meclisi) kurulacak; Kurucu Meclis ve Geçici Hükümet’in işlevine son verilecektir. KKP, yasama ve hükümet kurma yetkisine sahip Kürdistan Halk Meclisi içinde yeterli güce sahip olur, tek başına ya da katılım veya ortaklığıyla bir hükümet kurabilirse, kurulacak olan yeni hükümet vasıtasıyla demokratik devrim programının sosyalizm doğrultusunda uygulanması için çaba sarfedecektir.

Seçimlerde halkın yeterli desteği alınamadığı takdirde devrimin kazanımlarının korunması ve iktidarın demokratik yollardan kazanılması için komünist muhalefet yapacaktır.

4- Türk ve Kürt tekelci burjuvazisinin Kürdistan’daki ekonomik, sosyal, politik ve ideolojik güç aygıtlarına karşı amansız bir mücadele yürütülecek; bu güçleri temsil eden tüm TC ve karşı devrim partileri yasaklanacaktır. Kürdistan’da halkın yönetime katılımı ve denetimini sağlayacak olan tüm tedbirler alınacak; halkın tüm kesimlerine politik, ekonomik ve toplumsal örgütlenme hakları tanınacaktır. Temel önem taşıyan tüm konuların kararlaştırılmasında referandum ilkesi yaşama geçirilecektir. Devrim komitelerinin, işçi ve yerel halk meclislerinin işlevlerini yerine getirmeleri için gereken olanaklar sağlanacak, onların yerel ve merkezi yönetimdeki güç ve yetkileri artırılacaktır.

5- Ulusal mahkemelerin bağımsızlığı, yargıç güvencesi ve savunma hakkı esaslarında demokratik bir Kürdistan hukuk sisteminin temelleri atılacak; bu amaçla ilk etapta devrim yasaları çerçevesinde işleyen ve sistemin olgunlaşmasıyla evrimleşen Kürdistan Halk Mahkemeleri kurulacak; yargı, adalet ve infaz sistemleri evrensel hukuk ölçütlerine uygun olarak düzenlenecektir. İdam ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gibi ceza türleri Kürdistan hukukuna dahil edilmeyecektir.

6- Kürdistan Halk Devleti’nin devlet ve yönetim aygıtlarının rüşvet, iltimas vb. yollarla yozlaşmaması, arpalıklara dönüşmemesi ve ayrıcalıklı bir bürokratik sınıf egemenliğine yol açılmaması için yönetimde sıkı halk denetimi esas alınacak, uygun tedbirler halkla birlikte bulunacaktır.

Devlet ve toplum yaşamında rüşvet, yolsuzluk, iltimas, adam kayırma, akrabacılık, hemşehricilik, havadan kazanç, avantacılık, hırsızlık, yankesicilik, vergi kaçakçılığı, yetkileri kötüye kullanma, kamu görevlerini özel ya da yakınlarının çıkarı için kullanma, kamu mallarını çalma ağır suç sayılacaktır.

7- Henüz gerçekleşmemiş ise bütün Kürdistan’ın toprak ve siyasi birliğinin sağlanması için stratejik ve taktik politikalar belirlenip hayata geçirilecektir.

B- KÜRDİSTAN HALK CUMHURİYETİ’NİN DIŞ SİYASETİ

8-a KKP Kürdistan’ın paylaşılmasını düzenleyen bütün devletler arası antlaşmaları reddeder. Bağımsız Kürdistan devleti ilk iş olarak bütün bu anlaşmaları yırtıp atacaktır.

b- Emperyalistlerce dünyanın yeniden bölüşümü ve halkların köleleştirilmesine, her türlü emperyalist müdahale, saldırı ve ambargoya, emperyalistlerarası bütünleşme ve bloklaşmalara karşı çıkılacak; dünya işçi sınıfının ve halklarının çıkarları, enternasyonal birliği ve dayanışması temelinde anti faşist, anti emperyalist, anti kapitalist, anti sömürgeci bağımsız bir dış politika yürütülecek; dış politikada Kürdistan Halk Devletinin çıkarları esas alınacaktır..

Militarizme, nükleer ve biyolojik, konvansiyonel ve kimyasal silahlanma yarışına karşı mücadele edilecek; silahsızlanma, askeri güç indirimi ve giderek orduların tasfiyesi uğruna çaba sarf edilecektir.

Dünya genelinde anti emperyalist barış politikası izlenmesi temel alınacak; başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyada halkların barış içinde bir arada yaşaması politikası güdülecektir. Ülkelerin dış güvenlik haklarına saygı gösterilecek; iç işlerine emperyalist müdahalelere karşı çıkılacaktır. Karşılıklı yarar temelinde diğer devletlerle ikili ya da çoklu ekonomik, ticari ve diplomatik ilişkiler kurulacaktır.

Dış politikada Kürdistan’ın ulusal çıkarları yanında işçi sınıfının uluslararası çıkarları gözetilecek; halkların sömürüye, ulusal boyunduruk ve sömürgeciliğe, her türlü ulusal baskıya karşı meşru direnme hakları ve kurtuluş mücadeleleri desteklenecektir.

