Çarşamba , Şubat 1 2023
Home / Parti Yaşamı / SİNAN ÇİFTYÜREK’E AÇIK MEKTUP / HÜSEYİN İŞLİ

SİNAN ÇİFTYÜREK’E AÇIK MEKTUP / HÜSEYİN İŞLİ

Bir olayı tarih olduktan sonra bütün yönleriyle görmek, değerlendirmek gerçeği daha fazla aydınlatıyor. Bugünden geriye doğru 16 yıllık bir dönüş yaparak yaşadıklarımızı bir film şeridi gibi gözönüne getirdiğimizde, bu noktaya gelişimizi senin 16 yıldır adım adım ördüğünü net biçimde görüyoruz.
1- 2011 yılında yapılan KKP II. Genel Konferansı’nda bütün konferans delegasyonu ve konferansa katılan konuklarımızın önünde KKP Genel Sekreterliği ve parti üyeliğinden istifa ettin. Parti II. Genel Konferansı istifanı kabul etti. Konferans, partiyi 6. Kongre’ye taşıyacak olan bir MK seçti. MK de aynı gün toplanarak konferansın aldığı kararları onayladı; kendi arasında görev bölümü yaptı ve Genel Sekreteri’ni seçti. Sen bunları saniye saniye gördün, yaşadın. Ama bütün bu olup bitenleri ülkedeki parti yapısından gizlemiş; olup bitenleri doğru dürüst ülkedeki yoldaşlara anlatmamış olmalısın ki bugün kimi yoldaşlar buradaki parti gerçekliğini senin uydurduğun ”Avrupa’daki yoldaşlar”, KKP MK gerçekliğini ise ”KKP Avrupa MK’sı”, ya da ”Avrupa’daki KKP MK’sı” biçimindeki uyduruk kavramlarla tanımlıyorlar. KKP Avrupa MK’sı da ne demek oluyor? Şimdiye kadar kullanmadığınız bu uyduruk kavram birdenbire nasıl meydana çıktı? KKP parti örgütlenmesi, II. Konferans ve onun kararlarını onaylayan 6. Kongre’den bu yana kongre kararıyla yurtdışında yapılandırılmıştır; bu, KKP Avrupa Örgütü değil; KKP’nin kendisidir; onun gerek 6. gerekse 7. Kongrelerinin seçtiği MK ise Avrupa MK’sı değil; KKP MK’dir; içerde ya da dışarda, örgütlü olduğu yerde ya da henüz örgütlenmediği, ama örgütlenmeyi hedeflediği her yerde KKP’yi temsil eden tek yetkili MK’dir. Partimizin ikinci bir paralel, yahut yan örgütü yoktur. KKP MK’nın üstünde, KKP Kongresi dışında ayrı bir üst organ yoktur; KKP Avrupa MK, KKP Türkiye MK, KKP Kürdistan MK gibi uyduruk yapılar mevcut değildir; olmamıştır ve kısa süre önce ulaşan bir kaç e- mail dışında ”Avrupa MK” kavramı kimse tarafından kullanılmamıştır.
Giderekten insanları çaktırmadan alıştırmaya çalıştığınız bu kavramların karşılığı yoktur; ÖSP İstanbul MYK’sı, ÖSP Ankara Parti Meclisi, ÖSP Antep MYK’sı ne kadar saçma kavramlarsa KKP Avrupa MK’sı da o kadar saçmadır. Ancak bu saçma kavramların bilinçli bir tercihle kullanıldığı anlaşılıyor.
KKP’nin bugünkü bu yapılanması, konumlanması ve örgütlenme tarzı II. Genel Konferansta senin getirdiğin bir öneriydi Sinan Çiftyürek. O zaman II. Konferans; daha sonra da 6. Kongre bu öneri doğrultusunda KKP’yi yeniden yapılandırdı; tüm üye kayıtları gözden geçirildi ve yenilendi, KKP’nin gövdesi ve MK’sı senin bu önerin doğrultusunda yurtdışında konumlandırıldı. Ülkede parti örgütlenmesi bir nevi feshedilmiş oldu. Eski KKP üyeleri legal parti kuruluşunda görev üstlendi.
