Çarşamba , Aralık 8 2021
Home / Güncel / SÖMÜRGECİ FAŞİST DEVLETİN SALDIRILARINA KARŞI ANTİ FAŞİST DİRENİŞİ YÜKSELTELİM!

SÖMÜRGECİ FAŞİST DEVLETİN SALDIRILARINA KARŞI ANTİ FAŞİST DİRENİŞİ YÜKSELTELİM!

Sömürgeci Faşist Devletin Saldırılarına Karşı Anti Faşist Direnişi Yükseltelim

On binlerce Kürdistan`lı yurtsever tutsağın başlattığı dönüşümlü süresiz açlık direnişi 53. gününde. TC devleti kuruluşundan günümüze zindanları; Komünistlere, devrimcilere, Kürtlere ve her kesimden muhalefete karşı birer konsantrasyon, eritme, yıldırma ve imha mekanları olarak kullanmıştır. Cezaevleri işkence ve zulüm merkezleri olarak her zaman kamuoyunun gündeminde olmuştur. 12 Mart, 12 Eylül, yakın tarihin karanlık dönemleri olarak halklarımızın hafızasında hala tazeliğini korumaktadır. 12 Eylül, toplumsal her alanda olduğu gibi, zindan politikaları konusunda da sömürgeci faşist devletin kendisini yeniden reorganize ettiği, Osmanlıdan devir aldığı, kaba fiziki işkence geleneğine, modern işkence yöntemlerini de ilave ederek adım adım mükemmelleştirdiği bir sürecin alt yapısını oluşturmuştur. E tipi zindanlarla başlayan fiziki, mimari değişikliklere, her yıl yeni modeller eklenerek adeta tutsaklar birer kobay, zindanlarda birer işkence labratuarlarına dönüştürülmüştür. Nazi Almanyası, Siyonist İsrail ve ABD‘nin bu alandaki deneyimlerinin toptan bir sentezidir, şu anda TC‘de uygulanan zindan sistemi.

Tecrit, izolasyon, pisikolojik çökertme, kişiliksizleştirme ve kimliksizleştirmeyi esas alan, beyaz işkence olarak da literatüre giren bu uygulamalara son yılda ortaya çıkan pandemi bahanesiyle yeni yeni kısıtlama ve işkence yöntemleri de eklemlenmiştir. Pandeminin başlangıcında, yapılan infaz düzenlemesinden sadece mafyalar, çeteler, taciz ve tecavüzcüler yararlandırılmış, politik tutsaklar bunun dışında tutulmuşlardır. Uzun yıllar yaşadıkları tutsaklık ve işkencelerden dolayı sağlıklarını yitiren ağır hasta tutsaklara birde pandemiden dolayı hastalananlar eklenmiştir. Yüzlerce tutsak, sağlık kurumlarının raporlarına rağmen tahliye edilmeyerek, cezaevlerinde katledilmiştir.  Ziyaretçi kısıtlamaları, haberleşme, avukat görüşmeleri, mahkemelere çıkma vb. gibi temel haklar da artık uygulanmaz olmuştur. Bütün bunlara ilaveten, Kürdistan‘lı on binlerce tutsağın coğrafi olarak ikamet adreslerinden binlerce kilometre uzaklıktaki ceza evlerinde tutulmaları, Kürt yurtsever tutsakların ailelerininde cezalandırıldığı bir zulüme dönüşmüştür.

Zindanlarda durum böyle iken, dışarıda da faşist uygulamalar ve baskılar dizginsiz bir şekilde bir biri ardına uygulamaya konuluyor ve halklarımız nefes alamaz hale getiriliyor. Pandemi sürecinde patronlara her türlü kaynak ve kolaylıklar sağlanırken, işçilere, işini kaybeden miliyonlarca işsize, yoksula, emekliye, köylüye ve memura ise daha fazla kemer sıkma reva görülüyor. „Kuru ekmek buluyorlarsa aç değiller“ diyecek kadar küstahlaşabiliyor iktidardakiler. Yokluk ve yoksulluktan bunalan yoksullar, gençler ve esnaflar çareyi intihar etmekte buluyor. En ufak bir direniş kolluk kuvvetlerinin zoru ile bastırlıyor, direnme eğilimi gösterenler hemen zindanlara tıkılyor.

Kürdistan‘daki kayyum zulmü, sivil katliamlar, sokağa çıkma yasakları, girişe yasak „güvenlik bölgeleri“ gibi baskılarla, yasal politik faaliyetler tamamen imkansız hale getirilmiştir. Ezilenlerin parlementodaki biricik sesi olan HDP, siyasi soy kırımlarla politika yapamaz hale getirilmeye çalışılıyor. Açlık, pandemi ve devlet terörü arasında sıkışmış olan Kürt halkı, bu zor koşullar altında zindanlardaki evlatlarının direnişine sahip çıkamaya çalışıyor. Ama sesleri çok cılız. Bu sahiplenmeye önderlik yapabilecek olan HDP, kapatılma tehditi altında, her gün polis terörüne maaruz kalıyor ve üyeleri tutklanıyor.

