Home / Güncel / MÜLTECİ TRAJEDİLERİ SÖMÜRGECİLİK VE SAVAŞ POLİTİKALARININBİR SONUCUDUR!

MÜLTECİ TRAJEDİLERİ SÖMÜRGECİLİK VE SAVAŞ POLİTİKALARININBİR SONUCUDUR!

Mülteci Trajedileri Sömürgecilik ve Savaş Politikalarının Bir Sonucudur!
 
Haftalardır Dünya basınında Polonya Belarus sınırında ölüme terk edilmiş insanların dramını okuyor ve çaresizce yardım bekleyen çocuk bakışlarını görüyoruz. Silahsız ve savunmasız 3 ile 4 bin insandan bahsediliyor. Bu küçücük grup için 600 miliyonluk AB ülkelerinde; „size yer yok!“ denilerek, karşılarına on binlerce baştan aşağı silahlı ordu ve polis güçleri, zırhlı araçlar, beton duvarlar ve tel örgülerle geçilemez/aşılamaz setler konulmuş. Arkalarına da ha keza… İleri gidemiyorlar… Geriye de dönemiyorlar… Her taraftan kendilerine doğrultulmuş namlular arasında çaresizce bekliyorlar… Polonya Devleti, basının, yardım kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin bölgeye girmesine izin vermiyor. Orada olan bitenden yaşanan dramlardan sadece küçük bir bölümü bizlere ulaşıyor… Onlarca, donarak veya asker kurşunuyla vurularak yaşanan ölümlerden bahsediliyor… Ormanların derinliklerine dağılmış ve saklanan bir çok insanda göz önüne alınacak olursa, ölüm vakaalarının verilen resmi sayıların çok üstünde olduğunu varsayabiliriz… Polonya Belarus sınırı, yaşanan yüzlerce trajediden sadece bir tanesidir. Ege, Akdeniz, Mexika ABD sınırı, Bosna-Hersek Hırvatistan sınırı, Sırbistan Macaristan sınırı, Yunanistan adaları, Libya kamplarında yıllardır  yaşananlar düşünüldüğün de, Polonya Belarus sınırında gördüklerimiz sadece buz dağının görünen zirvesi kadar bile değildir. Birleşmiş Milletler Mülteci Komusiyonunun (UNHCR) son raporuna göre; Dünya genelinde 84 miliyon insanın savaş, yoksulluk, kuraklık ve salgın hastalıklar nedeniyle yurtlarını terk edip mültecileşmiş durumda. Polonya sınırında yaşananlar, Rusya+Belarus ile AB arasındaki çekişmeden dolayıdır ki bu kadar ses getirdi. Çünkü her iki tarafta Mültecileri koz olarak kullanıyorlar.


 
Mültecilik, sürgün ve tehçir denilince akla ilk gelen Afrika, Güney Amerika, Asya halkları gelir. Bu halklar yüz yıllardır Sömürgeci güçler tarafından yağmalanan ve bütün zenginliklerine el konulan topraklarda yaşayanlardır. Emperyalistler, yağmalayıp aç bıraktıkları bu halkların başlarındaki işbirlikçi Diktatörlükleri destekleyerek yüzlerini maskeliyorlar. Destekledikleri diktatörlükler açlık ve yoksulluğa isyan eden halkları her tür şiddeti kullanarak kan ve katliamlarla basıtırıp kontrol altında tutmaya çalışıyorlar. Ama artık bütün bu şiddet ve katliam politikaları açlıktan, yoksulluktan ölümle iç içe yaşayan miliyarlarca insanı bastırmaya yetmiyor. 2008 Arap baharı denilen isyanlar zincirini hatırlayalım… İsyan eden halklar diktatörlüklerce kanlı bir şekilde sindirilmeye çalışıldıkça, göç sarmalı daha da yüksellerek devam ediyor.
 