Bunları unutmuş gibi ikide bir adeta ”erkekseniz ülkeye gelirsiniz” tarzında kabadayılık taslamanız boş palavracılıktır; provokatif, kışkırtıcı, ”subjektif niyetli” bir tutumdur. Partimiz KKP’nin merkezinin yahut herhangi bir örgütünün nerede, nasıl konumlanacağına Partimizin kendi kongresi, konferansı, merkez komitesi karar verir. Önümüzdeki kongremizin ele alacağı konulardan biri zaten budur.
Karl Marx’ın dediği gibi ”işçilerin vatanı yoktur”. Herbiri değişik tarihlerde Avrupa’ya göçmen veya mülteci olarak gelmiş olan yoldaşlarımızın hemen hepsi burada bizzat üretim ve iş süreçlerine katılmış ve devrimci – komünist kimliklerine ek olarak düpedüz proleterleşmişlerdir. Havada bulup tavada yiyen parti üyemiz yoktur. Üyelerimiz arasında devrimcilik adına üretimden kopuk, parazitçe yaşayan; ya da partinin sırtından geçinen hiç kimse yoktur.
Dünya komünist ve ulusal kurtuluş hareketlerinin tarihini bilen herkes bilir ki despotik, faşist, diktatöryel rejimlerin bulunduğu ülkelerde şartlara, gerekliliklere uygun olarak partiler, hareketler ve şahsiyetler düşmanın uzanmasının nisbeten daha zor olduğu alanlarda konumlanabilirler. Bu, biz Kürtler için haydi haydi geçerlidir. Devrimi hedeflemiş bir Kürdistan partisi ya ülkenin kurtarılmış alanları varsa oralarda, ya dağlarda ya sıkı illegalite koşulları altında kendi yurt topraklarında başı ve gövdesiyle konumlanabilir. Genel Sekreterinin İstanbul’da açık açık dolaştığı, illegalitecilik oynayan; ama illegalitesi düşmandan çok kendi iç yapısına dönük olan acaip bir örgütlenme ile devrimci bir örgütlenme yaratılamaz. Tarih göstermiştir ki Türk devleti, Kürt siyasal önderlerinin Ankara’da, İstanbul’da kısacası kendi kontrolü altındaki alanlarda ve tabii onun müsamaha ettiği ölçülerde faaliyet yapmalarından pek fazla rahatsız olmuyor. Ama kontrol altında tutamadıklarını kendi alanına çekmek için her türlü çabayı sarfediyor, gerekirse gidip görüşüyor, vaatler veriyor, varsa mahkemeleri onları bile gerektiğinde hasıraltı ediyor. Bu somut gerçekleri doğru yorumlamamak, doğru görmememek, sınıf mücadelesi ve ulusal kurtuluş mücadelesi tarihinde doğru anlam vermemek neticesinde ulaşacağınız yer ucube düşünceler üretmek, demagoji yapmak olur.
Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinin bütün parçalarımızdaki önderlikleri çoğu zaman yurtdışında konumlandılar; bunu herkes bilir. Filistin Kurtuluş Hareketinin statü elde edinceye kadar ülke dışında konumlandığını bilmeyen var mı? Büyük Ekim Devriminin hazırlayıcısı olan partinin önderlerinin büyük kısmının yıllarca Avrupa’da konumlanmak zorunda kaldığını bilmeyen yoktur. Kürdistan devrim tarihi Kürt siyasal liderlerin, eğer düşman için bir tehdit teşkil ediyorlarsa, hiç bir yerde ”güvenlik” içinde olmadıklarının kanıtlarıyla doludur. İ-KDP Genel Sekreteri Abdurrahman Kasımlo ve yoldaşları 13 Temmuz 1989’da Viyana’da İran ajanlarınca katledildiler. Ondan sonraki Genel Sekreter Sadık Şerefkendi yoldaşlarıyla birlikte 1992’de Berlin’de katledildiler. PKK kurucularından Sakine Cansız ve yoldaşları Paris’te katledildiler. Suriye KDP’nin Genel Sekreteri Nureddin Zaza’nın mezarı Lozan’dadır. Yılmaz Güney, Ahmet Kaya Paris Komünarlarıyla yan yana yatıyorlar. Tük Komünisti şair Nazım Hikmet Moskova’da dünyanın her tarafından komünistlerle, işçilerle yan yana yatıyor. Bizim yoldaşlarımız Teğmen Ali, Mustafa Çetiner, İmam Ateş Filistinli şehitlerle aynı mezarlıklarda yatıyorlar.
Hal böyleyken ”ülkeye gelin” diye bağırmanın kendini tatmin etmekten öte bir değeri yoktur. ”Ülkeye gelin” dediklerinizle bu saatten sonra hangi ortak mücadelede, ortak örgütlenmede yer alacaksınız? Siz bunca entrika, dalavere ve polim çevirdikten sonra kim sizinle birlikte yol yürür?
Daha da ötesi siz parti kurumlarımızın ve partili yoldaşlarımızın konumlandıkları yerleri tartıştırarak I. ve II. ÖSP Kongresine buradan gelip katılan, her bakımdan destek sunan; içinde durduğunuz parti binalarının kiralarını ödeyen, yazdığınız kalem ve kağıda kadar size hediye eden ülke dışındaki bütün işçi ve emekçi yoldaşlara en hafif deyimle saygısızlık yapıyorsunuz.
II- Evet S. Çiftyürek sen pratik olarak 2011 KKP II. Genel Konferansında KKP’den istifa etmene rağmen gerçek anlamda, düşünsel olarak 2000’li yılların başında MESOP projesi ile birlikte KKP senin için esasen bitmişti. 2003 yılında MESOP kuruluş sürecini başlattığınızda ilk panellerinizden birini Zürich’in KUTÜSCH derneğinde vermiştiniz. Panelin moderatörü ben olduğum için yanyana oturuyorduk. Panelin soru cevap kısmında sana dinleyicilerden yöneltilen ”Peki Sinan yoldaş siz madem MESOP kuruyorsunuz; başarılar; ama KKP’yi ne yapacaksınız?” sorusuna sen hiç cevap vermedin; senin yerine KKP ile hiçbir organik bağı olmayan diğer panelist ”o iş bitmiştir, tamamdır” diye cevap verdi. Panelin bitiminde salonda bulunan (bizim dışımızdaki) herkes ”Sinan Çiftyüreğin KKP’yi kafasında bitirdiğini” anlamışlardı. Ama biz yoldaşımızın bize takkiye yapacağını anlamamıştık…
Sen buraya her gelişinde işte ”ben Mehmet’le şöyle anlaştım, böyle anlaştım; KKP’nin durumu dahil görüş birliğindeyiz” diyordun. Ne hikmetse 10 yıla yakın sürdürdüğün MESOP çalışmasını başarıyla sonuçlandıramadan ne yazık ki Mehmet (Akyol) yoldaş önce bu projeden geri çekildi; sonra bu dünyadan göçüp gitti. MESOP da İnternet sayfalarına göç eden bir proje olarak göçüp gitti. Rahmetliyi nasıl bilirdiniz sorusuna cemaat usulen ”iyi bilirdik” diye cevap verince, ”vay be ben bu kadar iyimiymişim” diye aniden doğrulan cenazenin kafası musalla taşına çarptıktan sonradır ki, proje son nefesini verdi ve mezara gömüldü.
