Cumartesi , Ocak 28 2023
Home / Parti / Temel Metinler / KKP 8. Kongresine Sunulan MK Raporu ve Kongre Kararları!

KKP 8. Kongresine Sunulan MK Raporu ve Kongre Kararları!

Yoldaşlar,

KKP MK adına hepinizi saygıyla selamlıyor, kongremize başarılar diliyorum; kongremize katılan konuklarımızı selamlıyor, kendilerine hoşgeldiniz diyorum. Kongremizi yapabilmemiz için çaba harcayan yoldaşlarımıza ve bize ev sahipliği yapan Alman komünistlerine teşekkür ediyorum.

Avni Gökoğlu’dan Hasso ve Döndü yoldaşlara, Elmas kardeşlerden Devrimci Alilere, Köylü Mehmetlerden İhsan Özsoylulara, Nusret Korkmazlardan İhsan Yılmazlara, Halil Uluğlardan Yusuf Ali Erbaylara, Tuncay Atmacalardan Teğmen Alilere … kadar tüm parti Yoldaşlarımızı saygıyla anıyorum…

Yoldaşlar

7. Kongremiz KKP’nin fesh edilip edilmemesi konusunu ele alırken o zamanki dünya ve Türkiye koşullarının kısa bir analizinden yola çıkıyor ve şöyle diyordu:
“Emperyalist güç odakları arasındaki çelişkiler tehlikeli biçimde şiddetlenmektedir; bu çelişkiler dünyanın değişik bölgelerinde doğrudan müdahaleler ve ”Proxy Wars” (Vekalet Savaşları) denilen lokal savaşlar biçiminde tezahür etmektedir. Dünyamız, I. Dünya Savaşı öncesindeki durumu andıran bir tarzda, yeryüzünün büyük güçler arasında yeniden paylaşılması kapışmasını yaşıyor. Bellibaşlı emperyalist güçler korkunç ölçüde silahlanıyor. Onları kendi bölgelerinde hakimiyet peşinde koşan ikinci derecede emperyalistler takib ediyor. Emperyalist batı ittifakı toprakları haricinde süren savaşların ardı arkası kesilmiyor. 17. Yüzyılda Westfalya Barışı ile konan ‘devlet sınırlarının dokunulmazlığı’ ilkesi büyük devletler tarafından rakipleri aleyhine sakınmasız biçimde çiğneniyor.

Dünya günden güne daha derin eşitsizliklerin, çelişkilerin, haksızlıkların ve bunların yol açtığı çatışma ve belirsizliklerin içine yuvarlanıyor. Dünyanın bir avuç zengin emperyalist ülkesiyle, çok sayıda yoksul ülkeler, az sayıda zenginin sefahati ile dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun sefaleti arasındaki uçurum derinleşiyor. Emperyalist metropol ülkelerin kendi bünyelerindeki sosyal çelişkiler de büyüyor. Bu ülkelerde yabancı düşmanlığı, ırkçılık, şövenizm ve neo-faşizm tırmanıyor, hükümetler gerçek ya da muhtemel bir ”terör saldırısı” bahanesiyle ”demokrasi tatili” uyguluyor, asker ve polis kuvvetlerini her tarafta teyakkuz durumuna geçiriyor, rejimler gitgide otoriterleşiyor.”

Yoldaşlar

Emperyalist dünyadaki çelişkiler gittikçe daha da keskinleşti. Emperyalist metropollerdeki emekçi sınıfların yoksulluğu ve buna bağlı olarak toplumsal tepkileri şiddetlendi. Bunun sonucunda bazı ülkelerde sol sloganlar atan kimi partiler güç kazanırken;emekçi kitlelerin hoşnutsuzluklarını ve göçmen sorununu, miliyetçilik ve benzeri argümanları kullanan faşist ve gerici akımlar da güç kazanmaya devam etti. İngiltere’de Brexit oylamasında Avrupa Birliği’nden çıkma sonucu elde edilmesi ve Amerika’da Trump’ın başkan seçilmesi emperyalist dünyanın merkezinde ”içe büzülme” eğilimlerinin artmakta olduğu sinyallerini veriyor. Emperyalist dünyada meydana gelen değişiklikler emperyalizm kavramını unutturmak ve ona sevimli bir çehre kazandırmak için uydurulan ”küreselleşme” balonunun sönmekte olduğunu gösteriyor. Sistem kaos içindedir. Küreselleşme kavramının mucidi olan IMF ve Dünya Bankası bile artık bu kavramı nadiren kullanmaktadır. ”Küreselleşme” dedikleri yeni emperyalist ilişkilerin en önemli ayağı olan okyanuslararası konteyner ticareti durma noktasına gelmiş, en büyük taşımacılık konteynerleri Güneydoğu Asya limanlarında çürümeye terkedilmiştir. Öyle ki ”küreselleşme” savunuculuğu dahi el değiştirmiş; bu kavramın bayraktarlığı son yıllarda dünyanın en büyük sermaye ihracatçısı konumuna erişen ve adeta finansörü haline gelen Çin’in eline geçmiştir.

