Home / Internasyonel / DÜNYANIN BÜTÜN KAHRAMAN HALKLARINA VE DEVRİMCİ DEMOKRATİK ÖRGÜTLERİNE İRAN HALKININ FEDAÎLERİ GERİLLA ÖRGÜTÜNÜN BİLDİRİSİ

DÜNYANIN BÜTÜN KAHRAMAN HALKLARINA VE DEVRİMCİ DEMOKRATİK ÖRGÜTLERİNE İRAN HALKININ FEDAÎLERİ GERİLLA ÖRGÜTÜNÜN BİLDİRİSİ

SAVAŞAN HALKLAR, DEVRİMCİ MİLİTANLAR, DOSTLAR, MÜCADELE YOLDAŞLARI!

İran’ın ezilen halkları, ikibuçuk sene önce şanlı bir ayaklanmayla, satılmış Pehlevi yönetimine son vererek, soyguncuların elebaşına, yani Amerikan emperyalizmine büyük bir darbe indirdi. Ne var ki devrimin tamamlanması için milyonlarca İranlının kitlesel gücünü canlandıracak ve yönlendirecek devrimci bir yapının ve öncü gücün olmayışı başta Humeynî olmak üzere iş birlikçi bir sınıfın egemenliği ele geçirip bağımlı kapitalizmin bozuk düzeninin yeniden kurulmasına ve İran halklarının devrimci hareketinin ezilmesine neden oldu.

Son ikibuçuk yıl içinde, PRİ (İslâmî Cumhuriyet Partisi) -tüccar ve bağımlı kapitalistlerin partisi-, ki Humeynî tarafından tümüyle destekleniyor, halkın siyasi bilinçsizliğinden yararlanarak iktidarın kilit noktalarını birer birer karşı – devrimci rakipleri liberaller ve sanayici kapitalistlerin ellerinden aldılar. Son olarak da Ben-î Sadr’ın bir tür darbe ile azledilmesi yoluyla tüm yetkileri alındı ve böylece bütün kurumlarda İslâmî Cumhuriyet Partisi’nin sınırsız egemenliği kurulmuş oldu.

Bugün, İslâm Cumhuriyeti yönetiminin ikibuçuk yıllık utanç verici dökümünü yapacak olursak, rejimin işbirlikçi bir kapitalizmi yeniden kurmaktan başka bir şeye yaramadığı kuşku götürmez. Şahın askeri ve ekonomik anlaşmaları aynen yürürlükte olduğu gibi, çok uluslu tekellerle yapılan yeni sözleşmeler daha öncekilerden aşağı kalmıyorlar. Dünkü gibi bugün de kapitalistler ve toprak ağaları İran’ın çalışan halklarını soymakta serbesttirler; iktidar, olduğu gibi onların hizmetindedir. Amerika hesabına çalışan generallerin görevlendirildiği imparatorluk ordusu yeniden kurulmakta olup emekçi halkları ezmek yolundaki tutumunu olduğu gibi sürdürüyor.

Yönetim, belli bir süre ”anti – emperyalist” maskesiyle baskıcı, halka karşıt ve kapitalist yüzünü saklayıp, Amerikan elçiliği işgali, rehine alma gibi yollara baş vurduysa da, bu gün peçesini atmış olup hızla emperyalizme olan bağımlılığını pekiştirmeye uğraşmaktadır.

Şu anda Talbot, Krupp, Mitsui gibi tekellerle anlaşmaktadır, emperyalistlerden savaş araçları satın alıyor. Ziya Ül Hak gibi satılmış askerlerin egemenliğinde olan yönetimlere dostça ilişkiler önerip, askeri işbirlikleri oluşturmaya çabalamaktadır.

İktidarı alır almaz yönetim devrimin kazanımlarını halkın elinden alıp dağıttı. Fabrikalara ve köylere saldırarak Devrimci Konseylerini ezdi. Türkmenistan Köylü Konseylerine saldırdı. Kürdistan’da kahraman Kürt halkını bombaladı. Kuzistan’da Arap halkının mücadelesi Amerikan uşağı General Madanî tarafından ezildi. Böylece halkın en iyi evlâtlarının binlercesi Amerikan kurşunları, bomba ve roketleriyle öldürüldü. İktidar ilk günlerden beri devrimin gerçek savunucuları olan devrimci ve ilerici örgütlere vahşice saldırdı.