III- Geldik ÖSP sürecine. Bu süreçte yeni bir Mehmet yoldaş buldun. Birlikte yola çıktınız. Bizimle her konuştuğunda bu sefer yine aynı tekerlemeyi tekrarlıyordun: ”Ben Mehmet’le KKP dahil her konuda anlaştım (dikkat et ortada kurumlar yok; sen ve Mehmet anlaşıyorsunuz)” diyordun. Ne hikmetse ÖSP’nin kuruluş aşamasında bu Mehmet yoldaşla da anlaşamadın. Son anda, ÖSP`nin kuruluş asamasinda yollarınız ayrıldı. Bizim gelenekten olmayan bir iki yoldaşla birlikte, esas olarak bizim geleneğimize dayanarak ÖSP`nin kuruluşunu gerçekleştirdin.
IV- ÖSP kurulduktan sonra KKP ne yaptı? Neler yaptığımız parti arşivlerinde yer alıyor. Kısaca tekrarlayacak olursak: KKP ekonomik, siyasal, düşünsel bütün imkanlarını sizlere sundu, ÖSP’ye destek oldu. Sen buraya alışageldiğin gibi bir iki kişiyle görüşmeler, toplantılar yapma niyetiyle geldiğinde bizler geniş kitlelerin katıldığı paneller düzenledik. Geniş salon toplantıları yaptık, düzenlediğimiz Newroz kutlamalarına sizleri ön plana çıkarmak için konuşmacı olarak çağırdık. Sırf ÖSP’nin propagandası olsun diye.
V- Öyle görünüyor ki şimdi de yeni bulmuş olduğun üçüncü bir Mehmet’le KKP’yi tasfiye etme planının son aşamasını icra etmek istiyorsun. Ama KKP’nin feshi projeni doğrudan kendin yapma yerine, bu işi partimizin 7. Kongresince seçilmiş Merkez Komitesine yaptırarak tarihsel sorumluluğu bu yoldaşlarımızın üstüne yıkmaya çalışıyorsun. Parti MK senin bu oyunlarını görüp direnç gösterince başta MK’miz olmak üzere kimi parti üyelerimize karşı itibarsızlaştırma kampanyasına start verdin.
Peki soruyorum: Madem KKP’nin feshedilmesini çok zaruri görüyorsun; 7. Kongremizde sana yeniden seçme – seçilme hakkı verildi, oy kullanma hakkı tanındı. Yüreğin atıyorduysa sen ve Avrupa sözcün ekibinizi kurup neden yeniden MK’ne aday olup çantanda bulunan KKP’yi feshetme ajandanı kendi ellerinle uygulamayı tercih etmedin? Belki de kongrede MK’ne seçilir, ajandanı uygulamaya MK içinde önderlik eder, projeni gerçekleştirmeye çalışırdın. Parti örgütümüzün hangi tepkiyi vereceğini hep beraber görürdük.
VI- 12 Eylül zindanlarında , hücrelerinde bedeniyle, beyniyle komünizm davasını savunan herkesin kendisinden saygıyla söz ettiği; KKP’ye yönelik 1986 polis darbesi nedeniyle partinin tüm başı ve gövdesinin dağıldığı, iskeletinin içerde olduğu dönemde bir kuruş para, imkan, mekan, Avrupa desteği olmadan partiyi yeniden toparlayan; yeni ilişkiler yaratan ve partimizin III. Kongre’sini yapabilir düzeye gelmesine önderlik eden Baba yoldaşımızı nasıl ”düşman” kategorisine sokup, itibarsızlaştırabilirsin? Baba yoldaş ve diğer yoldaşlar vaktiyle sana Genel Sekreter sıfatını, artık çoktandır taşımadığın ama halen gölgesini kullanmaya devam ettiğin bu sıfatı, bu emaneti partiye ve kendilerine karşı silah olarak kullanman için mi verdiler?