Kürdistan halkları da bu durumdan en çok etkilenenlerdendir. Dünyanın her köşesinde Kürdistanlı mültecilerle karşılaşmak geyet olağan bir hal almıştır. Suriye, Irak, İran ve Türkiye sömürgeci devletlerin‘in zulüm ve baskılarından kaçan miliyonlarca Kürdistanlı yurtlarından uzak yaşamaktadır. Binlerce Kürdistanlı göç yollarında can verdi… Alan Kurdi örneğinde olduğu gibi, ölenlerin binlercesi daha çocuktu. Polonya ve Belarus sınırındaki mültecilerin çoğunluğunun da Kürdistalı olduğu söyleniyor. Bu insanların çoğu Güney Kürdistan/Başur‘dan geliyorlar. Kürdistan‘dan göç denilince sömürgeci TC Devletinin işin içerisinde olmaması düşünülemez. Kürdistan‘nı sömürge olarak elinde tutan 4 devletinde ortak hedefi; Kürdistan‘daki demografik yapının Kürt nüfus aleyhine bozulmasıdır. Bu nedenlede mümkün olan her yolu kullanarak Kürdistan (özellikle de genç nüfus) dan kaçışları teşvik ediyorlar. Belarus üzerinden organize edilmek istenen bu son mülteci dalgası, amaçları farklı olsa da Erdoğan ve Lukenşenko‘nun işbirliğiyle gerçekleştirildiği açıkça görülmektedir.

 
 
Kürdistan Bölgesel Yönetimi‘nin (KBY) de Sorumluluğu Vardır

Belarus Polonya sınırında çok olumsuz koşullar altında, ölümü de göze alarak bekleyen insanların çoğunluğu, TC ve İran sömürgeci devletlerinin işgali yayma saldırıları ve Bölgesel yönetim‘in yanlış uygulamalarından kaçtıklarını söylüyorlar. Evet, burada başka bir durum, bütün Kürdistan‘lı kişi ve kurumları ilgilendiren yeni bir durum söz konusudur. Bu durum, KBY‘nin 30 yıldır uyguladığı yanlış sosyal, ekonomik ve politik uygulamalarının, Demokrasi ve fırsat eşitliği eksikliğinin, Rüşvet ve akraba kayırmanın, Ulusal gelirlerin yanlış olarak, üretici olmayan, inşaat ve gösteriş projelerine harcanmasının, Erdoğan rejimin‘in bir kopyasının Başur Kürdistan‘da hayata geçirilmesinin sonucudur. KBY yöneticileri bir an önce içine düştükleri bu aymazlıktan çıkmalıdırlar. Aralarındaki partici, bölgeci ve aileci parçalanmayı terk edip bir an önce Ulusa karşı sorumluluklarının bilincinde davranmalı ve insanlarımızın kendi topraklarında mutlu ve özgürce yaşamalarının tedbirlerini almalıdırlar!
Partiya Komünist‘a Kurdistan (KKP) olarak, Başur halkımıza çağrımız; o topraklar sizindir. Sizin atalarınız yüz yıllardır o toprakları ellerinde silah, sömürgecilere karşı savundular. Şimdi kısmen de olsa özgür bir Kürdistan var. Eksik olan demokrasi ve özgürlükler için birlikte mücadele etmenin araçlarını yaratmak görevi ile yüz yüzesiniz. Aşiretçi ve bölgeci parti iktidarlarına mahkum değilsiniz. Evet bize Bir Kürdistan Devleti lazım… Ama bu devlet demokratik, özgürlükçü ve tüm ulusun devleti olmalı. Bunu sağlamak için mücadele eden Parti ve Örgütlerimiz var. Onlara katılarak, yada öyle olması gereken yapıları kurarak bugünkü durumu değiştirebilir(sin)iz. 
Dört parça Kürdistan ve diaspora da yaşayan halkımız, Kürdistanlılar, Polonya Belarus sınırında yaşananlara sesiz kalmayın! Bulunduğunuz her ortamda, yaşanan bu insanlık trajedisine acil bir çözüm için çaba gösterin ve var olan çabaları destekleyin! Ama aynı zamanda da Kürdistan Bölgesel Yönetimini de sorumluluğa davet etmeyi de unutmadan! Demokratik ve Özgürlükçü birleşik Bir Kürdistan Mücadelesine omuz verin! Çünkü Kürdistan Halklarının Tek kurtuluşunun garantisi böyle bir Devletin kurulmasıdır!
 
Partiya Komünist a Kurdistan
KKP

Merkez Komitesi
15 Kasım 2021

Bölüme ait diğer yazılardan!

HALEPÇE UNUTULUR MU!

HALEPÇE UNUTULUR MU! 16 Mart 1988 tarihi ve o tarihte yaşanan büyük Halepçe katliamı bizim …