Emperyalist dünya geçen yüzyılın sonlarında olduğu gibi iddialı ve özgüvenli değildir artık. ‘Ebedi barış ve refah’ palavraları bitmiş; emperyalist kapitalist sistemin çelişkileri tüm acımasızlığıyla dışa vurmuştur. Bu çelişkilerin en yoğun yansıdığı Ortadoğu ve ülkemiz Kürdistan kan ve ateş içindedir. Emperyalist güçler arası çatışmaların labaratuvarına dönüşen Ortadoğu’daki kanlı kaos birbirinin gözünü oymak için fırsat kollayan en iri emperyalistleri ve kargaşa ortasında kendine pay koparmaya heveslenen bölgesel emperyalistleri her an için tehlikeli bir genel savaş ortamına sürükleyebilir.

Kürdistan bu hesaplaşma sahasının tam göbeğinde, halen parça parça, halen işgal ve boyunduruk altındadır. 21’inci Yüzyıl’ın Kürtlerin yüzyılı olacağı, Ortadoğu’yu dizayn edenlerin Kürtlere yeni Ortadoğu’da özgür bir yurt için imkan sağlayacağı türünden analizlere ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Kürdistan’ı yeniden doğuşa getirecek olan şey halkımızın mücadelesi ve olgunlaşmakta olan tarihsel şartlardır. Kürdistan’ı boyunduruk altında tutan devletlerin hem birbirleriyle çelişkileri şiddetlenmekte, hem iç dokuları parçalanmakta, hem de ömürleri dolmaktadır. Buna bu güçlerin hayatta kalmak için dış maceralara, emperyalist maceralara atılma hevesleri ve şiddetlenen toplumsal çelişkiler de eklenmelidir.

Böyle bir uluslararası ve bölgesel ortamda Kürdistan işçi sınıfı ve emekçilerinin öncü partisi olmak ancak çetin mücadele koşullarına göre çelikleşmiş, militan, devrimci bir komünist partisiyle mümkündür. Leninist parti normlarından iyice uzaklaşmış bir yapıyla bu görevin üstesinden gelemeyiz. O yüzden önümüzdeki acil hedef Leninist, bolşevik nitelikte bir partiyi günümüz koşullarına uygun olarak yaratmaktır.

Yoldaşlar sadece dünya ve Ortadoğu’nun mevcut hali değil; bizzat Türkiye’deki durum da bizden böyle bir partileşmeyi talep etmektedir. Hatırlayacağınız üzere biz 7. Kongre Raporumuzda Türkiye’deki siyasal gidişatın gitgide kötüleşmekte olduğunu tesbit etmiş; KKP’nin feshedilmemesi gerektiğini ısrarla savunmuştuk. Kongremiz bu tesbitleri onaylamış; %90’dan fazla oy çokluğuyla MK Raporu’na onay ve dolayısıyla da KKP’nin tasfiye edilmesini bize dayatmaya çalışanlara red cevabı vermişti.

7. Kongre Raporu’nda şöyle deniliyordu:

”AKP iktidarı, Anayasa dahil olmak üzere, istediği hukuki değişiklikleri yapıyor, istediği kanunları çıkarıyor, bunu yapamadığı zaman ‘kanun benim’ diyerek bildiğini uyguluyor. Bu gidişatın tersine, daha iyiye dönüşeceğinin emareleri şu anda bulunmuyor; tam tersine bütün emareler Türk rejiminin gitgide daha baskıcı, daha başınabuyruk, daha faşizan bir rejime doğru gitmekte olduğunu gösteriyor. Her şey Erdoğan’ın iki dudağından çıkacak söze bağlıdır. Ufukta bunun düzeleceğini gösteren bir ağartı henüz yoktur.”

Bu tesbitten bir kaç ay sonra, 15 Temmuz darbe girişimi oldu ve AKP OHAL ilan ederek şiddetli bir yıldırma hareketine girişti. OHAL ilanıyla birlikte HDP milletvekilleri, belediye başkanları, aydınlar, gazeteciler ve pek çok HDP ile BDP üyesi, il ve ilçe başkanları tutuklanarak hapse atıldılar. Bunu daha binlerce insanın tutuklanması, kamu görevlilerinin, akademisyenlerin işten el çektirilmesi ve öteki uygulamalar takip etti. Kürdistan baştanbaşa bir açık hapishaneye dönüştü. Üçer ay aralıklarla uzatılan olağanüstü hal olağan hale geldi. Kürdistan’da köyler, kasabalar ve kentlerin kuşatılarak halkın aylarca sokağa çıkma yasakları altında evlerine hapsedilmesi rutin hale geldi. Pek çok yerleşim yerinde birçok mahalle adeta yerle bir edildi. Birleşmiş Milletler verilerine göre son iki senede ikibinden fazla insan öldürüldü ve yarım milyon ile bir milyon arasında insan yerlerinden göçertildi.