VII- Besbelli ki şimdi de gizli pazarlıklarında üçüncü Mehmed’e söz vermişsin. Senin için KKP, ÖSP bir yana; üçüncü bir Mehmed’e verdiğin söz bir yana… Verdiğin söz gereği KKP’nin adını, tarihini, hafızasını silmek istiyorsun; kendi partin ÖSP kongresinde hem KKP’nin uzun adını almayı hem de kısa adını değiştirmeyi öneriyorsun. Bu ad değiştirme Tuncay Atmacalarımızı, Halil Uluğlarımızı; Hüseyin Elmaslarımızı; Devrimci Alilerimizi, Evrim Alataşlarımızı, Hasso ve Döndü yoldaşlarımızı, daha bir çok isimli isimsiz kahramanımızı unutturmak değilse nedir?
VIII- Gelelim sana emanet edilen partiyi ne yaptığına. Şimdiye kadar yaptıklarının bir hesabını yapıp, kendi kendine ”ben ne yapıyorum” diye soracağına, özeleştirini yapacağına partiyi güçten düşürmek için elinden gelen çabayı ısrarla sürdürüyorsun. Bütün enerjini partiyi zayıflatmaya vereceğine; istifa ettiğin bir kurumdan mertçe elini çek. Kendi partine enerjini ver, bir türlü bütünleşemediğin ülkemizin gündemini yakala; partin ÖSP’yi güçlendir. Tabii bir güç ve yeteneğin varsa.
IX- Ama şimdiye kadar yaptıkların, bundan sonra yapacaklarının göstergesidir. Bak senin öncülük ettiğin ve her seferinde partide yarattığın kimi krizlerin sonuçları:
a- Parti basınını İstanbul’dan Kürdistan’a taşıyoruz diye partinin basın yapısını dağıttın, basını bir – iki kişiyle Anteb’e gönderdin. (Sen İstanbul’da kaldın). Nihayet tamamen kapattın, İnternet yayıncılığı ile yetinir oldun.
b- ”Üç bölgede örgütlenme” dedin, ”Ya yoldaş bu senin taktiğin Allahın sana gönderdiği bir vahiy değil; eğer uygulanamıyorsa yırt at” dememize rağmen sen gene vahyine inandın, ısrar ettin, ta ki bir grup yoldaşı partiden atana kadar. Bunu becerdikten sonra da yaptığın bir toplantıda ”bu karar hükümsüzdür” dedin ve kaldırdın. Tabii partide tahribat yarattıktan sonra.
c- Türk sömürgeci güçlerinin Kürt sorununu çözeceklerine çocuk gibi inandın. Öyle ki 2010 yılında verdiğin bir panelde ”Bizim Urfalılar inanmadıkları bir şeyi he, he diye geçiştirirler; ama bir şeye inandılar mı Hah derler. Ben inanıyorum ki TC bu kez Hah dedi, Kürt sorununu çözecek” diye inançla konuştun. Bu inancın sonucu olarak da ”Yetmez ama Evet” diyerek partiye güç ve itibar kaybettirdin; Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin iktidarlarını pekiştirmesine katkı sundun.
d- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ”Boykot” kararı alarak bir kez daha partiyi itibarsızlaştırdın, güçten düşürdün; Newroz Gazetesine attırdığın başlıkla gazeteye aboneliği bitirerek Newroz’un kapanmasını sağladın ve Kürdistan komünist hareketini yayın organsız bıraktın.
e- Antep’te kurulan Kadın Vakfı’nı dağıttın.
f- Gençlik örgütlenmesini tasfiye ederek, adeta bizleri geleceksiz bıraktın.
g- Kürdistan komünist hareketinin önderlerinden, ÖSP kurucularından ve ÖSP il örgütü kurucularından Tuncay Atmaca yoldaşımızın aramızdan ayrılmasından sonra İzmir ÖSP şubesini kapatarak Kürdistan komünistlerini İzmir’den sildin.
h- 7 Haziran genel seçimlerinde KKP ve ÖSP’nin oybirliğiyle seni milletvekili aday göstermelerine rağmen bir hafta sonra ÖSP Parti Meclisi’ni toplayarak, ”beni ölüme gönderiyorsunuz” diyerek milletvekili adayı olmaktan çekildin. (Ama hakkını yememek lazım: HDP milletvekili ve belediye başkanlarının başına gelecekleri daha o günden görmüşsün. Helal olsun sana.) Seçimlerdeki tavrı ise Rudaw’a yaptığın açıklamada ”tabanımızın zorlamasıyla alınmış bir tavır” olarak izah ettin.