Kürdistan‘da bunlar yaşanırken, Türkiye metropollerinde diktatörün ataması yoluyla belirlenen „Kayyum“ rektöre karşı protestolarda bulunan  öğrenci ve akademisiyenlere, ekonomik ve sosyal hakları için direnen işçilere karşıda, aynı vahşet ve zorbalık devam ediyor.  Gerek üniversitelerdeki hareketliliğe, gereksede işçi ve emekçilerin direnişlerine öncülük edebilecek olan sosyalist, devrimci ve ilerici güçlerde faşizmin saldırılarından payına düşeni alıyorlar. Öğrenciler, sosyalistler ve devrimciler, Boğaziçi üniversitesi öğrencileri ve ESP‘ne yönelik operasyonlarda olduğu gibi, gece vakti kapıları kırılarak, büyük bir gözdağı eşliğinde tutuklanıp zindanlara atılıyorlar.

İşçiler, emekçiler, Gençler, Kadınlar, Kürdistan ve Türkiye halkları,

Partiya Komunist a Kurdistan (KKP) olarak, sizleri her tür faşist baskı ve zulme rağmen birbirinizle kentlenmeye ve dayanışmayı yükseltmeye çağırıyoruz. Faşizm koşulları altında bunun çok kolay olmadığını partimiz, elbetteki bilmektedir. Ama, tarihsel deneyimler göstermiştir ki, hiç bir faşist iktidar kendiliğinden yıkılıp gitmemiştir. Halklar ve diğer ezilen katmanlar mutlaka değişik yaratıcı direniş yolları ve metodları bularak zulüm iktidarlarını tarihin çöplüğüne atmışlardır.

Günün en önemli görevi, özgürlüklermize sahip çıkmaktır. Elimizden alınan demokratik haklarımızı geri almak ve daha da genişletmektir. En ufak ekonomik, demokratik ve sosyal hakkımızı kazanmamız, düşünce ve eylem yapma özgürlüğümüzü kazanıp korumamızdan geçiyor.  Ekonomik, sosyal, politik,  demokratik hak ve özgürlüklerimiz için mücadelemize öncülük edecek olan kadroların büyük bir bölümü zorbaca esir edilmiş ve zindanlara tıkılmıştır. Onların binlercesi 50 günü aşan bir süreden beri açlık direnişindeler. Açlık direnişine ses verip sahip çıkmalıyız. Onlar, tutsaklık koşullarının tüm zorluklarına rağmen aynı zamanda dışarıda dizginlerinden boşanmış faşist teröre karşı da mücadeleyi sırtlanmış durumdalar. Onları bu mücadelede yalnız bırakmamalıyız. 

Öğrenci gençliğin demokratik üniversite talepli direnişine ve ekonomik hak gasplarına karşı direnen işçi-emekçilerin eylemleri ile dayanışmamızı yükseltmeliyiz. Öğrenci ve İşçilerin direnişlerini, dayanışmadan ve öncülerinden yoksun bırakıp, yalnızlaştırmak amacıyla tutuklanan sosyalistlere ve genç devrimcilere sahip çıkmalıyız. Bütün bu direnişçi güçlerin çatı yapısı durumunda olan HDP’ye yönelik her türden faşist, ırkçı saldırı karşısında tek yumruk tek barikat olmalı ve HDP’yi gözümüz gibi korumalıyız.

Faşist devlet, her ne kadar direniş odaklarını tek tek hedefe alıp saldırsa da bu, çok boyutlu ve bütün demokrasi güçlerini hedef alan faşist bir saldırıdır. Sıranın bizlere gelmesini beklemeden, yapılan her saldırıya ortak tepki vermeli ve aramızdaki dayanışmayı yükseltmeliyiz. Ortak olan taleplerimizi alanlara, işyerlerimize, okullarımıza, mahallelerimize, kısacası hayatın her alanına taşımalı ve yüksek sesle dile getirmeliyiz.

Partimiz, öncelikle Kürdistan, Türkiye ve dünyanın her yerindeki taraftarlarını, sosyalistleri, komunistleri, devrmcileri  ve demokrasi güçlerini, aşağıdaki asgari demokratik talepler doğrultusunda halklarımız ile birlikte dayanışmayı ve mücadeleyi hayatın her alanında yükseltmeye çağırıyor.

-Cezaevlerinde ki tecrit, izolasyon ve her türden işkenceye son verilsin.

-Tutsakların cezaevlerine ilişkin insani talepleri derhal kabul edilsin.

-Kayyumla atama, KHK, haksız, hukuksuz tutuklamalar gibi anti demokratik uygulamalara son verilsin

-Rojava ve Güney Kürdistan‘daki işgallere son verilsin, faşist TC devletinin tüm askeri üstler kapatılsın ve bütün askerler kışlalarına geri dönsün.

-Pandeminin yarattığı ekonomik ve sosyal sıkıntıların giderilmesi için kapitalistlere değil yoksullara; sağlık, eğitim, barınma ve beslenme yardımları için yeterli bütçe ayrılsın.

Kahrolsun Sömürgeci Faşist Diktatörlük!

Zindanlar Boşalsın, Bütün Politik Tutsaklara Özgürlük!

Bijî Kurdîstan A Azad Ü Demokratîk!

Partiya Komunist a Kurdistan

KKP

Merkez Komitesi

19 Ocak 2021

Bölüme ait diğer yazılardan!

İŞGALE VE SAVAŞA HAYIR!

İŞGALE VE SAVAŞA HAYIR! Sömürgeci, işgalci faşist TC devleti, bölgede savaş  tamtamlarını yeniden devreye sokmaya …