İslâm kisvesi altında Şah’ın kurmuş olduğu hapishane ve işkence evlerini kullanmakla yetinmeyip yenilerini yaptırdı. Stadyumlar bugün devrimci militanlar ve savaşan kitleler için birer cezaevine döndürülmüştür.

Devrimin ilk günlerinde halkın baskısı ile Şah’ın ajanlarından bir kaçını asan yönetimin ”Ortaçağ Mahkemeleri” daha sonra devrimci güçleri ezmekle görevlendirildiler. Şimdiye dek yüzlerce militanı dar ağaçlarına yollaılar. Son aylarda iki yüzden fazla Mücahid, Fedaî ve diğer devrimciler idama mahkûm edilip kurşuna dizildiler. Bazı davalarda devrimcilerin kimlik tesbitleri bile yapılmadı. Kurbanların arasında 13 – 18 yaşlarında çocuklar da vardı. Kapitalizmin kıydığı devrim kuzularıydı onlar.

İslâm Cumhuriyeti rejimi tüm siyasi özgürlükleri çiğnedi. Devrimci basın ve gazeteler bütünüyle yasak. Kitaplar katı bir sansürden geçiyor. Düzene karşı çıkan her siyasi sese verilen yanıt tutuklama, işkence, infaz ve kıyım. Son aylarda halkın, işçilerin ve devrimcilerin yaptıkları barışçı yürüyüşlere çoğu kez kurşun sıkıldı.

İran emekçi halkları günlük yaşamlarında ayrıca işsizlik, enflâsyon, konut yokluğu ve yağma gibi sorunların da baskısı altındadır.

Savaşa gelince: Gerici ve karşı – devrimci niteliği ile, İran emekçi halklarına (Irak emekçi halklarına olduğu gibi) kıyım ve yıkımdan başka bir şey getirmiyor. Siyasi, ekonomik ve sosyal bunalıma bir çözüm bulamayan yönetim bu savaşı, devrimci mücadeleyi saptırmak için daha da genişletiyor. İşte bu koşullar altında ”Devrim Muhafızları” ve onlara benzer baskı örgütleri eliyle cinayet ve ezmeyi silah olarak kullanarak karanlık bir diktatörlük kurmak istiyor yönetim.

Bugün İran halkları öyle koşullarda yaşıyorlar ki, bütün baskıya karşın silahlı bir mücadeleye hazırlanmak zorundalar. Halkın nesnel ve öznel desteğiyle Mücahidler, Fedaîler ve diğer savaşan güçler, kapitalistlerin desteklediği baskı düzenini yıkmak için son savaşa hazırlanıyorlar. Şanlı Kürt halkı da, silahların, bombaların öldürücü saldırısına rağmen kararlı mücadelesini geliştirmektedir.

”BAZAR”ın kapitalistleri, toprak ağaları ve onların silahlı askerleri ile en bilinçsizlerin dışında İslâm Cumhuriyeti yönetiminin halk içinde gerçek bir desteği yoktur. TUDEH partisi ve kendilerine ”FEDAΔ ismini veren sağ kanat gibi alçak hainlerin desteği bile yönetimin sonunu değiştirmeyecektir.

SAVAŞAN HALKLAR, DEVRİMCİ VE ANTİ – EMPERYALİST ÖRGÜTLER, MÜCADELE YOLDAŞLARI!

Buraya kadar söylenenler İslâm Cumhuriyeti yönetimi cinayetlerinin sadece bir kısmıdır. Sizler ki kapitalizm ve emperyalizme karşı savaşıyorsunuz; sizler ki diktatörlüğü etiniz kemiğinizde duyuyorsunuz; sizler ki dünya emperyalizmini yıkmak isteyen militanlarsınız, zincirlerinizi kırmak isteyenlerin hangi koşullarda mücadele ettiklerini görüyorsunuz. Evet size sesleniyoruz!

