Pazartesi , Haziran 17 2024
Home / Uncategorized @tr / EKİM DEVRİMİNİN YÜZBİRİNCİ YILI DÜNYA HALKLARINA KUTLU OLSUN!

EKİM DEVRİMİNİN YÜZBİRİNCİ YILI DÜNYA HALKLARINA KUTLU OLSUN!

Partiya Kominista Kurdistan – KKP Genel Sekreteri Kasım Hesinker’in mesajı

Ekim devrimi’nin 101. yıldönümü bütün dünya proletaryasının ve boyunduruk altındaki ezilen halkların yolunu aydınlatmaya devam ediyor.

Nasıl ki 20. Yüzyılın başlarında tarih dünya proletaryası ve sömürge ulusların kurtuluş mücadelesinin önderliğini Rusya proletaryasına yüklemişse; bugün de, 21. Yüzyılın başında, Ortadoğu’nun ulusal kurtuluş ve sosyalizm mücadelesinin önderliğini Kürdistan işçi ve emekçilerinin omuzlarına yüklemiştir.

Çarlık Rusyası nasıl ki Japonya’ya savaş açarak ekonomik ve siyasi krizden emperyalist talan ve soygun savaşıyla sıyrılmak istediyse; bugün de sömürgeci Türk devleti Kürdistan’ı yeniden yeniden işgal ederek ekonomik ve siyasi krizden talan ve soygunla çıkmak istiyor. Ama bu çabalar beyhude.

Nasıl ki Çarlık Rusyası Japonya’ya saldırısından yararlanarak dışta savaş, içerde zulmü büyütmekle çürümüş sömürü ve talan düzenlerini devam ettirmek istedi; ama yenilmesinin arkasından 1905 Rus devriminin şartlarını yarattıysa; bugün de sömürgeci Türk devletinin Kürdistan’a saldırı ve katliamları ırkçı Türk devletinin sonunun başlangıcı olacaktır. Yeter ki bizler Kürdistan komunistleri olarak bizden önceki devrimleri inceleyerek, öğrenerek ve en önemlisi de ülkemiz işçi ve emekçilerinin mücadele deneylerinden yararlanarak sömürgeci – faşist TC devletine karşı uzlaşmaz sınıf savaşımını günün ihtiyaçlarına uygun taktiklerle yükseltelim. Bunun yanında işçi ve emekçilerimizi Türk sömürgeciliğinin peşine takmak isteyen sapma ve uzlaşmacı akımlara karşı mücadeleyi sürdürelim.

Tarih göstermiştir ki proletaryanın sınıf mücadelesi, burjuvazinin iktisadi, siyasi, ideolojik hakimiyetine ve bu hakimiyeti temsil eden devletine karşı olduğu kadar; burjuvazinin proletarya saflarında ayarttığı sapmalara karşı da çetin ve kararlı mücadele gerektirmektedir. Bu mücadele verilmedikçe, işçi sınıfının sınıf mücadelesini doğru rotaya yönlendirmek ve başarıya ulaştırmak mümkün değildir.

1914’te ortaya çıkan Birinci Emperyalist Pazar Paylaşım Savaşında nasıl ki bütün oprtünist sapma akımlar ”Anayurt Savunması” adı altında kendi burjuvalarının yanında saf tutarak burjuvaziye koltuk değneği oldularsa; bizim yerli sapkınlarımız da senelerdir sömürgeci, cellat TC devletinin dümen suyunda yürümeyi politika bellemişlerdir. Bizler bunu defalarca yaşadık ve kavgasını verdik.

1917 Şubatında ilk başta kadınların başlattığı, giderek işçi ve emekçilerin çığ gibi büyüttüğü devrimle 370 yıllık Çarlık otokrasisi yıkılır; bir burjuva hükümeti kurulur; bu hükümetin yanısıra İşçi, Asker, Köylü Vekilleri Sovyetleri ortaya çıkar; ikili bir iktidar oluşur. İşte bu sırada Lenin’in partisi dışındaki bütün partiler kol kola girerek başbakan Kerenski’nin yanına koşar; bakanlık kapma yarışına girerler; devrimin burjuva aşamada çakılıp kalmasını sağlamaya çalışırlar.