Türk devleti Kuzey Kürdistan’da ”çökertme hareketı” sürdürürken Güney ve Batı Kürdistan’a yönelik tehdit ve saldırılardan da geri kalmadı. Rojava’da ortaya çıkan olumlu gelişmeleri engellemek için ordusunu oraya gönderdi; Güney Kürdistan’da Beşika’daki askeri üssünü takviye etti ve Kandil’e aralıksız saldırılar yöneltti. Şengal üzerinden tehditler savurdu. Türk devletinin yöneticileri ve onların medyadaki kalemşörleri açıkça emperyalist bir söylem geliştirdiler. Ege’deki 12 adalardan Musul ve Kerkük’e, Halep’e kadar yerler üzerinde hak iddia ettiler. Yandaş basında ”Yeni Türkiye”nin sınırlarını gösteren haritalar yayınlandı. Türk hükümeti silah alımlarında ve silahlanmada dünya sıralamasının en önlerinde yer aldı.

Öte yandan başta Suriye olmak üzere Ortadoğu bölgesindeki savaş, kriz ve gerilimlerin ateş ve dumanları bir türlü sönmedi. Rusya, İran, Amerika, Türkiye, Suudi Arabistan, İsrail, Katar ve daha pek çok dünya ya da bölge gücü Suriye’ye doğrudan yahut dolaylı müdahale ederek savaşın içinde yer aldılar. Suudi Arabistan’ın açıkça müdahale ettiği Yemen kanlı bir savaşın içine çekildi.

Bütün bu koşullar karşısında partimizin kendisini yenibaştan ve daha militan bir tarzda yeniden organize etmesi kaçınılmaz hale geldi.

Yoldaşlar

Kısa süre önce gerçekleştirilen Anayasa oylaması ile hukuken de tescil edilen ”Yeni Türkiye” hem Türk devletinin emperyalist yönelişlerine ve başta Kürdistan’ın bütün parçalarında yükselen ulusal özgürlük mücadelesi karşısında duyulan korkuya bir yanıt; hem de devletin kendini bizzat Türkiye içindeki keskinleşen sınıf çelişkileri ve öteki toplumsal çelişkilerin doğuracağı toplumsal patlamalara karşı yeniden düzenlemesidir.

Türk devleti Gezi olayları sırasında da görüldüğü gibi özellikle sanayi kentlerindeki toplumsal muhalefetin her an patlayacağı endişesi altındadır. Bundan ötürü ”tehlikeli” mahalleler çoktandır ”Kentsel Dönüşüm” adı altında yıkılmakta, güvenlik gerekçesiyle yeni idari bölgeler kurulmakta, şehirleşme planları toplumsal ayaklanmaları bastırma konseptine göre yeniden düzenlenmektedir. Tıpkı Paris Komünü’nün yenilgisinden sonra barikat savaşlarını mümkün kılan dar sokaklı işçi mahallelerinin yıkılması ve yerine geniş caddeli, polis kuvvetlerinin kolayca sevkedileceği yeni semtler, mahalleler yapılması gibi Türk rejimi de kendini muhtemel bir halk ayaklanmasına karşı daha şimdiden tahkim etmektedir.

Kürdistan’da bunlara ek olarak Kürdistan coğrafyasını ağ gibi saran barajlar politikasıyla Kürdistan şehirleri adeta birbirinden yalıtık adalar haline gelmiş durumdadır.

Olgular ”Yeni Türkiye”nin büyük emperyalist rüyalar beslediği kadar, büyük korkular, endişeler beslediğini de gösteriyor. Bunda haksız da değildir.
Bugün şaibeli referandum sonuçlarını gerçek kabul etsek bile, ki öyle olmadığı aşikardır, Erdoğan kıl payı kazanmıştır. Zaferi ”Pirus zaferi”dir. En ağır OHAL koşulları altında, taşların bağlandığı köpeklerin salıverildiği koşullarda halkımız ve Türkiye halkları güçlü bir tepki sergilemiş ve bunu sandıkta da göstermiştir. Hayır oylarının yüksek olduğu Kırmızı bölgelere dikkatle bakıldığında görülen tablo halkımızın yanısıra Türkiye proleteryası ve emekçilerinin de rejim karşısındaki kararlı duruşunun tablosudur: Kürdistan illeri ve Türkiye’nin Marmara, Ege, Akdeniz kuşağındaki sanayi metropolleri.