Kapitalist sömürü ve baskıyı saklamak için ”halkın koruyucusu” olduklarını ileri süren halk düşmanı yönetimlerin niteliğini biliyorsunuz. Evet, İran’daki yönetim, İran halklarına işsizlik, enflasyon, baskı, işkence ve yoksulluktan başka bir şey getirmedi.

Yönetimin uluslararası alandaki siyasetine de bir göz atmakta yarar var:

Yönetim sahte anti – emperyalist tutumuyla uluslararası kamuoyunu önce aldattı. Yalancı bir propaganda ile bazı umutlar verdiler. Oysa aynı zamanda emperyalizme yaklaşıyorlardı. Bölgedeki devrimci hareketleri gerçekte desteklememişlerdir. Filistin Kurtuluş Örgütü’ne gerçek bir yardımda bulunmadıkları gibi; Lübnan’daki ”AMAL” örgütünü destekleyerek bölgede gericiliğin gelişmesini sağladılar. Afganistan’dakii gerici ve provokatör güçlerin yanında etkin biçimde yer aldılar. Irak’taki Barzani’yi ve ”AL DAVÂH”yı destekleyerek hem halk hareketini durdurmak; hem de Irak Kürtlerini ezmek istiyorlar. Afganistan’a karşı da gerici Pakistan yönetimiyle işbirliğinde bulunuyorlar. İrlandalı savaşçılar için sahte gözyaşları dökerken İngiliz emperyalizmi ile milyarlık anlaşmalar yapıyorlar. Güney Lübnan’daki siyonist bombalamaları mahkûm ederken kendileri Amerikan Fantomlarıyla kahraman Kürt halkını bombalıyorlar. Filistinli mültecilere acır görünürken, zehirli propagandaları ile ilerici Filistin örgütlerini ve Lübnan komünist hareketini kınıyor ve onları emperyalizmle işbirliği yapmakla suçluyorlar. Emperyalizmi bir yandan sözde kınarken, katil Şah yönetiminin imzalamış olduğu anlaşmaların hiç birini ortadan kaldırmıyorlar. Bu anlaşmaların bölgedeki ilerici güçlere karşı yapılmış olduğu açık. Yıllarca Şah tarafından ezilen Umman halkına, Şah’ın Qâbus’la yaptığı anlaşmaların metni açıklanmıyor. Yönetimin bütün yalanlarına rağmen hiç bir dünya devrimci örgütünün İran’da temsilciliği ve dolayısıyla serbest olarak çalışma ve kendini tanıtma olanağı yoktur. Şimdiden söyleyebiliriz ki, bu yönetim sürerse, çok kısa bir zaman içinde yüzeysel propagandasını da bırakarak halkları ezdiğini ve devrimci örgütlere karşı olduğunu açıkça gösterecektir. Yönetimin kapitalist niteliği ve komünist düşmanlığı kendisini bölgede emperyalizmin en sadık yandaşı, en emin üssü yapacaktır.

MÜCADELE YOLDAŞLARI, İŞÇİ YOLDAŞLAR, BASKI ALTINDAKİ HALKLAR, DEVRİMCİ VE ANTİ – EMPERYALİST ÖRGÜTLER!

Emperyalizmle savaşan bazı örgütlerin, örneğin F.K.Ö.’nün, İran’daki yönetimin bu ezici, devrimcileri kırımdan geçiren tutumunu göz ardı etmeleri; yönetimin İran halklarına karşı olduğunu görmemeleri üzücüdür.

Mücadele dayanışması ve uluslararası sorumlulukların verdiği göreve dayanarak siz devrimci, halkçı kuruluşların aracılığıyla da uyarırız ki; bu tür politik akımlar, bazen İran yönetimini açıkça desteklemeye kadar varan ve çalışan halkların özlemlerine ters düşen bu tutumlarını sürdürürlerse kendi saflarında doğacak yetersizliğin, emperyalizm ve gericiliğe karşı verilen mücadeleyi de güçten düşürmesi mümkündür. Merkez Organ’ımızda da aynı eleştirileri yoldaşça ve açık bir biçimde bazı sosyalist ülkelere yönelttik. Burada yine belirtmek zorundayız ki bu ülke ve partilerden bazılarının İran devrimci hareketine ilişkin tutumları proletarya enternasyonalizminin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

DOSTLAR, MÜCADELE YOLDAŞLARI, DÜNYANIN SÖMÜRÜLEN VE SAVAŞAN HALKLARI, DEVRİMCİ VE İLERİCİ ÖRGÜTLER!