Bütün bu olup bitenlerden sonra sen ne yaptın? Bir türlü ülkemizin gündemi ile bağ kuramadığından bütün yukarda saydığım güç kaybından sonra suni gündem yaratmak için Avrupa’da Fransa, Almanya ve İsviçre’de ”Komünistlerin Birliği” konu başlıklı paneller düzenleyeceğini KKP MK’ne bildirdin. Partimizin MK’sı bu konu başlıklı panellerin saydığın ülkelerde zemini olmadığını, ilgi görmeyeceğini, buralara gelip gereksiz güç, zaman, finans kaybına neden olacağını; Kürdistan’ın bir köyüne gitmenin daha yararlı olacağını iletmesine rağmen; sen bildiğinden ısrar ettin ve bu üç ülkedeki panellerini gerçekleştirmek üzere 3 Ocak 2017 meşhur Worms toplantını gerçekleştirdin. Ve milyonlarca Kürdistanlı ve Türkiyeli’nin yaşadığı Avrupa’da sadece üç kişiyle toplantı düzenleyip gittin.
Yukarda saydığım bütün bu eleştirilerimizi sana sözlü – yazılı iletmemize rağmen bu eleştirilerimize kulak tıkayarak meseleyi kişiselleştirdin ve ”Bunların hepsi Kemal’in başının altından çıkıyor” dedin. Buna cevap olarak partimizin 7. Kongresi öncesinde sana buraya gelip Kemal yoldaşla yüzleşebileceğini, varsa problemleriniz giderip öyle Kongre’ye gelebileceğinizi; bunu da Baba yoldaş gibi bir iki yoldaşı da yanınıza alarak birlikte yapacağınız bir toplantıda gerçekleştirebileceğinizi iletmeme ve senin de kabul etmene rağmen sen buraya değil 1500 kilometre daha kuzeye, Hamburg’a uçarak adeta yüzleşmekten kaçtın.
Partimizin II. Genel Konferansında konferansımızın değerli delegasyonu ve saygıdeğer misafirlerimizin huzurunda sen partideki bütün görevlerinden ve parti üyeliğinden istifa etmiştin; aynen seni kopyalayan Ö… yoldaş da partimizden III. Genel Konferans esnasında tüm delegelerimiz ve konuklarımızın gözleri önünde istifa etti. Ve bugün yaygara kopararak partimiz ”MK’sının kimi yoldaşları partiden attığını” söylüyorsunuz. Oysa 8. Kongre sürecine girdiğimiz için partimizin MK’sının ne yeni üye kaydetme, ne de bir üyeyi atma gibi bir kararı yoktur. Yeni üye kaydı ve kayıt silme işlemi kongremiz sonuçlanıncaya kadar dondurulmuştur. MK’mız yeni üye alma veya üye atma konusunda bu kadar titiz ve hassas davranırken sizlerin MK’da olduğunuz dönemde yaptığınız ne idi? Arşivler parti MK’sında duruyor. Senin ve Ö…. altında imzanız olan kararlar var. Çok sayıda yoldaşımızı eften püften gerekçelerle partiden atmışsınız. 2004 yılında yayınladığınız bir genelge MK’nın az sayıda merkezi organ dışındaki bütün parti üyelerinin üyeliklerini silme kararı aldığını yazıyor. Bunun gibi şahıslara iletilmiş üyelikten atma mektupları var. Ne büyük onur!