Bu resim, Türkiye proleteryası ve emekçileri ile halkımızın anti demokratik sömürgeci rejim karşısında kararlı duruşunun resmidir. Ve partimizin örgütlenmede yaslanacağı temelleri gösterir: Kürdistan’ın derinlikleri; Kürdi özellikleri ve duyarlılıkları en yüksek düzeyde olan Kürdistan kentleri… Ve büyük oranda Kürdistanlı işçilerden oluşan Türkiye proleteryasının yoğunluklu olduğu alanlar ve buralardaki işletmeler, fabrikalar, işçi mahalleleri… Biz bunu PROLETERLEŞME ve KÜRDİSTANLILAŞMA olarak formüle ediyoruz. Partimiz KKP’nin önünde daha fazla PROLETERLEŞME ve KÜRDİSTANLILAŞMA hedefi vardır.

İkinci hedefimiz toplumsal muhalefetin en dinamik, en kararlı, en direngen unsurları olan KADIN ve GENÇ emekçileri örgütlemektir. KKP’nin önünde KADINLAŞMA ve GENÇLEŞME hedefi vardır.

Bu hedeflere ulaşmak için ilk görevimiz partimizi devrimci temelde yeniden yapılandırmak ve sağlamlaştırmaktır. TC sömürgeciliğinin ve Ülkemiz Kürdistan’ın bugünkü koşullarında laçka, gevşek, herşeyi açıkta bir KKP düşünülemez.

Yoldaşlar

TC’deki ‘sistem’ değişikliği TC’nin en kırılgan yanlarından biri olan ekonomik ve toplumsal alanlardaki zaaflarını gideremez. Ekonomik alanda kriz ve çöküş sinyalleri ile sosyal alanda emekçi sınıfların homurtuları yükselmeye başlamıştır bile. TC devleti, emperyalist – kapitalist güçlerin hammadde ve enerji kaynakları üzerinde yürüttükleri hegemonya mücadelesinin tam ortasında ve bir tarafı durumundadır. Sömürgeci TC devleti en başta diğer Kürdistan parçaları gelmek üzere Ortadoğu bölgesinde hegemonya mücadelesine daldıkça Ortadoğu’nun çelişki ve çatışmalarını da kendi içine taşımaktadır. Bu devlet kendi elleriyle besleyip büyüttüğü islamcı cihatçıların şimdiden her tarafta fink attığı bir devlet durumundadır. Bir gün ”Suriye bizim iç meselemizdir” diye haykıran; başka bir gün ”Kerkük iç meselemizdir”, başka bir gün ”12 Adalar bizimdir” diyen TC egemenleri dışta saldırganlaşıp emperyal rüyalara daldıkça içte daha baskıcı, daha faşist, daha zorba politikaları artırarak sürdürmek zorundadırlar. OHAL/KHK rejiminin 2019 yılı seçimlerine kadar devam edeceğinin işaretleri vardır.

Yeni rejim ve olası bir ekonomik kriz ya da dış macera kitlelerdeki hoşnutsuzluğu artıracak, bu hoşnutsuzluk kitlelerin tavrına yansıdıkça rejimin şiddeti de artacaktır. Bu durum kitlelerin devrimci muhalefetine öncülük edecek olan partilerden daha sıkı donanım, daha militan örgütlenme talep eder. Günümüzün bizden talep ettiği tarz THKO’nun bize miras bıraktığı devrimci değerler temelinde çalışma, örgütlenme ve mücadele tarzıdır. KKP III. Kongresi’nin kabul ettiği Yasadışı Örgütlenme – Yasal Mücadele perspektifi bugün daha bir önem kazanmıştır.

Bu nedenlerle Merkez Komitemiz partimizin yeniden yapılandırılmasını, aşılmış ya da geçersizleşmiş kararların yerine günün şartlarına uygun yeni kararlar alınmasını önermektedir. Kongremizin günümüzün şartlarına uygun kararları alacağına inancımız tamdır.

* * * * * * * *

FAALİYET RAPORU

Yoldaşlar

Raporumuzun bu bölümünde 24 Mart 2016’dan bu yana Merkez Komitesi olarak yaptığımız işlere kısaca değineceğiz. Tek tek MK ve parti üyelerimizin tekil ya da müşterek olarak yürüttükleri etkinlikler bu raporun kapsamı dışındadır. Yoldaşlarımız KKP adına çok sayıda faaliyetlerin içinde, önünde yer aldı, aktif faaliyet yürüttüler. Bunların bir kısmı sosyal medyada da paylaşıldı. Partimizin sesi hem meydanlarda, salonlarda düzenlenen etkinliklerle hem de sosyal medya ve öteki kitle iletişim araçlarıyla çok sayıda insana erişti. Kimi konuşmalarımız ve etkinliklerimiz devrimci demokratik televizyon kanalları aracılığıyla binlerce insana ulaştı. Ancak biz burada MK olarak yaptığımız faaliyetlerin bir kısmına değineceğiz.