Irak, Mısır, Umman, Endonezya, Sudan’daki devrimci hareketlerin ezilmesi sırasında beliren utanç verici suskunluğun, İran devrimci halk hareketinin mücadelesi sürecinde tekrar doğmasına izin vermeyin. Emperyalizme karşı savaşan örgüt ya da partiler kendilerini siyasi yalpalamalardan kurtarıp gerek devrimci enternasyonalizmin töre ve geleneklerine gerekse anti emperyalist dayanışmaya bağlılıklarını göstermelidirler. Talihsiz deneyler, Sudan, Mısır, Irak ve Endonezya komünistlerinin kırıldığı anlarda bazı siyasi örgütlerin tutumları, devrimci görevlerimize dünya çapında sahip çıkmamızın zamanının geldiğini belirtmeye yetmez mi?

Adı geçen olaylar sırasında türlü örgütlerin tutumlarını tarihin yargısına sunmak gerekmez mi?

Ne olursa olsun İran devrimci hareketinin bir kesiminin sözcüleri olan biz HALKIN FEDAÎLERİ, ayaklanmanın zafere ulaşıp yeni yönetimin oturmaya başladığı ilk günlerde elimizdeki olanaklardan yararlanarak, dostlarımızı, bizlerle birlikte omuz omuza savaşanları, o günlerde olayların içinde yaşayan Filistin Kurtuluş Örgütü yöneticilerinin en ileri gelenlerini yeni yönetimin niteliğinden ve olayların nasıl gelişeceğinden haberdar ettik. İran halklarının, devrimcilerin, emekçilerin kırılmalarını göre göre, İran’da olup bitenleri bile bile, durumdan bütün yönleriyle haberdar olmasına karşın Filistin Kurtuluş Örgütü’nün akıl almaz tutumu düşündürücüdür.

Şüphesiz ki biz, Filistin Kurtuluş Örgütü’ndeki bazı hareketlerin tutumu ile bölge halkları arasındaki gerçek devrimci dayanışmayı ayırt ediyoruz. Bunlarla İran halklarının kardeşçe birliğine sürekli bağlı kalacağız. Eski yönetime karşı verdiğimiz savaşta bizlere cömertçe ve kardeşçe yardım eden dünya devrimci hareketini, özellikle Umman, Türkiye ve Filistin devrimci hareketinin yardımını asla unutmayacağız. Uluslararası dayanışmanın verdiği içtenlik ve sıcaklıkla yapılan bu yardım, yolumuzda bize büyük destek olmuştur. Geçmişte olduğu gibi yine devrimci dayanışmamızı bu hareketlerin yanında olmakla göstermeye hazırız. Devrimci hareketin gelişmesi İran’daki durum üzerine ikircikli tavırlar takınan bazı örgütlerin de tutumlarının değişmesini sağlayacaktır. Bundan eminiz.

YAŞASIN TÜM DÜNYA İŞÇİLERİNİN VE EZİLEN HALKLARIN BİRLİĞİ!

KAHROLSUN BAŞINI AMERİKA’NIN ÇEKTİĞİ DÜNYA EMPERYALİZMİ VE ONUN YERLİ UŞAKLARI!

YAŞASIN DEVRİM!

Temmuz 1981

İran Halkının Fedaîleri Gerilla Örgütü

___________________________________________________________________________
birlik yolu sayı: 19 Ocak 1982
BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN..!
___________________________________________________________________________

Bölüme ait diğer yazılardan!

1925 AYAKLANMASI!

1925 AYAKLANMASI!Birinci Pazar paylaşım savaşının son bulmasıyla yeniliğiye uğrayan devletlerin bulunduğu alanlarda çok sayıda ulus …