Şubat devrimine kadar sapkın ve reformist partilere kıyasla nicel olarak küçük olan Lenin’in partisi Şubat devriminin burjuva devrimi aşamasında çakılıp kalmasının devrimin yarı yolda durması, hatta kazanımlarının kaybedilmesi anlamına geleceğini ilan eder. Devrimin tam başarısı için bütün iktidarın Sovyetlere geçmesi, tüm büyük toprak mülkiyetinin ilga edilmesi ve derebey topraklarının köylülere dağıtılması, emperyalist savaşa derhal son verilmesi ve tüm halklarla ilhaksız, tazminatsız barış yapılması çağrısı yapar. Bolşeviklerin çağrısı kısa zamanda işçi ve emekçiler arasında yankı bulur. Menşevikler, Sosyalist Devrimciler gibi sapkın partilerin ikiyüzlülülüğünü kısa sürede anlayan kitleler bolşeviklerin safına geçer; bolşevikler etrafında kenetlenen işçi, asker ve köylüler 25 Ekim [7 Kasım 1917’de] iktidarı ele geçirerek sosyalizm yolunda proleter devrimler ve ulusal kurtuluş devrimleri çağını başlatırlar.

Sovyet sosyalizmi ağır kayıplar pahasına işçi ve emekçilerin kendi elleriyle kuruldu. Çarlık rejiminin de katıldığı Birinci Dünya Savaşı’nda kaybedilen insanlar bir yana; sadece ilk üç yıllık iç savaşta 3 milyon insan can verdi. Hitler faşizminin işgaline karşı yürütülen Sovyet Anayurdunu Savunma savaşında 20 milyon emekçi hayatını kaybetti. Çarlık döneminde ağırlıklı olarak geri bir tarım ülkesi olan ve bütün bu savaşlarda tamamen tahrip edilmiş bulunan topraklarda yeni sosyalist yaşamı kurmak kolay olmadı. Değişik sovyet halkları federal yapı içinde kendi öz yönetimlerini kurdular ve tüm Sovyet halkları ekonomide, toplumsal yaşamın bütün alanlarında, kültürel hayatta muazzam ilerlemeler sağladılar. Doğu Avrupa ülkelerinin Hitler faşizminin boyunduruğundan kurtulması ve sosyalizm yoluna girmesinde rol oynadılar. Sosyalist sistemin basıncı ve etkin desteği sayesinde Asya ve Afrika’nın sömürgeleri ulusal kurtuluş savaşlarını başarıyla sonuçlandırdı. Bunlardan bazıları sosyalizmin inşasına girişti; bazıları batı emperyalizminden bağımsız gelişme imkanlarına kavuştu; Bağlantısızlar Hareketi ortaya çıktı. Emperyalist kapitalist ülkelerde burjuva devletler, kendi halkarı üzerinde sosyalizmin çekiciliğini önlemek için ”sosyal devlet” uygulamalarına yönelmek zorunda kaldı.