7. Kongremizin seçtiği Merkez Komitemizin bellibaşlı faaliyetleri şöyledir:

– 10 Nisan 2016’da KKP 7. Kongresi’nin ”Bölge Halklarına, Dünya Proleterlerine ve Ezilen Halklarına” başlıklı Sonuç Bildirisi ile dünyanın, bölgemizin ve ülkemizin gidişatını belirttik; partimizin önündeki acil görevlere işaret ettik.
– 22 Nisan 2016’da yayınlanan 1 Mayıs bildirisi ile tüm Kürt güçlerini alanlarda enerjilerini ortaklaştırmaya çağırdık; 1 Mayıs günü ise bulunduğumuz alanlarda etkin biçimde 1 Mayıs kutlamaları gerçekleştirdik.
– 21 Mayıs 2016’da Cenevre’de BM binası önünde ”Erdoğan Yargılanmalıdır” mitingine etkin katılım sağladık ve miting kürsüsünde yaptığımız konuşma ile faşist Erdoğan’ı teşhir ettik, lanetledik ve dünya demokrasi güçlerini Kürdistan ve Türkiye halklarına destek olmaları çağrısı yaptık.
– 21 Ağustos 2016’da ülkemizin ve bölgemizin içinde bulunduğu durumu analiz ederek Türkiye ve Kürdistan devrimci demokratik güçlerinin; DİSK, KESK ve diğer demokratik kitle örgütlerinin oluşturduğu güçbirliğini desteklediğimizi ilan eden ”Hep Beraber” başlıklı bildiriyi kamuoyuna duyurduk.
– 14 Eylül 2016’da ”Kürt – Türk Halklarına, Dünya Demokratik Güçlerine” başlıklı bildiri ile bütün demokrasi güçlerini belediyelerimizi kayyumlara devreden hak gaspına karşı ortak barikatlarda tek yumruk olmaya çağırdık.
– 1 Ekim 2016’da parti içine yayınladığımız bildiri ile partimizi tasfiye yönelimlerine karşı parti örgütümüzü uyaran ve herkesi daha sorumlu, ilerletici bir dil – üslup kullanmaya davet eden genelge ile partimize gerekli uyarmaları yaptık.
– 8 Ekim 2016’da KKP 3. Konferansı’nı örgütleyerek; üyelerimizle partimizin yönelimlerini tartıştık, belirledik.
– 10 Ekim 2016’da Strasbourg’da Ezidi Halk Meclisi’nin açlık grevine destek ziyaretinde bulunduk ve televizyon programında görüşlerimizi açıkladık.
– 14 Ekim 2016’da MK olarak parti örgütüne yayınladığımız genelgeyle partimizin 3. Konferansı ışığında herkesi sorumlu ve hassas davranmaya; bütün yoldaşlarımızı MK etrafında kenetlenmeye çağırdık.
– 28 Ekim 2016 ”Yarın Geç Olabilir” başlıklı bildiri ile Amed’den başlayarak belediye başkanlarımızın tutuklanmasına karşı halkımızı topyekun direnişe çağırdık.
– 6 Kasım 2016’da ”Baş Eğmeyenlere Selam Olsun” bildirisi ile milletvekillerimizin saldırıya uğramasına ve tutuklanmasına karşı tavır aldık; demokrasi, barış ve özgürlük sevdalılarını meydanlara çıkmaya davet ettik.
– 8 Kasım 2016’da yayınladığımız belge ile ÖSP PM’ne görevlerini hatırlatan, nelere hüküm verip nelere hüküm veremeyeceğini, neleri yargılayıp neleri yargılamayacağını izah eden ve ÖSP’nin asli görevi neyse onu yapmasını öneren açıklamayı ilettik.
– 27 Kasım 2016’da KKP Genel Sekreteri Kasım Hesinker yoldaş partıimiz adına yayınladığı ”Castro yoldaşı Kaybettik” başlıklı bildiri ile başta Küba halkı olmazk üzere dünya işçi ve emekçilerine başsağlığı dilemiş ve yoldaşın mesajı Küba elçiliğinin düzenlediği anma etkinliğine katılan yoldaşlarla elden ulaştırılmıştır. Bir kez daha Castro yoldaşa ve bütün şehiitlerimize uğurlar olsun.
– 28 Ocak 2017’de MK adına yayınladığımız bildiri ile halklarımızı 16 Nisan 2017’de yapılacak olan Anayasa oylamasında ”Amasız fakatsız Hayır!” demeye çağırdık.
– 30 Ocak 2017’de yayınladığımız genelge ile 8. Kongremizin startını verdik ve parti içi tartışmanın başlatıldığını bildirdik.
– 4 Mart 2017’de ”Basına ve Kamuoyuna” başlıklı bildiri ile YBŞ/ YJŞ güçleri ile Peşmerge kuvvetleri arasında meydana gelen çatışma nedeniyle tarafları itidalli davranmaya, nefret söyleminden kaçınmaya çağırdık.
– 15 Mart 2017’de ”BIJİ NEWROZ, NEWROZ PİROZ BE!” bildirisiyle halklarımızın Newroz’unu kutladık. Halkımızın devrimci güçlerinin acil görevlerini bir kez daha hatırlattık. Şehitlerimizi anma, partimizin 35. yılını ve Newroz’u kutlama amacıyla SYKP’li dostlarla birlikte coşkulu bir gece düzenledik.
– 17 Nisan 2017’de MK adına ”Açlık Grevleri Ölüm Sınırında, Geç Olmadan Ses Ver” başlıklı bildiri ile herkesi sorumlu davranmaya ve PKK’yi açlık grevlerini sonlandırma için insiyatif kullanmaya davet ettik. 18 Nisan günü KCK bir bildiriyle çağrımız doğrultusunda açlık grevlerinin bitirilmesini istemiştir.
22 Nisan 2017’de ”Kürdistanlı İşçiler Emekçiler” başlıklı bildirimizle partimiz tüm işçi ve emekçileri 1 Mayıs alanlarında sömürgeci, despot TC rejimine karşı durmaya, demokratik taleplerini yüksek sesle haykırmaya çağırdı.
23 Nisan 2017’de ”Ermeni ve Süryani Soykırımını Lanetliyoruz” bildirisiyle soykırımın sorumluluğunu taşıyan Osmanlıların ardıllarını bu soykırımlarla yüzleşmeye ve özür dilemeye davet etti.
25 Nisan 2017’de Türk devletinin Şengal ve Rojava’daki halkımıza saldırısını protesto eylemine katılarak, parti temsilcimcimiz sömürgeci Türk devletini soykırımcı, işgalci yüzünü teşhir etti.
30 Nisan’dan başlayarak 1 Mayıs alanında parti standı açtı ve 1 Mayıs günü yürüyüş kortejlerinde yerini alarak işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele geleneğini sürdürdü.