Kürdistan’da, Türkiye’de, Ortadoğu’da çok önemli gelişmeler ve değişimler olurken, sen sanki bu gezegende yaşamıyorsun; ülkemizin gündemi seni hiç ilgilendirmiyor. Varsa yoksa senin ”iktidarın” etrafında dönüp duruyorsun. Gerçekten yazık Kürdistan komünist hareketine. Ülkemizin gündemine, pratiğine kafa yoracağına, varsa yoksa partimizin emektar, kıdemli kadrolarını nasıl tasfiye ederim derdindesin.
Peki bir daha soruyorum: Madem çantanda KKP’yi feshetme ajandan var; neden istifa ediyorsun? Kal ve ajandanı uygula. Üstelik 7. Kongremiz sana oy kullanma hakkı da verdi; istifanı geri çeker, MK’ya aday olur, ekibini kurar ve MK’ya girerek partimizi feshetme planını uygulardın. Ama bunun yerine, yapmak istediklerini partimizin MK’sına yaptırmak istiyorsun. Bütün mesele bu. Kırmızı kartı da görünce başlıyorsun demagoji yapmaya, saldırganlaşmaya.
Sonuç olarak: son 35 yıldır senin önderliğinde yapılan politika, taktik ve örgütsel yaklaşım partimizi yerinde saymaktan öteye götürmedi. Çalışma tarzın ve maliye politikalarınla partinin emekleri ve alınterleriyle yaratılan ekonomik değerlerini, yerli yerinde kullanmadın, adeta har vurup harman savurdun. En son vardığın noktada partiyi fesh ve tasfiye etmeyi; onu ÖSP’ye katmayı gündeme getirdin. Partinin kıdemli kadrolarına karşı karalama kampanyası açtın. Bütün bu girişimlerinle bizlere Hüseyin Elmaslardan, Devrimci Alilerden, Halil Uluğlardan, Tuncay Atmacalardan, Teğmen Alilerden ve daha onlarca şehit ve kahramanlarımızdan emanet kalan partimizi güç kaybına uğrattığın ve buna bağlı olarak partiyi geriye götürdüğün için nasıl ki KKP yönetiminden ve üyeliğinden istifa ettiysen ÖSP yönetiminde de hemen şimdi istifa ederek yerini genç yoldaşlara bırakmalısın. Sen diyorsun ya ”20. YY devrimleri geri çekildi”; şimdi geri çekilme sırası sende. Bu hareketi 35 yıldır sen yönetiyorsun; geldiğimiz nokta ortada. Şimdi sıra genç yoldaşlarda, bırak 4 yıl da gençlerimiz yönetsin, varsa bir yeteneğin gençlere yardımcı ol, destekle, sana göre yüzde yüz yanlış kararlar alsalar da yoldaşların kararlarına saygılı ol, gençleri güçten düşürmeye kalkışma. KKP’ye dayattığın örgütlenme anlayışını onlara dayatma; bakalım 4 yıl sonra ne olacak? Ama ben fikrimi şimdiden söyleyeyim: genç yoldaşlar ÖSP’yi mutlaka ve mutlaka senden daha iyi ve doğru yönetecekler, daha ileri noktalara taşıyacaklardır.
Samimi bir tarzda bunları yap; sonra git sitende haftalık makalelerini yaz; BOP’un Kuzey Kürdistan’ı denkleme sokmasını bekle! Şimdiden yolun açık olsun.
Bir noktayı belirtmeden geçmeyeceğim: AMED ve diğer şehirlerimizde Kürdistan yurtsever devrimci demokratların önderlik ettiği NEWROZ’lara katılmadığınızı biliyoruz. Ama KKP’nin öncülük ettiği NEWROZ kutlamasına ”katılmayın” kampanyanızı komünistler hiç ama hiç UNUTMAYACAKTIR.
23 Şubat 2017
Hüseyin İşli

Bölüme ait diğer yazılardan!

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM !

KİMYASAL SİLAH KULLANAN FAŞİST TC DEVLETİNE KARŞI HEP BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM ! Sömürgeci Türk devletinin …