Tüm bu başarılara rağmen 20. yüzyılın sonunda sistem çöktü. Bu, sosyalizm tarihinin ilk yenilgisi değildi; ancak büyük bir yıkımdı. Sosyalizmin kuruluşu nasıl ki dünyayı devrimci yönde değiştirdiyse; yıkılışı da hem sosyalizm saflarında hem de dünya genelinde karşı devrimci dalganın yolunu açtı. Burjuvazinin ideologlarından Fukuyama ”Tarihin Sonu”nu ilan etti. Sosyalizmin ”moda” olduğu yıllarda ”sosyalist” olan sözde solcular bu kervana ”sol”dan dahil oldular. Bunlar ”Sosyalizm Tarihinin Bir Döneminin Sonu”nu bahane ederek güya ”Yeni Yüzyılın Sosyalizmi”nin teorisini kurmaya giriştiler. ”Komünist Manifesto’yu Yeniden Yazma” modası aldı yürüdü. Yarım yamalak anladıkları Marxizm – Leninizm’i bir kez daha çarpıtan bütün bu ”sosyalizm peygamberleri” vaktiyle marxizmin muarızları tarafından ileri sürülmüş küflü tezleri, emperyalist ideologların ve post-modernistlerin tezleriyle harmanlayarak derme çatma teoriler ürettiler. ”Çağ değişti, devir değişti, teoriyi çağa uyduruyoruz” kisvesi altında işçi ve emekçilere verilmek istenen mesaj açıktır: ”Marx’ı, Lenin’i, dünya devrimci hareketinin tarihini ve tecrübelerini incelemenin artık bir yararı yok. Çünkü hepsi boşa çıktı. Vaktinizi bunlara harcamayın; şimdi beni dinleyin; çağın teorisyeni benim! Beni okuyun, ezberleyin, tekrarlayın ve benim çizdiğim muhayyel komünizmin esrarlı havasında esriyin! Cennet yolu, benim ayetlerimi hatmetmekten geçer!”

Oysa 21. Yüzyılın başında Marxizm Leninizmin artık devrini tamamladığını, aşıldığını, geçersizliğinin kanıtlandığını iddia eden burjuva teorisyenleri ve bilumum sapma akımların bütün saldırılarına rağmen Ekim devrimi 101 yıl sonra da yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor; kapitalizmin nasıl yıkılacağı, devrimin nasıl başarılacağı ve proletarya iktidarının nasıl kurulacağı hususlarında paha biçilmez tecrübeler, fikirler sunuyor.

İşçi ve emekçiler sermaye düzenini yıkmak ve emekçilerin iktidarını kurmak için piyasayı dolduran sahte teorisyenleri değil; Marx’ı, Engels’i, Lenin’i ve öteki devrimci önderleri okumalı, incelemeli; geçmişin devrimci mücade ve örgütlenme tecrübelerini özümlemelidirler. Bugünü doğru anlamaya ve geleceği kurmaya yardım edecek olan şey proletaryanın sınıf mücadelesinin tarihsel deneyleridir. Köklerinize sarılınız; köklerinden kopanlar meçhul bataklıklarda boğulmaya mahkumdur.

Kürdistan proletaryasının devrimci komünist partisi Partiya Kominista Kürdistan – KKP emperyalist sömürgeci TC devletine ve onun koltuk değneği her türlü sapkın akımlara karşı Marxizm – Leninizmin evrensel değerlerini; Ekim devriminin ve bütün öteki devrimlerin kazanımlarını savunacaktır; onlardan yararlanmaya, onların derslerini ve tecrübelerini yaymaya devam edecektir. Başta işçiler ve emekçiler, kadınlar, gençler ve aydınlar içerisinde örgütlenerek devrimci komünizmi maddi güç haline getirecektir. Halkımızın devrimci enerjisini kuvveden fiile çıkararak sömürgeci faşist TC devletinin yıkılması ve Özgür ve Demokratik Kürdistan’ın kurulması için mücadele edecektir.

Günümüzün acil görevi yeni Ekim devrimlerini hazırlamak ve başarmaktır.

Yaşasın Ekim Devriminin 101. Yıldönümü

Yaşasın Marxizm – Leninizm Bilimi ve İdeolojisi

Yaşasın Özgür ve Demokratik Kürdistan

Yaşasın Partiya Kominista Kürdistan – KKP

5 Kasım 2018

Partiya Kominista Kurdistan – KKP

Merkez Komitesi adına Genel Sekreter

Kasım Hesinker

Bölüme ait diğer yazılardan!

ULUSAL BİRLİĞİN ACİLİYETİ VE DEVRİMCİ SORUMLULUK! BARAN CEM

Gare Dersleri; Ulusal Birliğin Aciliyeti ve Devrimci Sorumluluk!  Sömürgeci Faşist devlet TC‘nin Kürdistan‘ın üç parçasında …