Sevgili yoldaşlar seçildiğimiz 7. Kongre’den bu yana Merkez Komitesi olarak yukarda andığımız bildiri ve duyurularla eş yahut yakın zamanlı düzenlenen miting, yürüyüş, açlık grevi ve benzeri protestoların, pratik etkinliklerin hep içinde olduk. Kent kent koşuşturduk, kürsülerde konuşmalar yaptık. Bildiri ve duyurularımızın ruhuna uygun olarak öteki devrimci demokratik yurtsever güçlerle birlikte sömürgeci TC devleti ve Erdoğan’ın şahsında somutlaşan diktatörlük rejimine karşı bulunduğumuz alanlarda birlikte yanyana yürüyerek, mitingler, yürüyüşler, kampanyalar örgütleyerek aktif pratik faaliyet yürüttük. Parti sözcülerimiz bir çok etkinlikte konuşmacı olarak bölge ve dünya kamuoyuna partimizin görüşlerini anlattılar. Mücadele ve örgütlenmelerin çeşitli kademelerinde yoldaşlarımız doğrudan görev ve sorumluluklar aldılar. Bu çerçevede Avrupa HDK’da etkin yer aldık. Bu konudaki faaliyetlerimiz devam etmektedir. Öteki güçbirlikleri platformlarına temsilciler gönderdik. Hayır kampanyası çerçevesinde etkinliklere katıldık. Konsolosluklar önündeki protesto eylemlerinde aktif yer aldık. Ülkede gerçekleştirilen katliamların protesto eylemlerine katıldık, taziye çadırları açılmasında yer aldık. Düzenlediğimiz gecenin biletlerini dağıtmak için kapı kapı dolandık. Çeşitli dost güçlerin gecelerine ya doğrudan katılarak ya da mesaj ileterek dayanışma sağladık. Bu arada Merkez Komitesi kendi arasında da sürekli toplantı halinde oldu. Sık sık yapılan toplantılara toplantı mekanı yakınında bulunan yoldaşların da katılması ve fikirlerini iletmesi sağlandı. Toplantılar haricinde de sürekli iletişim halinde güncel gelişmeleri, sorunları değerlendirdi ve ortak sonuçlara ulaştı. Yayınlanan her türlü metin, bildiri ve açıklamaların bir tanesi bile yoktur ki MK üyelerinin defalarca denetiminden geçmemiş olsun. Çerçevesini MK’nın belirlediği, MK üyelerinden ya da görevlendirdiği yoldaşlardan birinin kaleminden çıkan her satır titiz bir kollektif redaksiyondan geçirilerek yayınlanmıştır.