C- ULUSLAR VE TOPLULUKLAR SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ; İNANÇ VE İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ

9-a Kuzey Kürdistan’da yaşayan Ermeni, Azeri, Asuri, Arap, Türk halklarının topluca bulundukları bölgelere özerklik tanınacak; ülke yönetimine tam hak eşitliği ilkesiyle katılmaları sağlanacak; soykırımdan kurtulmak amacıyla ya da zorla göçertme yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan Ermeni, Süryani ve Yezidilerin yurda dönüş istekleri karşılanacaktır. Halkımızın Zazaca konuşan kolu topluca bulunduğu yörelerde özerk yönetimlerini kuracaktır.

Kürdistan’da yaşayan halkların bütün ulusal ve demokratik hakları Kürdistan Anayasası’ndaki temel ilkeler dahilinde tanınacak; kendi dili ile eğitim – öğretim, ibadet yapmalarına, mahkemelerde ve devlet dairelerinde dillerini konuşmalarına imkan sağlanacak; kendi yazılı basın, radyo, tv, sinema, tiyatro vb. araçlarını oluşturmalarına destek olunacaktır.

b- Kürdistan Halk Cumhuriyeti’nde dilencilik, falcılık, büyücülük, kan davası, din sömürüsü ve mezhep ayrımcılığı ile mücadele edilecek; çok evlilik yasaklanacak; din ve devlet işleri birbirinden ayırdedilecek; TC Diyanet İşleri ve onun uzantısı müftülük vb. kurumlar lağvedilecek; Kürdistan’da her din ve inanca sahip insanların kendi din ve inançlarının gerekleri inananların kendilerine bırakılacak; tüm inançlara hak eşitliği, ibadet ve inanç özgürlüğü teminat altına alınacaktır.

D- EKONOMİK ALANDA ULUSAL KURUCULUK

10- Kürdistan’da TC devletine ve her ulustan tekelci kapitalistlere ait olanlar başta gelmek üzere bütün büyük kapitalist işletmeler, bankalar, madenler, sigorta şirketleri vs. zoralım yoluyla kamulaştırılacak; ulusal – toplumsal mülkiyetin uygun biçimlerine dönüştürülecektir. Kamulaştırılan sanayi, hizmet ve tarım işletmelerindeki geri teknoloji, yeni ve üstün teknoloji ile değiştirilecektir.

Kürdistan’ın zenginlik kaynaklarını işletecek olan yeni sanayi kolları kurularak ulusal ekonominin güçlenmesi sağlanacak; merkezi, sektörel, yerel ve işletme düzeyinde planlarla ekonomik kalkınmanın planlı yürütülmesi gerçekleştirilecektir. Teknolojik devrimin yarattığı ”sanayi ötesi” tekniklerin ve bunların gerektirdiği üretim ve örgütlenmelerin geliştirilmesine çalışılacaktır.

Üretim teknolojisi ve örgütlendirilmesinde geliştirilen yeniliklerin ekonominin ulusal ve toplumsal özellikleriyle bütünleştirilmesi ve ekolojik gerekliliklerle uyumlu kılınması için politikalar belirlenecek; teknolojinin ve yabancı sermayenin girişine ancak bu ulusal politikalar çerçevesinde izin verilecektir.

11-

Toprak, mera, koru vs. alım satımı yasaklanacak; üzerindeki büyük üretim araç, gereç ve tesisleriyle birlikte kamulaştırılan geniş topraklar üzerinde kollektif üretim ve mülkiyet düzeni kurulacaktır.

Arsa ticareti ve spekülasyonu, emlakçılık kaldırılacak; her Kürdistan yurttaşının tasarruf hakkına sahip olduğu mülkiyeti belediye ya da devlete ait modern konutlarda çok ucuz kirayla yaşaması sağlanacaktır.

Üretim ve tüketimde temel doğal, yaşamsal, toplumsal, ekolojik ve insani gerekler esas alınacaktır. Göl, nehir, mera, koru, orman, yayla ve çayırlıklar korunacak; kamu yararına değerlendirilecek; doğanın ve doğal, kültürel, tarihsel zenginliklerin korunması için ekolojik politikalar saptanacak ve uygulanacaktır. Elektrik hizmetleri Kürdistan’ın en ücra yerlerine kadar götürülecektir.

(Bütün metinde temel problem şu:

KKP nedir? Bütün Kürdistan için KP midir, yoksa Kuzey Kürdistan KP midir?

Temel hedef nedir? Kuzey Kürdistan’da devrim ve burada halkın demokratik diktatörlüğünü kurmak mı? Yoksa bir bütün olarak Kürdistan’da devrim ve halkın demokratik diktatörlüğünü kurmak mı?

Bu net değil!

Aslında emperyalistlerin böldüğü Kürdistan coğrafyasında bütün coğrafyayı kaplayan bir Kürdistan devrimi anda ve kısa vadede mümkün görünmüyor.

Kürdistan ancak dört ayrı parçadaki egemen devlet iktidarlarını, o ülkelerdeki ortak devrimlerle yıkılması sonucu birleşebilir görünüyor. Tabii Kürdistan’ın tek tek parçalarında halkın bunu istemesi şartlarında.

Demokratik halk iktidarı şartlarında alınacak tedbirler, yapılacak işler konusunda söylenenler üzerinde durmadık. Bunlar temel mesele yanında önemsiz.)

(Değerli yoldaşlar, 9. kongrenize sunacağınız taslak yazı ile ilgili görüşlerimizi yazı üzerinde kırmızı notlar düşerek yaptık. Çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Yoldaşça selamlar.)

Bölüme ait diğer yazılardan!

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM !

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM ! Sömürgeci Türk devletinin …