——————

Yoldaşlar

Burada İsviçre’de Kadın Faaliyetleri Raporunu yazan yoldaşın raporunu sunmak istiyorum:

İsviçre`de kadın örgütlenmesi

Simdiye kadar İsviçre`de KKP adına etkin bir kadın örgütlenmesi maalesef yapılamadı. Kadınlarımız yapılan etkinliklerde sorumluluğun, yükün büyük kısmını yüklenseler de maalesef bağımsız bir kadın çalışması başlatamadık. Bununla ilgili kadınlarımızın biraraya geldiği 2 toplantı yapıldı. Bu toplantılar sonucunda hedeflerimiz ve çalışma şeklimiz tam vücut bulamadığı için toplantıların da devamı gelmedi. Bütün bunlara rağmen tek tek de olsa İsviçre`de kadın çalşmalarında ve eylemlerinde yerimizi aldık ve almaya devam ediyoruz. Şimdiye kadar katıldığımız çalışmalar şunlardır ;

– 2006 yılında Almanya’nın Düselldorf kentinde yapılan bir kadın konferansında, Dünyada yeniden bir kadın konferansı toplanma fikri ortaya çıktı. Bu fikrin olgunlaştırılması ve birçok Avrupa, Latin Amerika, Ortadoğu ve Asya kıtalarında yapılan örgütlenme çalışmaları sonucunda 1. Dünya kadın konferansı 2011 yılında Venezuella`da toplandı. Isviçre`de örgütlenme çalışmalarında KKP`li kadınlar olarak bizler de destek verdik ve 1. Kongre’de Isviçre delegesi olarak bir kadın arkadaşımızı da gönderdik. Konferans da Dünya kadınları olarak emperyalist sisteme, bu sistemin yarattığı baskılara, sömürüye, açlığa, klima değişikliğine , kadınlar üzerindeki baskılara ve sistemden kaynaklı birçok olumsuzluklara karşı mücadele etme kararı başta olmak üzere alınan 18 kararla bitirildi. 2016 yılında 2. Dünya Kadın Konferansı ise Nepal`de yapıldı. Kasım 2016`da yapılan 3. Dünya Kadın konferansı Avrupa Konferansına katıldık. Bu Konferans sırasında yeni tutuklanmış olan Gülten Kışanak nezdinde Türkiye ve Kürdistan`da süren siyasi baskıları ve tutuklanmaları protesto etmek için delegelerin onayıyla bir protesto yürüyüşü yapıldı. Çalışmalarımız hala etkin bir şekilde devam etmektedir.

– Isviçre’de Unia sendikası Aargau kadın komitesi içerisinde ve Unia Isviçre kadın komisyonu çalışmalarında etkin bir şekilde yer almaktayız. Aynı zamanda yapılan 8 Mart, 14 Haziran ( Isviçredeki ilk kadın grevi etkinlikleri) , 25 Kasım (Kadına şiddete son) ve 1 mayıs etkinliklerinde alanlardayız.

– Emeklilik yaşının kadınlarda da 67 yaşına alınması ile ilgili bir meclisde bir düzenleme yapılması düşünülüyor. Bu düzenleme eğer kabul edilirse 2020 yılından itibaren yürürlüğe girecek. Bununla ilgili Isviçrenin birçok kantonunda çeşitli sol ve demokrat çevreler tarafından bir platform kuruldu. Doğu İsviçre bölgesinde ise bu platform 12 Nisan`da ilk toplantısını yaptı. Bu toplantıya KKP adına yer aldık. Reformun halk oylamasına götürülmesiyle ilgili bölgelerde imza kampanyası başlatıldı. Bizlerde bu kampanyaya desteğimizi elimizden geldiğince sunacağız ve toplantılarında KKP adına yer almaya çalışacağız.

Saygılarımla

————————————

Yoldaşlar

Merkez Komitemizin raporunun okunmasına burada son verirken partimizin başta Kürdistan ve Türkiye’de, giderek diğer Kürdistan parçalarında ve dünyada yeniden organizasyonu doğrultusunda delegelerimizin tarihi kararlar alacağına inancımızı vurgular; Kongremize başarılar diler, MK adına hepinizi saygıyla selamlarız.

KKP Merkez Komitesi Raporu Genel Sekreter Kasım Hésinkar ve Deniz yoldaşlar tarafından 13 Mayıs 2017‘de delegeler huzurunda okundu ve Kongre çoğunluğu tarafından onaylanarak aklandı.

13 Mayıs 2017

KKP 8. Kongresi

…………………

8. KONGRE KARARLARI

1. PARTİ TÜZÜĞÜMÜZÜN İHLALİ HAKKINDA ÖZELEŞTİRİ

a) Parti tüzüğümüzün 18. maddesi (Kongrenin kural olarak üç yılda bir toplanması), 19’uncu maddesinin d bendi (Merkez Komitesi’nin tüzükte öngörülen aralıklarla yapılan kongrelerde seçilmesi) ve 22’inci maddesinin son fıkrası (iki kongre arasının 5 yılı geçmemesi) sık sık ihlal edilmiştir. Parti kongrelerinin karar verme, denetleme ve seçme haklarının ihlali ağır bir suçtur. Hiçbir gerekçe parti yönetim organlarını düzenli aralıklarla kongre tarafından seçerek yenileme ilkesini ihlal etmeyi haklı kılamaz.

b) 8. Kongremiz, sözkonusu ihlallere zamanında müdahale edilmemesi konusunda tüm parti adına özeleştiri verir.
(Oybirliğiyle kabul edildi.)

………………………

2. PARTİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI ÜZERİNE

a) 8. Kongremiz partimizin daha fazla PROLETERLEŞME, KÜRDİSTANLILAŞMA, KADINLAŞMA ve GENÇLEŞME ihtiyacı taşıdığını saptar. Tüm parti organ ve üyelerinin önüne KKP’yi daha fazla PROLETERLEŞTİRME, KÜRDİSTANLILAŞTIRMA, KADINLAŞTIRMA ve GENÇLEŞTİRME hedefi koyar. Parti yayınları, toplantıları, propaganda ve eğitim çalışmaları bu hedefe yönelik olacaktır.

b) TC sömürgeciliğinin ve Ülkemiz Kürdistan’ın bugünkü koşullarında laçka, gevşek, düşman karşısında herşeyi açıkta bir KKP düşünülemez. Partimizin hedeflerine ulaşmak için ilk görevimiz partimizi DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİLİK temelinde yeniden yapılandırmak ve sağlamlaştırmaktır. 8. Kongremiz tüm parti yapımızın önüne günün koşullarına uygun yol ve yöntemleri uygulayan MİLİTAN bir örgüt yaratma görevi koyar.
(Çoğunluk oyuyla kabul edildi)

3. YASAL PARTİLERE ÜYELİK HAKKINDA

8. Kongremiz,

1) KKP üyeleri, devrimci veya demokratik yasal partilere ancak MK’nin izni dahilinde ve ”Önce KKP” bilinciyle üye olabilirler. Bu konuda III. Kongremizin almış olduğu karar temelinde hareket ederler.

2) Kongremiz bir önceki kongrenin KKP’nin yasal BİR partiye ”isim değişikliği” konusunda destek vereceğini beyan eden kararını iptal eder.

3) 8. Kongremiz şu andan itibaren KKP II. Genel Konferansı’nın partinin ”ülkede konumlandığı alanlardan geri çekilmesini” öngören 3. nolu kararı ile KKP 6. Kongresinin bu kararı onaylayan 1 nolu kararını kaldırmıştır. Partimizin yurtiçinde ve yurtdışında bütün alanlarda yeniden örgütlendirilmesini yeni MK’nın ve parti üyelerimizin önüne görev olarak koyar.

(Oybirliğiyle kabul edildi)

……………………………..

4. YAYIN SORUNU

Partimizin yeniden örgütlendirilmesinde merkez yayın organının önemini gözönünde bulunduran 8. Kongremiz yeni seçilecek MK’ni gerekirse kendisine bağlı bir Yayın Kurulu oluşturarak imkanların elverdiği tipte ve ölçüde parti yayıncılığını canlandırmakla, varolanları yeniden organize etmek ve güçlendirmekle görevlendirir.
(Oybirliğiyle kabul edildi)

……………………………….

5. Merkez Disiplin Kurulu Oluşturma

8. Kongremiz, Merkez Disiplin Kurulu oluşturulmasına ve kongrede seçilmesine karar vermiştir. Merkez Disiplin Kurulu’nu aşan konular bir sonraki Kongre’ye taşınır.
(Çoğunluk oyuyla kabul edildi)

…………………………..

Partimizin Genel Kongre ve Konferanslarının Takvimi:
1. Kongre 1982 Şubat – Mart
2. Kongre 1985
3. Kongre 1990 Eylül
4. Kongre 1998 Ekim
5. Kongre 2003 İlkbahar
6. Kongre 2012 Ilkbahar
7. Kongre 2016 24 Mart
I. Konferans 1995 Eylül
II. Konferans 2011 Haziran
III. Konferans 2016 8 Ekim
8. Kongre 13/14 Mayıs 2017

Bölüme ait diğer yazılardan!

KKP Merkez Komitesi: ”İstanbul Belediye Başkanlığı Seçimlerinin Yenilenmesi Keyfi ve Gayri Meşrudur. Tanımıyoruz. Burjuva Partilerinin Hiçbirini Desteklemiyoruz.””

KKP Merkez Komitesi: ”İstanbul Belediye Başkanlığı Seçimlerinin Yenilenmesi Keyfi ve Gayri Meşrudur. Tanımıyoruz. Burjuva Partilerinin …